HAYIR Diyorum! Bu Süreç Demokrasi Değil, İktidarın Siyasi Geleceğini Güvenceye Alma Arayışıdır”
YENİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ten “Çerçeve Yasa”ya Sert Rest: “HAYIR Diyorum!”
BURSA – YENİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Türkiye’nin siyasi gündeminin en tartışmalı başlıklarından biri haline gelen “Çerçeve Yasa” tartışmasına ilişkin son derece sert bir açıklama yaptı. Öztürk, TBMM gündemine taşınan düzenlemeye açık biçimde karşı çıkarak, “Aşağıdaki gerekçelerimle Çerçeve Yasa’ya HAYIR diyorum” ifadeleriyle siyasi tavrını net biçimde ortaya koydu.
Türkiye’de yaşanan siyasi, hukuki ve ekonomik gelişmeleri aynı zeminde değerlendiren Öztürk, kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” olarak ifade edilen sürecin demokratikleşme ve toplumsal barış hedefinden ziyade, iktidarın siyasi geleceğini güvence altına almaya dönük bir arayış olduğu görüşünü savundu.
Öztürk’ün açıklaması, yalnızca bir yasa düzenlemesine yönelik itiraz niteliğinde kalmazken; iktidarın ekonomi politikalarından hukuk sistemine, muhalefete yönelik uygulamalardan seçim sonuçlarına, tutuklu siyasetçilerden kayyum uygulamalarına kadar uzanan kapsamlı bir siyasi hesaplaşma niteliği taşıdı.
“31 MART’TA MİLLET SANDIKTA İKTİDARA MESAJINI VERDİ”
Hasan Öztürk, açıklamasının merkezine 31 Mart yerel seçimlerini yerleştirerek, iktidarın seçim sonuçlarından gerekli siyasi mesajı almadığını savundu.
Öztürk’e göre, seçmenin sandıkta ortaya koyduğu irade Türkiye’de siyasi dengelerin değiştiğini açık biçimde gösterdi.
Öztürk, bu değerlendirmesinin ardından çok daha sert bir siyasi iddia ortaya koyarak, iktidarın gelecekte seçim kaybetme ihtimalini görmesiyle birlikte yeni bir siyasi arayışın devreye sokulduğunu savundu.
Öztürk, “Millet 31 Mart’ta iktidara sandıkta mesajını vermiş, iktidar yerel seçimi kaybetmiştir. İktidarı kaybetme ihtimalini gören müesses nizam da Bahçeli üzerinden Öcalan’la yeni bir süreç başlatmıştır” ifadelerini kullandı.
Bu sürecin temel motivasyonunun Türkiye’yi demokratikleştirmek olmadığını savunan Öztürk, asıl hedefin mevcut siyasi düzenin devamlılığını sağlamak olduğunu ileri sürdü.
“AMAÇ DEMOKRATİKLEŞME DEĞİL, MEVCUT DÜZENİ KORUMAK”
Öztürk, kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” başlığı altında yürütülen sürecin demokratikleşme amacı taşıdığı yönündeki değerlendirmelere katılmadığını belirtti.
YENİ Parti Bursa Milletvekili, sürecin arkasında siyasi ittifakların genişletilmesi ve mevcut iktidar yapısının geleceğinin güvence altına alınması amacı bulunduğunu savunarak, “Bu sürecin amacı Türkiye’yi demokratikleştirmek değil, Cumhur İttifakı’nı, siyasi ittifakları genişleterek mevcut düzenin devamını güvence altına almaktır” dedi.
Öztürk’ün açıklamasındaki bu bölüm, “Çerçeve Yasa” tartışmasını doğrudan Türkiye’nin gelecekteki siyasi yapılanmasıyla ilişkilendirmesi açısından dikkat çekti.
Milletvekili Öztürk, ülkede toplumun çok geniş kesimlerinin ekonomik ve sosyal sorunlarla boğuştuğu bir dönemde böylesine kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılmasının da tesadüf olmadığını savundu.
“İŞÇİDEN EMEKLİYE, ÇİFTÇİDEN ESNAFA KADAR HERKES SORUN YAŞIYOR”
Türkiye’nin ekonomik tablosuna da dikkat çeken Öztürk, toplumun farklı kesimlerinin ağır sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti.
İşçilerin, emeklilerin, çiftçilerin, esnafın, memurların, üreticilerin ve iş dünyasının ekonomik ve sosyal sorunlarla mücadele ettiğini ifade eden Öztürk, böylesine ağır bir tablo içerisinde ülkenin temel gündeminin kapalı kapılar ardında yürütülen siyasi hesaplaşmalara indirgenmesini eleştirdi.
