Mehmet Mahmut Yıldız: Türkiye’nin Sorunu Yalnızca Kötü Yönetim Değil, Alternatifsizlik!
Şahlanış Partisi Eski Kurucu Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız, Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin iktidarın başarısızlığının yanı sıra ülkeye inandırıcı bir yönetim alternatifi sunulamaması olduğunu söyledi. Türkiye’nin yalnızca iktidar değişikliğine değil, üretimi ve kalkınmayı esas alan yeni bir yönetim anlayışına ihtiyaç duyduğunu belirten Yıldız, “Mesele kimin iktidar olacağı değil, Türkiye’nin nasıl ayağa kaldırılacağıdır” dedi.
Şahlanış Partisi Eski Kurucu Genel Başkanı Mehmet Mahmut Yıldız, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak iktidara, muhalefete ve ülkeyi yönetmeye talip olan siyasi hareketlere çağrıda bulundu.
Türkiye’nin ekonomiden tarıma, sanayiden eğitime ve dış politikaya kadar pek çok alanda ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Yıldız, mevcut iktidarın başarısızlığının toplumun geniş kesimlerince görüldüğünü, ancak muhalefetin de ülkeye güçlü ve uygulanabilir bir alternatif sunamadığını savundu.
Türkiye’de asıl sorunun yalnızca iktidarın başarısızlığı olmadığını vurgulayan Yıldız, “Bir iktidar başarısızlığı yaşanıyor ama ne yazık ki bir iktidar boşluğu yaşanmıyor. Asıl boşluk, ülkeye alternatif bir yönetim anlayışı ve kalkınma programı sunamayan muhalefet cephesindedir. İktidarı eleştirmek başka, ülkeyi yönetmeye hazır olmak başkadır” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE ÜRETİMDEN UZAKLAŞTI, TÜKETİME YÖNELDİ”
Türkiye’nin ekonomik yapısındaki dönüşüme dikkat çeken Yıldız, özellikle tarım ve hayvancılıkta yaşanan gerilemenin, sanayideki dışa bağımlılığın ve ithalata dayalı ekonomik anlayışın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Özal dönemiyle belirginleşen ekonomik dönüşüm sürecinden itibaren Türkiye’nin üretim ve kalkınma anlayışında önemli değişiklikler yaşandığını kaydeden Yıldız, toplumun zamanla topraktan, tarımdan ve üretim kültüründen uzaklaştığını dile getirdi.
Üretim yerine tüketimin, yerli kaynaklar yerine ithalatın öne çıktığını belirten Yıldız, ekonomik bağımsızlığın siyasi bağımsızlık açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti.
Yıldız, “Bir ülke kendi insanının temel ihtiyaçlarını karşılayacak üretim gücüne sahip değilse ekonomik bağımsızlığından da söz edemez. Ekonomik bağımsızlık, siyasi bağımsızlığın en önemli teminatlarından biridir” değerlendirmesinde bulundu.
“DEVLET KALKINMANIN ÖNCÜSÜ OLMALI”
Türkiye’nin kalkınmasında devletin daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini savunan Yıldız, özel sektörün ve serbest piyasanın önemini kabul etmekle birlikte, ülkenin geleceğinin yalnızca özel sektörün yatırım tercihlerine bırakılamayacağını söyledi.
Kırsal kalkınma, tarım, hayvancılık, enerji, savunma sanayisi, teknoloji ve altyapı gibi stratejik alanlarda devletin öncü olması gerektiğini belirten Yıldız, kamu ve özel sektörün birbirini tamamladığı karma ekonomi modelini savunduğunu ifade etti.
Yıldız, “Benim savunduğum anlayış, özel sektörü dışlayan değil; kamu ve özel sektörün birbirini tamamladığı, planlı ve üretim odaklı bir kalkınma modelidir. Devlet, özel sektörün yapmadığı veya yapamadığı stratejik yatırımları üstlenmeli, üretimi teşvik etmeli ve ülkenin uzun vadeli ihtiyaçlarını gözetmelidir” dedi.
