Selçuk Özdağ’dan ÖSYM’nin AGS hesaplama hatasına sert tepki: “Hesap verin!”

Selçuk Özdağ’dan ÖSYM’nin AGS hesaplama hatasına sert tepki: “Hesap verin!”
  • 26 Ağustos 2026 17:29
  • A+
    A-

ÖSYM’nin 2026 Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı (MEB-AGS) puanlarının hesaplanmasında 2025 yılına ait soru ağırlıklarının kullanıldığını açıklaması, eğitim camiasında ve öğretmen adayları arasında tartışma yarattı. Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, yaşanan gelişmeye sert tepki göstererek, “Hesaplama işlemini dahi doğru yapamıyorsunuz! Bir işiniz de doğru olsun…” dedi. Özdağ, milyonlarca insanın geleceğini etkileyen sınav sistemlerinde böylesine ciddi hesaplama hatalarının kabul edilemeyeceğini belirterek Devlet Denetleme Kurulu’nu göreve çağırdı.

Öğretmen adaylarının Milli Eğitim Akademisi’ne kabul sürecinde kritik bir aşama olan 2026-MEB-AGS sonuçlarının açıklanmasının ardından ortaya çıkan hesaplama hatası gündemin önemli başlıklarından biri oldu.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan açıklamada, 26 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen 2026-MEB-AGS’nin puan hesaplama aşamasında, 80 sorudan oluşan AGS Testi içerisindeki 6 alt testin soru ağırlıklarında 2025 yılına ait ağırlıkların dikkate alındığının tespit edildiği bildirildi. Kurum, adayların toplam doğru ve yanlış sayılarında herhangi bir hata olmadığını, ancak puanlama işleminin 2026 yılına ait ağırlıklar esas alınarak yeniden güncelleneceğini açıkladı.

ÖSYM’nin bu açıklamasının ardından siyasi çevrelerden de sert tepkiler geldi. Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, yaşananların basit bir hesaplama hatası olarak geçiştirilemeyeceğini savundu.

“Hesaplama işlemini dahi doğru yapamıyorsunuz!”

Özdağ, açıklamasında doğrudan ÖSYM’ye ve kamu yönetimine seslenerek, “Hesaplama işlemini dahi doğru yapamıyorsunuz! Bir işiniz de doğru olsun…” ifadelerini kullandı.

Sınav sonuçlarının yalnızca bir puan veya bir rakamdan ibaret olmadığını vurgulayan Özdağ, özellikle öğretmen adayları açısından sonuçların mesleki gelecek, akademik kariyer ve istihdam süreci bakımından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.

Özdağ, “Milyonlarca insanın geleceğini doğrudan etkileyen bir kurumda böylesine vahim hesaplama hataları kabul edilemez!” sözleriyle tepki gösterdi.

Bu çıkışın temelinde ise kamu kurumlarına duyulan güven meselesi bulunuyor. Çünkü merkezi sınavlarda adayların elde ettiği puanlar, yalnızca bireysel başarılarının ölçülmesi anlamına gelmiyor. Sınav sonuçları, eğitim ve meslek hayatının geleceğine ilişkin önemli kararların da temelini oluşturuyor.

Tartışmanın merkezinde “2025 ağırlıkları” var

ÖSYM’nin açıklamasına göre sorun, adayların işaretlediği cevapların veya doğru-yanlış sayılarının yanlış değerlendirilmesinden kaynaklanmıyor.

Asıl hata, 2026-MEB-AGS puanlarının hesaplanması sırasında alt testlerin soru ağırlıklarında 2025 yılına ait ağırlıkların kullanılması oldu. ÖSYM, doğru ve yanlış sayılarında hata olmadığını ancak puanların 2026 yılına ait ağırlıklar esas alınarak yeniden hesaplanacağını duyurdu.

Teknik açıdan bakıldığında, soru ağırlıkları sınavdaki farklı alt testlerin adayın toplam puanına ne ölçüde etki edeceğini belirleyen önemli unsurlardan biri. Dolayısıyla adayın doğru ve yanlış sayıları aynı kalsa bile, kullanılan ağırlıkların değişmesi nihai puanın değişmesine yol açabiliyor.

Özdağ’ın eleştirisi de tam olarak bu noktada yoğunlaşıyor. Milletvekili, “Net sayılarda hata yok, hesaplamada problem var” şeklindeki yaklaşımın yaşanan sorunun önemini azaltamayacağını savunuyor.

