Epilepsi ve Yaşam Derneği Başkanı Ebru Öztürk: “Ne Kadar Çok Kişiye Ulaşırsak, O Kadar Çok Epilepsiliye Dokunabiliriz”
30 Ağustos’ta epilepsi farkındalığı için sahaya çıktılar: Türkiye genelinde bilinçlendirme seferberliği
30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Türkiye’nin farklı illerinde gerçekleştirilen epilepsi farkındalık çalışmaları, epilepsi konusunda toplumun bilinçlendirilmesi ve nöbet sırasında doğru müdahale kültürünün yaygınlaştırılması açısından dikkat çekti. Epilepsi ve Yaşam Derneği tarafından yürütülen çalışmalar; belediye parklarındaki stantlardan okullara, üniversitelerden siyasi partilere, yerel yönetimlerden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, kamu kurumlarından uluslararası platformlara kadar uzanan geniş bir alana yayıldı. Dernek Başkanı Ebru Öztürk, epilepsi konusunda farkındalığın artırılması için yürütülen çalışmaların küçük adımlarla başladığını belirterek, “Küçük damlaların yarın çok daha güzel sonuçlara vesile olacağına inanıyoruz” mesajını verdi.
Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin dönüm noktalarından biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı, bu yıl farklı alanlarda gerçekleştirilen sosyal farkındalık çalışmalarıyla da gündeme geldi. Türkiye’nin çeşitli illerinde epilepsi konusunda vatandaşları bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar gerçekleştirilirken, özellikle toplumun günlük yaşam içerisinde doğrudan ulaşılabileceği alanlar tercih edildi.
Epilepsi ve Yaşam Derneği tarafından gerçekleştirilen farkındalık faaliyetlerinde belediyelerin merkezi parklarında stantlar kurularak vatandaşlarla birebir iletişim sağlandı. Çalışmalarda epilepsinin ne olduğu, epilepsi nöbeti sırasında çevrede bulunan kişilerin nasıl davranması gerektiği, hangi müdahalelerin doğru, hangilerinin ise yanlış olduğu konusunda bilgilendirmeler yapıldı.
Farkındalık çalışmalarının temel hedefinin epilepsiyi yalnızca epilepsili bireylerin ve ailelerinin yaşadığı bir sağlık sorunu olarak görmeyen, toplumun tamamını ilgilendiren bir bilinç oluşturmak olduğu belirtildi.
30 Ağustos’ta parklar farkındalık alanına dönüştü
30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar, uzun süredir sürdürülen park farkındalık faaliyetlerinin yeni bir ayağını oluşturdu.
Vatandaşların yoğun olarak bulunduğu merkezi belediye parklarında kurulan stantlarda, epilepsi konusunda temel bilgiler aktarılırken, epilepsi nöbeti geçiren bir kişiye çevresindeki insanların nasıl yaklaşması gerektiği de anlatıldı.
Çalışmalar sırasında vatandaşların soruları yanıtlanırken, epilepsili bireylerin ve yakınlarının ihtiyaç duyduklarında başvurabilecekleri destek mekanizmaları hakkında da bilgi verilmesi amaçlandı.
Epilepsi ve Yaşam Derneği Başkanı Ebru Öztürk, bu tür çalışmaların önemine dikkat çekerek, toplumda epilepsi konusunda hâlâ yanlış bilinen veya kulaktan dolma bilgilerin bulunduğunu ifade etti.
Öztürk, farkındalık çalışmalarının yalnızca belirli günlerde yapılmasının yeterli olmadığını, yılın farklı dönemlerinde ve toplumun farklı kesimlerine ulaşacak biçimde sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Çalışmalar İstanbul’dan Ankara’ya, farklı illere yayıldı
Epilepsi konusunda park çalışmalarının yeni bir fikir olmadığını belirten Öztürk, söz konusu çalışmaların geçmişinin daha eskiye dayandığını aktardı.
