Demokrat Zafer

AHLAK POLİSLİĞİ DEĞİL, EŞİTLİKÇİ SİYASET!

Hayatın her alanını erkeklerin sınırsız; kadınların lütufla kullanabileceğine dair ataerkil algı, toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi siyasette de kendini gösteriyor. Bu zihniyet, kadınları her alanda baskılamayı ve denetlemeyi kendinde hak görüyor. Siyasetle uğraşan erkekler hiçbir ayrım gözetmeksizin 7/24 rahatça bulunabildikleri kamusal alanlarda herhangi bir sorguya maruz kalmazken, benzer konumdaki kadınlar yaşam biçimlerinin her detayıyla mercek altına alınıyor. Kadınların siyasete katılımındaki ekonomik ve sosyolojik engellere ek olarak kadınlardan en üst düzey eğitim görmüş olmaları, erkek siyasetçilerde aranmayan üstün vasıflara sahip olmaları, hatta mümkünse aile gücü veya kocasının-erkeklerin gücünü de arkalarına almaları bekleniyor. Siyasi tarihlerinde şiddetin her türlüsünü gerçekleştirerek enkaz yaratmış erkeklerin siyasi alandaki varlıkları sorgulanmazken, kadınların erkeklerce onaylanan “hanımefendiler” olmaları bekleniyor.

Siyasi tarihimiz pek çok siyasetçinin siyasi hayatının, mahkemelerde dahi delil olarak kabul edilmeyen ve suç teşkil edilerek elde edilmiş görüntü veya ses kayıtları yoluyla mahremiyetlerinin ifşa edilerek hasar görmesiyle dolu. “Özel hayatın gizliği” uluslararası sözleşmelerle de korunan en temel anayasal haklarımızdan biri olmasına rağmen; her bir olayda hak ihlaline uğrayanın gözetilmesi yerine, mağdur edildiği olayın bedeli mahremiyeti ihlal edilene ödetilerek, hak ihlalini yaratan zihniyete prim verildi.

Kişilerin suç teşkil etmeyen mahrem alanları dokunulmazdır ve siyasetin konusu değildir. Kaldı ki, özel hayatları ifşa edilen erkeklerin bugüne kadar siyasetten çekilmeleri hiç talep edilmemişken, konu kadınlara geldiğinde siyasi hayatları son bulmuştur. Bunun tek adı vardır, kadına yönelik ayrımcılık! Ataerkil ve ahlakçı yargılarla toplumsal yaşamın her alanı gibi siyaset de kadınların baskılandığı ve dışlandığı erkekler kulübüne dönüştürülerek, kadınların deneyim ve çözümleri siyaset alanının dışında bırakılmakta ve demokratik bir toplum inşası engellenmektedir. Kişiler hakkında üye oldukları kurumlar veya kamuoyu tarafından verilebilecek yargı, suç teşkil eden eylemleri ve görevlerine ilişkin yaptıklarıyla sınırlıdır. Kişileri mahremiyet alanları üzerinden değersizleştirme ve itibarsızlaştırma insan hakkı ihlalidir.

Kadın seçmenler olarak siyasi partilerden beklentimiz ahlak polisliği yapmaları değil, üyelerini liyakatlerine göre görevlendirerek eşit ve adil bir siyaset üretmeleri, insan hak ve özgürlüklerinin ihlaline karşı durmalarıdır. Hukuk devletinde hukuki güvenliğe ulaşmanın yolu, önce siyasetçilerin hukuku benimsemelerinden geçer.

Zıt ideolojilerde olduklarını iddia eden siyasi partilerin dahi konu kadınlara gelince fark gözetmeyen ataerkil ve muhafazakâr yaklaşımlarının hiçbirine toleransımız yok. Kravat indirimlerinden kravatlı siyasete, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık son bulana ve yanlış uygulamalar doğrularla yer değiştirene dek, her alanda olduğu gibi siyasette de kadınlara yönelik ayrımcılığın karşısında olmaya ve ihlalleri takip etmeye devam edeceğiz. Kadınlar olarak oyumuz yalnızca eşitlikçi ve temiz siyasete!

Toplumsal yaşamın her alanında kadınlara yaşatılan ayrımcılık, baskı ve şiddetinin her türlüsünü reddettiğimiz gibi, siyasette de reddettiğimizi yineliyoruz. Kadına seçme ve seçilme hakkını dünyada tanıyarak siyasi hayatta kadına yönelik ayrımcılığa son veren ilk ülkelerden biri olduğumuzu hatırlatarak, 1930’lu yıllarda dünyaya öncü olan bu çağdaş yaklaşımın günümüz Türkiye siyasetine de ışık tutmasını temenni ediyoruz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