“Sorumluluktan kaçamazsınız”

Selçuk Özdağ, ÖSYM’nin açıklamasındaki “net sayılarda hata yok” vurgusuna da tepki gösterdi.

Özdağ, “Net sayılarda hata yok, hesaplamada problem var” diyerek sorumluluktan kaçılmasının mümkün olmadığını belirterek, yaşananların yalnızca teknik bir aksaklık şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Özdağ’ın değerlendirmesine göre kamu kurumlarının yaptığı hesaplamaların doğruluğu, kurumların vatandaş nezdindeki güvenilirliğinin temel unsurlarından biri.

Özellikle merkezi sınavlar söz konusu olduğunda küçük görünen bir hesaplama hatasının dahi adayların sıralamasını, tercihlerini ve mesleki geleceklerini etkileyebileceğine dikkat çeken Özdağ, bu nedenle hesaplama sürecinin bütün aşamalarının incelenmesi gerektiğini savundu.

“Bu basit bir hesap hatası değil”

Özdağ açıklamasında yaşananları “basit bir hesap hatası” olarak nitelendirmedi.

“Milyonların hayatını etkileyen ciddi bir kamu yönetimi sorunudur” diyen Özdağ, burada yalnızca ortaya çıkan teknik hatanın değil, bu hatanın nasıl meydana geldiğinin ve neden zamanında fark edilmediğinin de araştırılması gerektiğini belirtti.

ÖSYM’nin resmi açıklamasına göre yanlış ağırlıkların kullanıldığı tespit edilmiş ve puanların 2026 kriterlerine göre yeniden hesaplanması kararı alınmış durumda. Kurum, güncellenmiş sonuç belgelerinin adayların erişimine açılacağını bildirdi.

Ancak Özdağ açısından mesele bununla bitmiyor.

Çünkü yeniden hesaplama yapılması, yanlışlığın düzeltilmesi bakımından gerekli olsa da hatanın sorumluluğunu ve oluşma sürecini tek başına açıklamıyor.

Devlet Denetleme Kurulu’na çağrı

Selçuk Özdağ, açıklamasının en dikkat çekici bölümünde Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) devreye girmesini istedi.

Özdağ, DDK’nın konuyu “derhal ve bütün yönleriyle” araştırması gerektiğini belirterek, hesaplama sürecinin hangi aşamasında hata yapıldığının ortaya çıkarılmasını talep etti.

Özdağ’ın çağrısına göre yapılması gereken incelemede şu soruların yanıtlanması gerekiyor:

  • 2026 sınavına ait puanlama sisteminde neden 2025 yılı ağırlıkları kullanıldı?
  • Yanlış ağırlıkların sisteme aktarılmasında hangi aşamada hata meydana geldi?
  • Hesaplama sistemi sonuçlar açıklanmadan önce yeterli şekilde test edildi mi?
  • Hatanın tespit edilmesi ne kadar sürdü?
  • Hatanın ortaya çıkmasında teknik, idari veya yönetsel bir ihmal söz konusu mu?
  • Sorumluluk hangi kişi veya birimlerde bulunuyor?
  • Benzer bir hatanın yeniden yaşanmaması için hangi tedbirler alınacak?

Özdağ, bu soruların yanıtlarının kamuoyuyla açık ve şeffaf biçimde paylaşılması gerektiğini savundu.

“Sorumlular hakkında gerekli işlemler başlatılmalı”

Özdağ yalnızca inceleme yapılmasını değil, sorumluluk tespit edildiği takdirde gerekli idari ve hukuki süreçlerin de işletilmesini istedi.

Milletvekili, “Sorumlular hakkında gerekli idari inceleme ve cezai işlemler gecikmeksizin başlatılmalıdır” diyerek, kamu görevlerinde hesap verebilirlik ilkesine dikkat çekti.

Burada Özdağ’ın üzerinde durduğu temel nokta, kamu kurumlarında yapılan hataların yalnızca “özür” açıklamasıyla kapatılmaması gerektiği.

Özdağ’a göre hatanın düzeltilmesi kadar, hataya neden olan mekanizmanın ortaya çıkarılması da kamu yararı açısından büyük önem taşıyor.

Öğretmen adaylarının gözü yeniden açıklanacak sonuçlarda

ÖSYM’nin açıklaması sonrasında en önemli beklenti ise puanların yeniden hesaplanması.