Öztürk, “Sorunsuz hiçbir kesimin kalmadığı; işçinin, emeklinin, çiftçinin, esnafın, memurun, üreticinin, iş dünyasının ekonomik ve sosyal sorunlarla boğuştuğu bir dönemde bu sürecin başlaması tesadüf değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Bu sözlerle iktidarın gündem tercihini de hedef alan Öztürk, toplumun geçim sıkıntıları, ekonomik darboğaz ve sosyal sorunlarla mücadele ettiği bir dönemde siyasi sistemin geleceğine ilişkin tartışmaların kamuoyundan uzak yürütülmesini eleştirdi.
“MİLLİ İRADE MASKESİ DÜŞMÜŞTÜR”
Öztürk, iktidarın uzun süredir kullandığı “milli irade” söylemini de hedef aldı.
Sandık iradesine saygı gösterildiğinin ifade edilmesine karşın, muhalefet cephesinde yaşanan hukuki ve siyasi gelişmelerin bu söylemle çeliştiğini savunan Öztürk, sert bir ifadeyle “Milli iradeye saygı diyenlerin, milli irade maskesi düşmüştür” dedi.
Öztürk’e göre milli iradeden söz edebilmek için yalnızca seçim sandığının varlığı yeterli değil; seçilmişlerin görevlerini özgür biçimde sürdürebilmesi, muhalefetin siyasi faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi ve yargı kararlarının eksiksiz uygulanması gerekiyor.
“SEÇİLMİŞLER TUTSAK, KAYYUMLAR DEVREDE”
Hasan Öztürk, açıklamasının en sert bölümlerinden birini Türkiye’deki hukuk ve yargı uygulamalarına ayırdı.
Öztürk, seçilmiş Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 28. dönem Milletvekili Can Atalay ile çok sayıda belediye başkanı ve siyasi yol arkadaşının tutuklu bulunduğunu belirterek, Türkiye’de tutuklu yargılamanın istisnai bir tedbir olmaktan çıkarak esas uygulamaya dönüştüğünü savundu.
Öztürk ayrıca Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını, seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atandığını ve muhalefetin Meclis’te dahi sesinin kısılmaya çalışıldığını ileri sürdü.
Milletvekili Öztürk, bu tablo karşısında Türkiye’nin demokratikleşme iddiasıyla yeni bir siyasi sürece sokulmasını kabul etmediğini vurguladı.
“DEMOKRASİNİN EN KÖTÜ OLDUĞU ORTAMDA DEMOKRATİK GELECEK İNŞA EDİLEMEZ”
Öztürk, “Çerçeve Yasa”ya yönelik itirazının barış kavramına veya terörün sona erdirilmesi hedefine yönelik olmadığının özellikle altını çizdi.
Bu ayrımı özellikle vurgulayan Öztürk, “Bizim itirazımız barışa, demokrasiye ya da Terörsüz Türkiye’ye değil” dedi.
Ancak Öztürk, bu hedeflerin hukuk devleti ilkelerinin geriye itildiği bir ortamda gerçekleştirilemeyeceğini savundu.
“Türkiye’nin demokratik geleceğinin, Türkiye demokrasisinin en kötü olduğu bu ortamda sağlanamayacağı ortadadır” diyen Öztürk, demokrasi iddiasında bulunan bir siyasi sürecin öncelikle demokratik hukuk düzenini güçlendirmesi gerektiğini ifade etti.
“KAPALI KAPILAR ARDINDA HAZIRLANAN METNE ‘YETMEZ AMA EVET’ DEMEM”
Çerçeve Yasa’nın içeriğine yönelik en temel itirazının şeffaflık eksikliği olduğunu belirten Öztürk, kamuoyunun düzenlemenin hangi amaçla hazırlandığını, hangi sonuçları doğuracağını ve hangi siyasi mutabakatların sonucunda ortaya çıktığını yeterince bilmediğini savundu.
Öztürk, “Böyle bir ortamda, kapalı kapılar ardında hazırlanmış, neyin karşılığında neyin vaat edildiğini bilmediğimiz eksik ve yetersiz bir Çerçeve Yasa’ya ‘yetmez ama evet’ demek benim için mümkün değildir” sözleriyle düzenlemeye ilişkin tavrını kesin biçimde ortaya koydu.
Bu ifadeler, Öztürk’ün yalnızca mevcut metne yönelik çekincelerini değil, düzenlemenin hazırlanış biçimine yönelik köklü itirazını da ortaya koydu.
“BİZİM İTİRAZIMIZ BARIŞA DEĞİL, HUKUKU ASKIYA ALANLARA”
Öztürk, açıklamasında özellikle bir ayrım yapılması gerektiğini belirterek, kendisine yöneltilebilecek “barışa karşı çıkıyor” eleştirilerinin önünü kesti.
