Öğretmenleri Hangi Kurum Mağdur Etti!
ÖZEL YOLCULUK OKULLARI’NDA KRİZ BÜYÜYOR!
ÖĞRETMENLER 3 AYDIR MAAŞ BEKLİYOR, SGK PRİMLERİ İÇİN İDDİALAR VAR, ELEKTRİK KESİNTİSİ VE ISINMA SORUNU GÜNDEMDE!
“15 AĞUSTOS’TA ÖDENECEK” DENİLDİ, O TARİH DE GEÇTİ! ÖĞRETMENLER ARTIK YASAL YOLLARA GİDİYOR!
BURSA – NİLÜFER: Bursa’nın Nilüfer ilçesinde faaliyet gösteren Özel Yolculuk Okulları hakkında öğretmenlerin gündeme getirdiği iddialar eğitim camiasında ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Öğretmenlerin beyanlarına göre kurumda yalnızca maaş ödeme sorunu yaşanmıyor. Üç aydır ücretlerini alamadıklarını, Mayıs ayından bu yana SGK primlerinin yatırılmadığını, kendilerine defalarca farklı ödeme tarihleri verildiğini, son olarak 15 Ağustos için verilen ödeme sözünün de yerine getirilmediğini belirten öğretmenler, artık beklemek istemediklerini ve yasal süreç başlatacaklarını söylüyor.
Üstelik iddialar bununla da sınırlı değil.
Okulda elektrik kesintisi yaşandığı, kış ve ilkbahar döneminde öğrencilerin yeterince ısınmayan sınıflarda montlarıyla ders dinlediği, bazı resmi defter ve evrakların sonradan temin edilerek doldurulduğu ve işten çıkış kodlarının çalışanlar üzerinde baskı unsuru olarak kullanıldığı yönünde de iddialar bulunuyor.
Şimdi kamuoyunun önündeki en önemli soru şu:
Bir eğitim kurumunda çalışan öğretmenler aylarca maaşlarını alamadıklarını söylüyorsa, burada ne oluyor?
15 AĞUSTOS SÖZÜ DE TUTULMADI!
Öğretmenlerin anlattığı tabloya göre maaş ödemelerindeki sorun bir anda ortaya çıkmış değil.
İddialara göre sözleşme gereği her ayın 10’u ile 15’i arasında ödenmesi gereken ücretlerde uzun süredir gecikmeler yaşanıyor.
Öğretmenler, Nisan ayı maaşlarının ancak Mayıs ayının ikinci yarısında ödendiğini, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ait ücretlerinin ise ödenmediğini belirtiyor.
Başka bir ifadeyle, eğitimcilerin iddiasına göre üç aylık maaş alacağı birikmiş durumda.
Peki öğretmenlere ne söylendi?
İddialara göre;
“İki gün sonra ödeyeceğiz.”
Ardından:
“Haftaya halledeceğiz.”
Daha sonra:
“Ayın 15’inde kesin yatacak.”
Ancak öğretmenlerin iddiasına göre verilen tarihler birbiri ardına geldi, geçti ve ödeme gerçekleşmedi.
Son olarak gözler 15 Ağustos’a çevrildi.
Ancak 15 Ağustos da geçti.
Öğretmenler yine maaşlarını alamadıklarını söylüyor.
Bu noktadan sonra eğitimcilerin sabrı tükenmiş durumda.
“VELİLERDEN PARA GELMEDİ” GEREKÇESİ MAAŞI BEKLETMEYE YETER Mİ?
Öğretmenlerin aktardığına göre yönetim, ödemelerde yaşanan gecikmenin gerekçesi olarak velilerden okul ücretlerinin zamanında tahsil edilememesini gösterdi.
Ancak burada da yanıt bekleyen önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Velilerden yapılması gereken tahsilatların zamanında gerçekleşmemesi, öğretmenin emeğinin karşılığını aylarca beklemesinin gerekçesi olabilir mi?
Öğretmenler açısından ortaya çıkan tablo oldukça açık:
Derslerini verdiler.
Öğrencilerin karşısına çıktılar.
Eğitim faaliyetlerini sürdürdüler.
Ancak iddialarına göre emeklerinin karşılığını zamanında alamadılar.
Üstelik verilen ödeme sözlerinin de tutulmadığını söylüyorlar.
“ÜÇ AYDIR MAAŞ YOK!”
Öğretmenlerin en büyük isyanı ekonomik boyutta.
Mayıs, Haziran ve Temmuz maaşlarının ödenmediğini belirten eğitimciler, üç aylık ücretlerinin biriktiğini ifade ediyor.
Bir öğretmenin maaşını alamaması, yalnızca banka hesabındaki rakamın eksilmesi anlamına gelmiyor.
Kira var.
Elektrik var.
Su var.
Doğalgaz var.
Ulaşım var.
Kredi var.
Çocukların ihtiyaçları var.
Gıda var.
Günlük yaşamın bütün yükü var.
Maaşını alamayan öğretmen ise bütün bunların karşısında ne yapacağını düşünüyor.
