Demokrat Zafer

Eğitim hakkını ve fırsat eşitliğini korumalıyız!

“Simbiyoz Sosyal Aktivite Derneği olarak özel gereksinimli gençlerimizin özellikle eğitim hayatları bittikten sonra sosyal hayattan uzaklaşması sorununun çözümüne katkıda bulunmak varoluş amaçlarımızdan bir tanesi…” Dernek Başkanı Hülya Aras açıklamalarına devam ederek; ” Ayrıca bizler her bir bireyin yetenek ve yetkinliklerinin imkan verildiğinde geliştirilebileceğine inanıyoruz. Sizlere bu doğrultuda çok özel bir etkinlik hazırladık. Özel gereksinimli gençlerimizin sanatsal başarıları ile kıvanacağımız , güzel bir kokteyl eşliğinde sohbet edip üstüne de Mudanya Kültür Derneği Türk Müziği Korosundan keyifli bir konser dinleyeceğimiz bu ilk büyük çaplı yılsonu etkinliğimizi sizler için heyecan ile hazırladık.” dedi.

Aras; ” Geleceğimiz olan çocuklarımızın gelişimine büyük önem veriyoruz. Özel gereksinimi olan çocuklarımızın eğitim hakkını korumak ve onların toplum içerisinde eşit fırsata sahip olmalarını sağlamak için çalışmaktayız. Siz de bir ebeveyn olarak, çocuklarınız okul hayatında başarılı olsunlar, derslerde davranış sorunları yaşamasınlar istemez misiniz? Çocuklar en değerli varlıklarımız. Tüm çabalarımız, onların en iyi şekilde yetişmesine, başarılı kabul edilen okullarda okumasına, üniversite kazanmalarına ve meslek sahibi olmalarına yöneliktir. Bununla birlikte, çocuklarımızın okul çağı geldiğinde, daha önce yaşamadığınız sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bunlar: dikkat eksikliği ya da dikkat dağınıklığı, hiperaktivite sorunları, çeşitli öğrenme bozuklukları, disleksi, üstün zekâ veya duygusal uyum güçlükleri, depresyon vb. gibi teşhislerle çocuk ruh sağlığı hekimleri, pedagog ve eğitimciler arasında mekik dokuyan ebeveynler haline gelebilirsiniz. Yapılması gerekenler sadece bunlarla sınırlı değil. Çocukla ilgili beklentilerin yüksek olduğu aynı ortamda, çocuğa gereken eğitim desteğini vermeden, onu, yaşadığı sorunu daha kolay atlatmasını sağlayabilecek, soruna özgü bir takım kolaylıklardan yararlandırmadan devam etmek; maalesef içinde bulunulan durumu zorlaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır. Sonuçta, aileler muzdarip, okullar, öğretmenler sıkıntılı, çocuklar zorluklar içerisinde kalmaktadır. Eğitim hayatı, okul yaşamı aksamakta, sorunlar çığ gibi büyümektedir.

Özel eğitime ihtiyacı olan birey kimdir?
Bireysel, gelişim özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen performans düzeyinden farklı bir seviyede olan bireye özel eğitime ihtiyacı olan birey demekteyiz.

Eğitim mevzuatında, bireyin karşılaştığı engele özgü bir sınıflandırma temel alınmamaktadır. Otizm, üstün zeka ve yeteneklilik halleri fark etmemektedir. Söz konusu bireylerler özürlü ya da engelli birey değil özel eğitime ihtiyacı olan bireyler kategorisindedir.

MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde ”Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan birey” ve “Özel öğrenme güçlüğü olan birey” tanımlamaları açıkça yapılmıştır. Buna göre “Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan birey; yaşına ve gelişim seviyesine uygun olmayan dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerini en az iki ortamda ve 6 ay süreyle gösteren, bu özellikleri 7 yaşından önce ortaya çıkan, özel eğitim ile destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan şeklinde tanımlanmıştır.

Özel öğrenme güçlüğü olan birey kimdir?
Kullanılan dili yazılı ve sözlü anlamada, dili kullanabilmek için gerekli olan bilgi alma süreçlerinin birinde veya birkaçında güçlük yaşayan, dinleme, konuşma, okuma, yazma, heceleme, dikkat yoğunlaştırma veya matematiksel işlemleri yapma zorluğu çeken bireyler, özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyaç duyan bireyler olarak tanımlanmaktadır.