Kurum, 2026 yılına ait alt test soru ağırlıkları dikkate alınarak puan hesaplama işlemlerinin güncelleneceğini ve sonuç açıklama belgelerinin gün içerisinde adayların erişimine açılacağını bildirdi.

Bu nedenle öğretmen adayları açısından süreç henüz tamamen sona ermiş değil. Adayların yeni sonuç belgelerini kontrol etmeleri ve puanlarında meydana gelebilecek değişiklikleri takip etmeleri önem taşıyor.

Özellikle sınav puanının sıralama ve sonraki değerlendirme süreçlerindeki etkisi nedeniyle yeniden hesaplama sonucunun adaylar açısından yakından takip edilmesi bekleniyor.

“Kamu kurumlarının hata yapma lüksü yok”

Selçuk Özdağ açıklamasında daha geniş bir kamu yönetimi eleştirisi de ortaya koydu.

Özdağ, kamu kurumlarının milyonlarca vatandaşın geleceğini etkileyen hesaplamalarda hata yapma lüksünün bulunmadığını belirterek, özellikle sınav, atama ve yerleştirme gibi doğrudan vatandaşın hayatına dokunan süreçlerde çok daha yüksek bir hassasiyet gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

Bu yaklaşım, kamu yönetiminde yalnızca doğru sonuca ulaşmanın değil, sürecin güvenilir, denetlenebilir ve şeffaf olmasının da önem taşıdığına işaret ediyor.

Özdağ’ın geçmişte TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmalarında da kamu kurumlarının denetimi ve hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunduğu görülüyor. Örneğin 2025 yılında Meclis kürsüsünde denetim mekanizmalarının önemine dikkat çekerek Sayıştay ve diğer denetim kurumlarının bağımsız biçimde çalışması gerektiğini dile getirmişti.

“Milletin hakkı kuru özürlerle geçiştirilemez”

Özdağ’ın açıklamasının en sert bölümlerinden biri ise kamuoyundan özür dilenmesinin tek başına yeterli olmayacağı yönündeki değerlendirmesi oldu.

“Özürünüz kabahatinizden büyük!” diyen Özdağ, yaşananların yalnızca bir açıklama yapılarak geride bırakılmaması gerektiğini savundu.

Özdağ’a göre kamu kurumlarında hesap verebilirlik yalnızca hata ortaya çıktıktan sonra düzeltme yapmakla sınırlı olmamalı. Hatanın neden meydana geldiği, kimlerin sorumluluğunda bulunduğu ve aynı problemin tekrar yaşanmaması için ne yapılacağı da kamuoyuna açıklanmalı.

Bu nedenle DDK incelemesi çağrısında bulunan Özdağ, söz konusu sürecin tüm yönleriyle aydınlatılmasını istedi.

“Hesap verin!”

Selçuk Özdağ açıklamasını oldukça sert bir ifadeyle tamamladı:

“Milletin hakkı, kuru özürlerle geçiştirilemez. Hesap verin!”

ÖSYM’nin 2026-MEB-AGS puanlama sistemindeki hatayı kabul ederek yeniden hesaplama sürecini başlatması, sorunun teknik boyutunu gidermeye yönelik ilk adım olarak değerlendiriliyor. Ancak Özdağ’ın açıklaması, tartışmayı teknik düzeltmenin ötesine taşıyarak kamu kurumlarında denetim, şeffaflık ve sorumluluk mekanizmalarının nasıl işletildiği sorusunu gündeme getiriyor.

Önümüzdeki süreçte gözler, yeniden hesaplanacak AGS sonuçlarının yanı sıra hatanın nasıl ortaya çıktığının açıklanmasına çevrilecek. Öğretmen adayları açısından ise en kritik beklenti, yeni sonuçların doğru, eşit ve güvenilir bir hesaplama sistemi üzerinden açıklanması.

Çünkü merkezi sınavlarda bir rakamın, bir katsayının ya da bir ağırlığın yanlış kullanılması yalnızca teknik bir ayrıntı değildir. O rakamlar, insanların yıllarca verdiği emeğin karşılığını, mesleki beklentilerini ve gelecek planlarını doğrudan etkileyebiliyor.

Selçuk Özdağ’ın tepkisinin merkezinde de tam olarak bu anlayış yer alıyor: Kamu gücüyle yapılan her hesap, milletin hakkını ilgilendirir; bu nedenle o hesabın doğruluğu kadar hesabın nasıl yapıldığı da kamuoyuna karşı açık ve denetlenebilir olmalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yeni Slow Radyo