İstanbul’da Epilepsi Hastaları Derneği döneminde başlayan çalışmaların daha sonra Epilepsi Hasta ve Yakınları Derneği döneminde de sürdürüldüğünü belirten Öztürk, uygulamanın zaman içerisinde Ankara’ya ve Türkiye’nin farklı noktalarına taşındığını ifade etti.
Park çalışmalarının temelinde ise doğrudan vatandaşla temas kurmak bulunuyor.
Günlük hayatın içerisinde insanların bir araya geldiği alanlarda stant açılarak epilepsi konusunda toplumun bilgi düzeyinin artırılması hedefleniyor. Böylece farkındalık çalışmalarının yalnızca hastaneler, sağlık kuruluşları veya özel toplantılarla sınırlı kalmaması sağlanıyor.
Dernek açısından bu yaklaşımın önemli bir başka boyutunu ise epilepsili bireylerin toplum içerisindeki görünürlüğünün artırılması oluşturuyor.
Çünkü epilepsili bireylerin yaşamını etkileyen sorunlar yalnızca nöbetlerden ibaret değil. Eğitimden istihdama, sosyal ilişkilerden aile yaşamına, toplumsal önyargılardan güvenlik sorunlarına kadar pek çok farklı başlık epilepsili bireylerin günlük yaşamında karşılık bulabiliyor.
22 Temmuz Dünya Beyin Günü’nün ardından 30 Ağustos çalışmaları
2026 yılı içerisinde gerçekleştirilen farkındalık çalışmalarının önemli duraklarından biri de 22 Temmuz Dünya Beyin Günü oldu.
Dünya Beyin Günü dolayısıyla Türkiye’nin farklı noktalarında vatandaşlara ulaşılması ve beyin sağlığı ile epilepsi konusunda farkındalık oluşturulması amacıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi.
22 Temmuz’da yapılan çalışmaların ardından 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında da benzer farkındalık faaliyetleri sürdürüldü.
Bu çalışmalarla epilepsinin yalnızca sağlık çalışanlarının gündeminde bulunan bir konu olmaktan çıkarılması ve toplumun günlük yaşamında daha fazla konuşulması hedeflendi.
“En önemli konulardan biri doğru ilk yardım”
Farkındalık çalışmalarının en önemli başlıklarından birini epilepsi nöbeti sırasında doğru müdahale oluşturuyor.
Dernek Başkanı Ebru Öztürk, epilepsi nöbeti geçiren bir kişinin çevresindeki insanların doğru davranmasının büyük önem taşıdığını belirterek, yanlış müdahalelerin önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Toplum içerisinde epilepsi nöbeti sırasında yapılması gerekenler konusunda çeşitli yanlış inanışların bulunduğu ifade edilirken, farkındalık çalışmalarında bu yanlış bilgilerin yerine doğru yaklaşım biçimlerinin aktarılması amaçlanıyor.
Bu noktada vatandaşlara yalnızca teorik bilgi verilmesi değil, karşılaşabilecekleri bir nöbet durumunda paniğe kapılmadan nasıl davranabilecekleri konusunda bilinç kazandırılması hedefleniyor.
Çünkü bir kişinin hayatının herhangi bir döneminde bir epilepsi nöbetine tanık olması mümkün. Nöbet geçiren kişinin ailesinden biri, arkadaşı, iş arkadaşı, sınıf arkadaşı veya hiç tanımadığı bir kişi olabilir.
Bu nedenle epilepsi konusunda temel düzeyde bilgi sahibi olmak, yalnızca epilepsili bireyler açısından değil, toplumun tamamı açısından önem taşıyor.
Farkındalık yalnızca nöbet anıyla sınırlı değil
Epilepsi konusunda bilinçlendirme çalışmalarının bir başka önemli boyutunu ise hastalığın sosyal etkileri oluşturuyor.
Epilepsi, nöbetlerin yanı sıra kişinin eğitim hayatını, çalışma yaşamını, sosyal ilişkilerini, aile yaşamını ve toplum içerisindeki kendini ifade etme biçimini de etkileyebiliyor.