Kamu kaynaklarının belirli kesimlerin çıkarlarına değil, toplumun ortak refahına hizmet etmesi gerektiğini de vurguladı.
ATATÜRK DÖNEMİNİN KALKINMA ANLAYIŞINA DİKKAT ÇEKTİ
Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen kalkınma hamlelerinin bugün için de önemli dersler barındırdığını belirten Yıldız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde devlet öncülüğünde kurulan fabrikaların, sanayi tesislerinin ve demiryollarının Türkiye’nin üretim altyapısının oluşturulmasında önemli rol oynadığını söyledi.
Savaşlardan çıkmış ve ekonomik imkânları sınırlı bir ülkenin kararlı politikalarla kalkınma hamlesi başlatabildiğini hatırlatan Yıldız, geçmişteki uygulamaların aynen tekrarlanması yerine, Atatürk döneminin üretim ve bağımsızlık anlayışının günümüzün bilimsel ve teknolojik imkânlarıyla yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.
SİYASİ PARTİLERE SOMUT PROGRAM ÇAĞRISI
Siyasi partilerin gündemlerini ittifak ve koltuk tartışmalarından uzaklaştırarak Türkiye’nin temel sorunlarına yöneltmesi gerektiğini belirten Yıldız, ülkeyi yönetmeye talip olan siyasi hareketlerin somut projeler ve uygulanabilir programlarla kamuoyunun karşısına çıkmasını istedi.
Yıldız, siyasi partilerin özellikle tarım ve hayvancılıkta yeniden kendi kendine yeterlilik, sanayide dışa bağımlılığın azaltılması, gençlere istihdam sağlanması, kırsal yaşamın canlandırılması ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi konularında açık politikalar ortaya koyması gerektiğini ifade etti.
Bu sorulara yanıt veremeyen siyasi hareketlerin ülkenin geleceğine ilişkin gerçekçi bir iddia ortaya koyamayacağını savunan Yıldız, siyasetin merkezinde kişisel ve partisel hesapların değil, Türkiye’nin geleceğinin bulunması gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE’NİN İHTİYACI KALKINMA SEFERBERLİĞİDİR”
Türkiye’nin insan kaynağı, coğrafi konumu, doğal zenginlikleri ve üretim potansiyeliyle çok daha güçlü bir ülke olabileceğini belirten Yıldız, bunun için tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine geçilmesi, tarım ve hayvancılığın yeniden stratejik sektörler hâline getirilmesi ve sanayileşmenin hızlandırılması gerektiğini dile getirdi.
Devletin yalnızca piyasayı izleyen bir konumda kalmaması gerektiğini kaydeden Yıldız, geleceği planlayan, toplumsal ihtiyaçları gözeten ve kalkınmaya yön veren bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Siyasette makam ve mevkilerin amaç değil, millete hizmet için birer araç olduğunu ifade eden Yıldız, Türkiye’nin ihtiyacının yalnızca iktidarı eleştiren bir muhalefet değil, ülkeyi hangi politikalarla ve hangi kaynaklarla yöneteceğini bilen güçlü bir siyasi irade olduğunu belirtti.
Yıldız, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin ihtiyacı, iktidarı eleştirmekle yetinen bir muhalefet değil; ülkeyi nasıl yöneteceğini bilen, neyi, nasıl ve hangi kaynaklarla yapacağını açıklayan güçlü bir siyasi iradedir. Artık siyasi hesapları bir kenara bırakıp Türkiye’nin üretim, kalkınma ve bağımsızlık geleceğini konuşmanın zamanı gelmiştir. Çünkü mesele kimin iktidar olacağı değil, Türkiye’nin nasıl ayağa kaldırılacağı ve gelecek nesillere nasıl bir ülke bırakacağımızdır.”