Öğretmenlerin anlatımına göre bazı eğitimciler bu nedenle yakınlarından para ve altın borç almak zorunda kaldı.
Bu da başka bir sorunu beraberinde getirdi.
“ALTIN BORÇ ALDIK, ŞİMDİ GERİ ÖDEYEMİYORUZ”
Öğretmenlerin ifadelerine göre bazı çalışanlar ayakta kalabilmek için yakınlarından altın borç aldı.
Ancak maaş gelmeyince bu borçların geri ödenmesi de mümkün olmadı.
Özellikle altın üzerinden borçlanan çalışanların, altın fiyatlarındaki değişim nedeniyle ekonomik yüklerinin daha da ağırlaştığı belirtiliyor.
Bir eğitim çalışanının kendi emeğinin karşılığını alamadığı için yakınından borç almak zorunda kalması, üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken ciddi bir tablo.
Burada sorulması gereken soru da şu:
Öğretmen, maaşını almak için neden borçlanmak zorunda bırakıldığını düşünmek zorunda kalıyor?
ELEKTRİK KESİNTİSİ İDDİASI: BİR OKULDA ELEKTRİK NEDEN KESİLİR?
Dosyanın bir diğer dikkat çeken başlığı elektrik kesintisi.
Öğretmenler, okulun elektrik faturasının ödenmemesi nedeniyle elektrik kesintisi yaşandığını iddia ediyor.
Üstelik kesintinin çalışanların gözü önünde gerçekleştiği öne sürülüyor.
Eğer bu iddia doğruysa, konu yalnızca personelin maaşının gecikmesi olmaktan çıkıyor.
Çünkü burada doğrudan eğitim ortamının sürdürülebilirliği tartışmaya açılıyor.
Bir okulda elektrik kesintisi yaşanıyorsa bunun nedeni nedir?
Fatura gerçekten ödenmedi mi?
Ödenmediyse neden?
Ödeme konusunda sorun yaşandıysa bu sorun ne zamandır devam ediyor?
Öğrencilerin eğitim faaliyetleri bu durumdan nasıl etkilendi?
Kamuoyunun bu soruların yanıtını bilmeye hakkı var.
“ÇOCUKLAR MONTLARIYLA DERS DİNLEDİ” İDDİASI
Daha da dikkat çekici olan ise ısınma koşullarıyla ilgili iddialar.
Öğretmenler, kış ve ilkbahar döneminde sınıfların yeterince ısıtılmadığını ve bazı öğrencilerin montlarıyla ders dinlemek zorunda kaldığını öne sürüyor.
Eğer bu iddia doğruysa, burada yalnızca çalışanların değil, doğrudan öğrencilerin eğitim koşullarının tartışılması gerekiyor.
Bir çocuğun sınıfta montunu çıkarmadan ders dinlemek zorunda kalması normal mi?
Öğretmen ders anlatırken sınıfın sıcaklığını mı, öğrencinin üşüyüp üşümediğini mi düşünmeli?
Eğitim kurumlarının temel sorumluluklarından biri öğrenciye güvenli ve uygun eğitim ortamı sunmak değil mi?
Bunlar yanıtlanması gereken sorular.
RESMİ EVRAK İDDİALARI DAHA DA VAHİM SORULAR DOĞURUYOR
Dosyanın en ciddi başlıklarından biri ise resmi defter ve evraklarla ilgili iddialar.
Öğretmenler, okulda tutulması gereken bazı resmi defterlerin usulüne uygun şekilde tutulmadığını öne sürüyor.
İddialara göre okulda bulunması gereken nöbet defteri tutulmadı.
Bir velinin yaşadığı kayıt sorunu nedeniyle İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikâyette bulunmasının ardından ise olası bir denetime hazırlık amacıyla bazı defterlerin sonradan temin edilerek doldurulduğu iddia ediliyor.
Daha da dikkat çekici iddia ise bazı sınıf defterlerinin bir e-ticaret platformundan sonradan sipariş edildiği ve ardından doldurulduğu yönünde.
Bu iddiaların doğru olup olmadığı mutlaka resmi kayıtlarla ortaya konulmalı.
Çünkü burada artık “maaş gecikti” tartışmasının çok ötesinde, bir eğitim kurumunun idari işleyişi sorgulanıyor.
ATATÜRK BÜSTÜ VE SINIFLARDAKİ PANOLAR DA GÜNDEMDE
Öğretmenlerin iddiaları okulun fiziki ve görsel düzenine ilişkin başka soru işaretlerini de gündeme getiriyor.
İddialara göre okul bahçesinde bulunması gereken Atatürk büstü bulunmuyor.
Ayrıca sınıflarda bulunması gereken Atatürk portresi, İstiklal Marşı ve Gençliğe Hitabe tablolarının dolapların üzerinde ters çevrilmiş halde bulunduğu öne sürülüyor.
Bu iddialar da resmi olarak araştırılması gereken başlıklar arasında.
SGK PRİMLERİ: ÖĞRETMENLERİN EN BÜYÜK ENDİŞELERİNDEN BİRİ
Maaş krizinin yanında SGK primleriyle ilgili iddia da oldukça kritik.