Toplumda epilepsiye yönelik yanlış algılar bulunduğunda, epilepsili bireyler dışlanma, damgalanma veya kendilerini açıklamakta zorlanma gibi sosyal sorunlarla karşılaşabiliyor.
Bu nedenle derneğin farkındalık çalışmalarında epilepsi konusunda doğru bilgi aktarılırken, epilepsili bireylerin toplum içerisinde daha iyi anlaşılmasına yönelik iletişim de öne çıkıyor.
Stantlardan seminerlere uzanan geniş faaliyet alanı
Epilepsi ve Yaşam Derneği’nin çalışmaları park stantlarıyla sınırlı kalmıyor.
Toplumun farklı kesimlerine ulaşabilmek amacıyla seminerler, sempozyumlar, park etkinlikleri, müzik programları, resim çalışmaları, tiyatro ve dans etkinlikleri, “Bizbize” programları, broşür ve kitap çalışmaları gibi farklı yöntemlere başvuruluyor.
Bu çeşitlilikle epilepsi konusunda farkındalığın farklı yaş gruplarına ve farklı sosyal çevrelere ulaştırılması amaçlanıyor.
Özellikle sanatsal ve sosyal etkinliklerin kullanılmasıyla epilepsinin yalnızca tıbbi yönünün değil, sosyal boyutunun da gündeme taşınması hedefleniyor.
Böylece epilepsi konusunda konuşmanın, bilgi paylaşmanın ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmenin farklı yolları oluşturuluyor.
Okullarda epilepsi eğitimi
Farkındalık faaliyetlerinin önemli ayaklarından biri de eğitim kurumlarında gerçekleştirilen çalışmalar.
Okullarda yapılan eğitimlerle öğrencilerin epilepsi konusunda erken yaşta doğru bilgi sahibi olması hedefleniyor.
Çocukların ve gençlerin epilepsi konusunda bilinçlenmesinin, gelecekte toplumdaki önyargıların azaltılmasına önemli katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Aynı zamanda öğretmenler, okul çalışanları ve öğrencilerin epilepsi nöbetiyle karşılaşmaları halinde nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilgi sahibi olması da büyük önem taşıyor.
Dernek tarafından duyarlı sivil toplum kuruluşlarına yönelik eğitimler de gerçekleştiriliyor. Böylece epilepsi konusunda bilgi sahibi kişi ve kurumların sayısının artırılması amaçlanıyor.
Üniversitelerle iş birliği güçlendiriliyor
Epilepsi farkındalık çalışmalarının akademik boyutunda ise üniversiteler önemli bir yer tutuyor.
Dernek temsilcileri üniversitelerde çeşitli programlara konuşmacı olarak katılırken, epilepsi konusunda akademik çalışma yapmak isteyen öğrencilere de destek veriliyor.
Özellikle tez hazırlamak isteyen üniversite öğrencilerine sağlanan destekle epilepsi konusunun akademik araştırmalarda daha fazla ele alınması hedefleniyor.
Bu çalışmalar sayesinde epilepsi konusunda yalnızca mevcut bilgilerin aktarılması değil, yeni araştırmaların ve bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi de amaçlanıyor.
Siyasi partilerin kadın kollarına epilepsi eğitimi
Farkındalık faaliyetlerinin toplumun farklı kesimlerine ulaştırılması amacıyla siyasi partilerin kadın kollarıyla da çalışmalar gerçekleştiriliyor.
Siyasi partilerin kadın kollarına yönelik eğitimlerde epilepsi konusunda temel bilgilerin yanı sıra hastalığın sosyal boyutları da ele alınıyor.
Kadınların aile içerisindeki bakım ve destek süreçlerinde önemli bir role sahip olabildiği dikkate alındığında, bu çalışmaların toplum içerisinde bilgi aktarımının genişlemesine katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.
Bunun yanı sıra 26 siyasi partiyi kapsayan epilepsi kamutayı kapsamında da bilinçlendirme ve farkındalık çalışmalarının yürütüldüğü belirtiliyor.