“Bizim itirazımız barışa, demokrasiye ya da Terörsüz Türkiye’ye değil; hukuku askıya alanların, muhalefeti susturanların, seçilmişlere kayyum atayanların kapalı kapılar ardında yürüttüğü ve millete hesabı verilmeyen bir sürece” ifadelerini kullanan Öztürk, itirazının doğrudan yönteme ve siyasi zemine yönelik olduğunu vurguladı.
Öztürk, Türkiye’nin gerçek anlamda demokratikleşmesini destekleyecek, hukuk devletini güçlendirecek, siyasi özgürlükleri genişletecek ve toplumun bütün kesimlerinin üzerinde uzlaşabileceği bir düzenlemeye kapılarının kapalı olmadığını da ortaya koydu.
Ancak bunun için öncelikle hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi gerektiğini savundu.
“BURSA’NIN VE BALKAN-RUMELİ CAMİASININ HİSSİYATI DA AYNI”
Bursa milletvekili kimliği üzerinden kentte yaşayan vatandaşların ve özellikle içerisinde bulunduğu Balkan ve Rumeli camiasının hassasiyetlerine de değinen Öztürk, kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü savunduğu sürecin toplumda ciddi soru işaretleri oluşturduğunu söyledi.
Öztürk, “Milletvekili olduğum Bursalıların, içerisinde bulunduğum Balkan ve Rumeli camiasının kapalı kapılar ardında, iktidarın siyasi geleceğine yönelik gördüğü bu süreç ile ilgili aynı duygular içindeyim” diyerek, kendi siyasi tutumunun Bursa’daki toplumsal hassasiyetlerle de örtüştüğünü ifade etti.
Bu çıkış, Öztürk’ün açıklamasını yalnızca Ankara merkezli siyasi tartışmanın dışına taşıyarak Bursa kamuoyuna yönelik doğrudan bir siyasi mesaj niteliğine de büründürdü.
“MİLLETİN HABERİ OLMADAN TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ ŞEKİLLENDİRİLEMEZ”
Öztürk’ün açıklamasının tamamında öne çıkan temel başlıklardan biri şeffaflık oldu.
Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir düzenlemenin kamuoyundan uzak biçimde hazırlanmasına karşı çıkan Öztürk, TBMM’de yapılacak oylamanın yalnızca teknik bir yasa oylaması olmadığını savundu.
Öztürk’e göre asıl mesele, Türkiye’nin nasıl bir demokrasiye, nasıl bir hukuk sistemine ve nasıl bir siyasi geleceğe sahip olacağıdır.
Bu nedenle düzenlemenin içeriği kadar, hangi siyasi atmosfer içerisinde hazırlandığının da sorgulanması gerektiğini belirten Öztürk, iktidarın millete açık ve hesap verebilir bir süreç yürütmesi gerektiğini söyledi.
“ÇERÇEVE YASA’YA HAYIR”
Hasan Öztürk, açıklamasının sonunda siyasi tavrını herhangi bir yoruma ihtiyaç bırakmayacak kadar net biçimde ortaya koydu.
“Bu nedenle bugün yapılacak Çerçeve Yasa oylamasında ‘HAYIR’ diyeceğimi kamuoyuna saygıyla duyururum.”
Öztürk’ün bu açıklaması, Yeni Parti’nin söz konusu düzenlemeye yönelik tutumunun Bursa ayağında da sert bir muhalefet çizgisinin ortaya konulduğunu gösterirken, TBMM’deki oylama öncesinde tartışmanın siyasi dozunu daha da yükseltti.
“BU SADECE BİR YASA OYLAMASI DEĞİL”
Hasan Öztürk’ün açıklaması, “Çerçeve Yasa” tartışmasını yalnızca bir yasa maddesi veya teknik düzenleme tartışması olmaktan çıkararak Türkiye’nin siyasi geleceği, hukuk devleti, muhalefetin konumu, seçim iradesi ve iktidarın geleceği üzerinden yürütülen daha kapsamlı bir hesaplaşmanın parçası haline getiriyor.
Öztürk’ün ortaya koyduğu siyasi çerçeveye göre Türkiye’nin demokratik geleceği, kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıklarla değil; açık, şeffaf, hesap verebilir ve TBMM’nin gerçek anlamda merkezinde olduğu bir süreçle inşa edilmeli.
YENİ Parti Bursa Milletvekili, bu gerekçeler doğrultusunda “Çerçeve Yasa” için “yetmez ama evet” çizgisini dahi kabul etmeyeceğini açıkça ilan ederken, oylamadaki tercihini de tek kelimeyle ortaya koydu:
HAYIR.