Özel çocukların eğitim hakkı nedir?
Bir çocuğun sisteme uyum sağlaması için çocuğun “değiştirilmesi” gibi bir şey söz konusu değildir. Bir bütün olarak okul sistemi tüm öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarını karşılamak için değişiklik yapılabilecek şekilde ve buna yönelik olmalıdır. Hiç bir çocuğun “fırsat eşitliği” ilkesine uygun eğitim alması engellenemez, çocuğun üstün yararı her koşulda bunu gerektirir.

Ülkemizdeki tüm bireyler, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu ve özel öğrenme güçlüğü olan bireyler de dâhil olmak üzere eğitim hakkına sahiptir. Bu eğitim hakkı kaynağını uluslar arası sözleşme ilke ve standartlarının yanı sıra iç hukuktaki ana yasa ve diğer mevzuat hükümlerinden almaktadır. Bu hakkı koruyan en önemli düzenleme ise MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğidir.

Eğitimde ve özel eğitimde temel ilke ve uygulama, gecikmeden bir an önce eğitime başlanması şeklindedir. Eğitimin aksamaması o kadar önemli ki; hatta tıbbi-eğitsel tanılama daha sonra yapılabilir.

Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin okul ve kurumlara kayıtlarında özel eğitim hizmetleri kurulu tarafından yerleştirme kararı alınmış olması şartı aranmıyor. Ancak, bu bireyler için yerleştirme kararı alınması konusunda okul/kurum yönetimi gerekli resmî işlemleri başlatır. Öğrencinin kayıtlı olduğu okul veya kurum, yerleştirme kararına uygun ise öğrenci bulunduğu okul ya da kurumda öğrenimine devam eder. Farklı bir yerleştirme kararı olması hâlinde ise öğrencinin yerleştirme kararına uygun okula nakli konusunda gerekli işlemler yapılır. Mümkün olan en kısa sürede eğitim ve öğretime başlanması, eğitim ve öğretimin kesintisiz olarak devamı açısından söz konusu hüküm uluslararası düzenlemelere ve özel eğitime ilişkin temel ilkelere uygun bir düzenlemedir.

Özel eğitimde tanılama nedir? Nasıl yapılır, neden önemli?
Tanılama, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ile yeterli ve yetersiz yönlerinin, bireysel özelliklerinin ve ilgilerinin belirlenmesi amacıyla tıbbî, psiko-sosyal ve eğitim alanlarında yapılan değerlendirme sürecidir.

Tıbbi Tanılama ve Eğitsel Değerlendirme ve Tanılama olmak üzere iki şekilde yapılan tanılamada bireyin “Özürlü Sağlık Kurulu Raporu” ile zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal gelişim özellikleri ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri, eğitim performansı, ihtiyacı, eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi ve bireysel gelişim raporu dikkate alınır. Tanılama süreci son derece önemlidir çünkü öncelikle gerek tıbbi gerekse eğitsel açıdan özel eğitime ihtiyacı bireyin “tanılama işleminin yapıldığı andaki durumu” gerek tedavi gerekse eğitim ihtiyacı, kapasitesi, somut olarak belirlenmektedir.

Tıbbi Tanılama
Yönetmeliğe göre tıbbi tanılama, Özürlü Sağlık Kurulu raporu ile yapılmaktadır. Kişilerin özür ve sağlık durumu ile kullanım amacını belirten bu rapor, kişilerin hastalık ve özürleri hakkında karar vermeye yetkili olan “Özürlü sağlık kurulu” tarafından hazırlanır.

Eğitsel Değerlendirme ve Tanılama
Bu tanının yapılmasında yetkili kurumlar Rehberlik Araştırma Merkezleri’dir. (kısaca RAM) Eğitsel Değerlendirme ve Tanılama RAM’larda oluşturulan “Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu” tarafından nesnel, standart testler ve bireyin özelliklerine uygun ölçme araçlarıyla yapılmaktadır. Tanılamada;

1. Bireyin tüm gelişim alanındaki özellikleri,
2. Akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri
3. Eğitim ihtiyaçları belirlenir. Özel eğitim ihtiyacı tespit edilirse Özel Eğitim Değerlendirme Kurul Raporu hazırlanır.

Eğitim hakkını ve fırsat eşitliğini koruyan çalışmalar
Özel çocuklar için özel eğitim hakları konusunda toplum bilincine katkı sağlamak ve bu doğrultuda haklar ve olanaklardan haberdar dahi olmayan bireylerin ve ailelerin farkındalıklarını arttırmak için çalışmalarımızı daha da geliştirerek sürdürmekteyiz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