Buradaki temel hedeflerden biri, epilepsi konusunun sağlık politikalarının yanı sıra eğitim, istihdam, sosyal politika ve engelli hakları gibi farklı politika alanlarında da gündeme gelmesini sağlamak.
Epilepsi konusu TBMM ve kamu kurumlarının gündemine taşınıyor
Dernek tarafından yürütülen çalışmaların bir başka boyutunu ise kamu kurumlarıyla gerçekleştirilen temaslar oluşturuyor.
Bakanlıklarla yapılan çalışmaların yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi ile görüşmeler gerçekleştirildiği ve epilepsili bireylerin yaşadığı sorunların karar alma mekanizmalarına taşınmasının amaçlandığı ifade ediliyor.
Cumhurbaşkanlığı düzeyinde gerçekleştirilen çalışmaların yanı sıra çeşitli yönetmelik ve protokol hazırlıkları konusunda da çalışmalar yürütülüyor.
Bu çalışmaların temel amacı, epilepsili bireylerin karşılaştığı sorunların yalnızca bireysel çözümlerle değil, gerektiğinde mevzuat ve kamu politikaları üzerinden de ele alınmasına katkı sağlamak.
Epilepsinin sağlık alanının ötesinde sosyal bir boyutunun bulunması nedeniyle, farklı kamu kurumlarının ve karar vericilerin konuya ilişkin farkındalığının artırılması önem taşıyor.
Belediyeler ve kent konseyleri de sürece dahil oluyor
Yerel yönetimler de epilepsi farkındalığının topluma ulaştırılması açısından önemli paydaşlar arasında yer alıyor.
Belediyelerde çeşitli çalışmalar başlatılırken, kent konseylerinde de epilepsi konusunda bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştiriliyor.
Özellikle belediye parklarının farkındalık çalışmaları için kullanılması, yerel yönetimlerle sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin sahaya yansıyan örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Partilerin engelli birimlerinden gelen davetlere katılım sağlanarak epilepsi konusunda görüş ve önerilerin paylaşılması da çalışmaların başka bir ayağını oluşturuyor.
Kamu kurumlarının engelli bireylere yönelik gerçekleştirdiği çeşitli programlara davet edilen kişi ve kurumların da destek vermesiyle epilepsi konusunda daha geniş bir iletişim ağı oluşturulması hedefleniyor.
Sağlık, eğitim, siyaset ve sivil toplum aynı zeminde buluşuyor
Yürütülen çalışmaların dikkat çeken yönlerinden biri de epilepsi konusunda farklı kurum ve kuruluşların aynı amaç doğrultusunda bir araya getirilmesi.
Sağlık kuruluşları, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, belediyeler, kent konseyleri, kamu kurumları ve siyasi yapılar arasında iletişim kurulmasıyla epilepsinin farklı yönlerinin birlikte ele alınması amaçlanıyor.
Bu yaklaşım, epilepsiyi yalnızca tıbbi bir başlık olarak değil, toplumsal yaşamın farklı alanlarını ilgilendiren bir konu olarak değerlendirmeyi beraberinde getiriyor.
Sahadaki çalışmalar her zaman kolay şartlarda yürümüyor
Farkındalık çalışmalarının sahada gerçekleştirilmesinin her zaman kolay olmadığına da dikkat çekiliyor.
Özellikle vatandaşların yoğun olarak bulunduğu merkezi parkların tercih edilmesine rağmen, bazı alanlarda etkinlik gerçekleştirmek için belediyelerden gerekli izinlerin alınması veya alan tahsisi konusunda çeşitli güçlüklerle karşılaşılabildiği belirtiliyor.
Buna rağmen dernek tarafından farkındalık çalışmalarının farklı yöntemlerle sürdürülmesine önem veriliyor.
Amaç, bir alanda yaşanan zorluğun başka bir alanda farkındalık oluşturulmasının önüne geçmemesi.
Çünkü epilepsi konusunda toplumsal dönüşümün kısa sürede gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, bunun uzun soluklu ve istikrarlı bir çalışma gerektirdiği vurgulanıyor.
