Yeniden Refah Partisi’nden “Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi”ne Sert Tepki

Yeniden Refah Partisi’nden “Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi”ne Sert Tepki
  • 29 Haziran 2026 19:15
  • A+
    A-

“Türkiye’nin Garantörlüğünü Ortadan Kaldıran Yeni Bir Annan Planıdır”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, düzenlediği basın toplantısında son günlerde gündeme gelen ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi, eski Kolombiya Dışişleri Bakanı María Ángela Holguín tarafından hazırlandığı öne sürülen “Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi” hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bekin, söz konusu belgenin Türkiye’nin garantörlük haklarını ortadan kaldırmayı hedeflediğini savunarak, bunun “yeni bir Annan Planı” niteliği taşıdığını söyledi.

“Türkiye’nin Garantörlük Hakkı Devre Dışı Bırakılmak İsteniyor”

Bekin, hazırlanan taslakta Türkiye’nin Kıbrıs’taki tarihi ve hukuki garantörlük statüsünün tamamen sona erdirilmesinin amaçlandığını belirterek, bunun yerine NATO çatısı altında yeni bir güvenlik mekanizmasının oluşturulmasının öngörüldüğünü ifade etti.

Belgenin, geçmişte kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan Birleşmiş Milletler eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planını hatırlattığını söyleyen Bekin, yeni önerinin bazı yönleriyle Annan Planı’nın da ötesine geçen düzenlemeler içerdiğini iddia etti.

“Çözüm Modeli Sonrasında Referandum Süreci Öngörülüyor”

Doğan Bekin’in açıklamasına göre, söz konusu plan ilk aşamada taraflar arasında bir “Çözüm Modeli” üzerinde uzlaşılmasını ve ardından **”Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi”**nin imzalanmasını öngörüyor.

Plan kapsamında bir ila iki yıllık geçiş sürecinin ardından referanduma gidilmesi ve sonrasında yeni anayasal yapının yürürlüğe girmesinin hedeflendiğini belirten Bekin, merkezi devlet yapısına geniş yetkiler verilmesinin planlandığını ifade etti.

Bekin, Dışişleri, Savunma, Ekonomi ve Merkez Bankası gibi stratejik kurumların merkezi yönetime bağlanmasının öngörüldüğünü, Rum tarafının ise İçişleri Bakanlığı’nın da merkezi devletin yetkisinde olmasını talep ettiğini söyledi.

“Güzelyurt ve Maraş’ın Rum Tarafına Devri Gündemde”

Bekin, plan çerçevesinde Güzelyurt ile Maraş bölgelerinin Rum tarafına bırakılmasının da öngörüldüğünü ileri sürerek, bunun Kıbrıs Türk halkının kazanımlarını zayıflatacak bir adım olacağını savundu.

“Türk Askerinin Çekilmesi ve NATO Garantörlüğü Öneriliyor”

Açıklamada, geçiş sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin belirli bir bölümünün adadan çekilmesinin planlandığı iddia edilirken, Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık arasında imzalanan Garanti Anlaşması’nın sona erdirilerek yerine NATO bünyesinde yeni bir güvenlik sistemi oluşturulmasının hedeflendiği öne sürüldü.

Bekin, bu modele göre ABD, Fransa, Yunanistan, Birleşik Krallık ve Türkiye’den belirli sayıdaki askerlerin NATO komutası altında görev yapmasının öngörüldüğünü, ayrıca belirli sayıda Türk vatandaşının da adadan ayrılmasının planlandığını iddia etti.

“AB Vize Serbestliği ve Gümrük Birliği Vaadi”

Bekin, Türkiye’nin söz konusu anlaşmayı kabul etmesi halinde Avrupa Birliği ile vize serbestisi sürecinin başlatılması, Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna yönelik müzakerelerin açılması ve Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisine dahil edilmesi gibi bazı siyasi ve ekonomik vaatlerin gündeme getirildiğini söyledi.

Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının çıkarılması ve bu kaynakların Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması konusunda da iş birliği öngörüldüğünü belirten Bekin, bu tekliflerin Türkiye’nin garantörlük haklarından vazgeçmesi karşılığında sunulan unsurlar olarak değerlendirildiğini ifade etti.

“Yeni Bir Annan Planıdır”

Bekin, hazırlanan belgenin ilk bakışta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti lehine bazı düzenlemeler içeriyor gibi görünse de genel çerçevesi itibarıyla Annan Planı’yla büyük benzerlik taşıdığını ve bazı maddelerinin daha ileri düzeyde riskler barındırdığını savundu.

Özellikle garantörlük sisteminin kaldırılmasının Türkiye açısından kabul edilemez sonuçlar doğuracağını dile getiren Bekin, Zürih ve Londra Antlaşmaları’ndan doğan garantörlük mekanizmasının sona ermesi halinde Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki hukuki ve stratejik konumunun önemli ölçüde zayıflayacağını öne sürdü.

“Türk Askeri Adadaki En Büyük Güvencedir”

1974 Barış Harekâtı sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye’nin güvencesi altında bağımsız ve egemen bir devlet olarak varlığını sürdürdüğünü belirten Bekin, Türk askerinin adadaki mevcudiyetinin Kıbrıs Türk halkı açısından en önemli güvence olduğunu ifade etti.

Yeni çözüm arayışlarının kalıcı barıştan çok yeni belirsizlikler ve çözümsüzlükler doğurabileceğini savunan Bekin, Türkiye’nin söz konusu “Kıbrıs Stratejik Anlaşma Belgesi”ni kabul etmemesi gerektiğini belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Tuzaklarla dolu olduğunu değerlendirdiğimiz ve yeni bir Annan Planı niteliği taşıyan bu belge, Türkiye’nin garantörlük haklarını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve Türkiye’nin milli çıkarları açısından bu planın kabul edilmesi mümkün değildir.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