Türkiye’nin farklı noktalarından uluslararası platformlara
Epilepsi alanındaki çalışmaların bir diğer boyutunu ise uluslararası faaliyetler oluşturuyor.
Türkiye’de yürütülen çalışmaların uluslararası platformlarda temsil edilmesi amacıyla çeşitli raporlar hazırlanırken, yurt dışında gerçekleştirilen toplantılara ve çevrim içi toplantılara katılım sağlanıyor.
Uluslararası Epilepsi Bürosu’nun gerçekleştirdiği uluslararası çalışmaların Türkiye’de yürütülmesine yönelik faaliyetler de bu kapsamda değerlendiriliyor.
Böylece Türkiye’deki epilepsi farkındalık çalışmalarının uluslararası gelişmelerle bağlantılı biçimde sürdürülmesi ve ülkedeki deneyimlerin uluslararası platformlara aktarılması hedefleniyor.
“Küçük damlalar yarın büyük sonuçlara dönüşebilir”
30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların, uzun soluklu farkındalık mücadelesinin yalnızca bir günü olmadığı belirtiliyor.
Epilepsi ve Yaşam Derneği Başkanı Ebru Öztürk, farklı alanlarda yürütülen çalışmaların zaman içerisinde daha geniş kitlelere ulaşmasını hedeflediklerini ifade ederek, yapılan her çalışmanın geleceğe bırakılan bir katkı olduğuna dikkat çekiyor.
Öztürk’ün verdiği mesaj ise farkındalık çalışmalarının uzun vadeli niteliğini özetliyor:
“Küçük damlaların yarın çok daha güzel sonuçlara vesile olacağına inanıyoruz.”
Bu yaklaşım doğrultusunda epilepsi konusunda toplumun her kesimine ulaşılması, yanlış bilgilerin azaltılması, doğru müdahale kültürünün yaygınlaştırılması ve epilepsili bireylerin toplum içerisinde daha güçlü biçimde desteklenmesi hedefleniyor.
Zafer Bayramı’nda verilen mesaj: Farkındalık da ortak bir mücadele
30 Ağustos’un taşıdığı bağımsızlık ve dayanışma mesajının, epilepsi farkındalığı çalışmalarıyla buluşması ise ortaya farklı bir toplumsal mesaj çıkarıyor.
Epilepsili bireylerin yalnız olmadığını göstermek, ailelerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek ve toplumun doğru bilgiyle hareket etmesini sağlamak, farkındalık çalışmalarının temel amaçları arasında yer alıyor.
Parklarda vatandaşlarla yapılan kısa bir sohbetten üniversitelerde gerçekleştirilen akademik çalışmalara, okullardaki eğitimlerden kamu kurumlarıyla yapılan görüşmelere kadar her faaliyet, aynı hedefin farklı bir parçasını oluşturuyor.
Bu hedef ise epilepsinin toplum tarafından daha doğru anlaşılması.
Çünkü epilepsi konusunda farkındalık yalnızca bir sağlık bilgisine sahip olmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda nöbet geçiren bir kişiye doğru şekilde yaklaşabilmek, yanlış inanışları sorgulamak, epilepsili bireyi dışlamamak, eğitim ve çalışma hayatında karşılaştığı sorunları görebilmek ve ihtiyaç duyduğunda yanında olabilmek anlamına geliyor.
30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında Türkiye’nin farklı noktalarında gerçekleştirilen çalışmalar da bu anlayışın sahadaki örneklerinden biri olarak öne çıktı.
Farkındalık çalışmalarının önümüzdeki dönemde de parklar, okullar, üniversiteler, belediyeler, kamu kurumları ve uluslararası platformlarda sürdürülmesi hedeflenirken, verilen mesajın merkezinde ise aynı çağrı yer alıyor:
Epilepsiyi doğru öğrenmek, doğru müdahaleyi bilmek ve epilepsili bireylerin yanında olmak.