Öğretmenler, Mayıs ayından bu yana SGK primlerinin yatırılmadığını öne sürüyor.
Bu iddianın doğru olup olmadığı SGK kayıtları üzerinden kolaylıkla ortaya konulabilecek nitelikte.
Dolayısıyla burada tartışma değil, kayıt konuşmalı.
Hangi ayların primi yatırıldı?
Hangi ayların primi yatırılmadı?
Çalışanların sigortalılık durumlarında herhangi bir aksama oldu mu?
Bu soruların cevapları resmi kayıtlarla açıklığa kavuşturulabilir.
“NE İŞTEN ÇIKIŞ VAR NE MAAŞ VAR!”
Bazı öğretmenler, maaşlarını alamamalarına rağmen resmi işten çıkışlarının da yapılmadığını ve bu nedenle başka bir kurumda çalışmaya başlayamadıklarını iddia ediyor.
Bu durum çalışanlar açısından ciddi bir belirsizlik yaratıyor.
Bir tarafta ödenmeyen maaşlar.
Diğer tarafta devam eden iş ilişkisi.
Öte yandan yeni bir iş bulma ve çalışma imkanına ilişkin belirsizlik.
Öğretmenler ayrıca işten çıkış kodlarının kendileri üzerinde baskı unsuru olarak kullanıldığını öne sürüyor.
“SİGORTA ÇIKIŞ KODUNU NASIL YAPACAĞIMIZ BİZE KALMIŞ” İDDİASI
Bir öğretmen, yönetimden kendisine:
“Sigorta çıkış kodunu nasıl yapacağımız bize kalmış.”
şeklinde bir ifade kullanıldığını iddia ediyor.
Bu ifade gerçekten kullanıldıysa, çalışan açısından son derece ciddi bir endişe yaratacağı açık.
Çünkü işten ayrılma sürecinde hangi kodun kullanılacağı, çalışanın gelecekteki hakları bakımından önem taşıyabilecek bir konu.
Bu nedenle öğretmenlerin “baskı” olarak nitelendirdiği bu iddianın da taraflarca açık biçimde yanıtlanması gerekiyor.
ARTIK SÖZ DEĞİL, ÖDEME BEKLENİYOR!
Öğretmenlerin geldiği son nokta ise oldukça net:
Artık yeni bir tarih istemiyorlar.
Yeni bir söz istemiyorlar.
Yeni bir “haftaya” açıklaması istemiyorlar.
Yeni bir “iki gün sonra” sözü istemiyorlar.
İstedikleri şey, emeklerinin karşılığı olan ücretlerinin ödenmesi.
Öğretmenler, 15 Ağustos için verilen son ödeme sözünün de yerine getirilmediğini belirterek 17 Ağustos Pazartesi itibarıyla yasal ve icra takip süreçlerini başlatacaklarını ifade ediyor.
ŞİMDİ TOP ÖZEL YOLCULUK OKULLARI YÖNETİMİNDE!
Burada haberin en önemli taraflarından biri de şu:
Bütün bu iddialar yanıt bekliyor.
Öğretmenler konuştu.
İddialar kamuoyuna yansıdı.
Maaşların ödenmediği iddiası var.
SGK primlerinin yatırılmadığı iddiası var.
Elektrik kesintisi iddiası var.
Isınma sorunu iddiası var.
Resmi evraklarla ilgili iddialar var.
İşten çıkış kodları üzerinden baskı yapıldığı iddiası var.
Ve bütün bunların yanında öğretmenlerin karşısında biriken üç aylık maaş alacağı bulunuyor.
Peki okul yönetimi ne diyor?
KURUM YÖNETİMİ NEDEN KONUŞMUYOR?
Kaynak haberde, öğretmenlerin gündeme getirdiği iddialara ilişkin okul kurum sahibine ulaşılmak istendiği ancak telefon aramalarına yanıt alınamadığı belirtiliyor.
İşte dosyanın en kritik noktalarından biri de bu.
Çünkü iddialar ne kadar ağır olursa olsun, karşı tarafın yanıt hakkı vardır.
Kurum yönetiminin çıkıp kamuoyuna;
“Maaşlar neden ödenmedi?”
“Mayıs, Haziran ve Temmuz maaşları ne zaman ödenecek?”
“SGK primleri yatırıldı mı?”
“Elektrik kesintisi yaşandı mı?”
“Öğrenciler sınıflarda montlarıyla ders dinledi mi?”
“Resmi defterlerle ilgili iddiaların aslı var mı?”
“İşten çıkış kodları konusunda öğretmenlere baskı yapıldı mı?”
sorularına açık ve net yanıt vermesi gerekiyor.
ÇÜNKÜ BURASI SADECE BİR İŞYERİ DEĞİL, BİR EĞİTİM KURUMU
Konu burada özellikle önem kazanıyor.
Bir işletmede mali sıkıntı yaşanması elbette ekonomik bir mesele olabilir.
Ancak söz konusu yer bir okul olduğunda, mesele doğrudan öğrencileri, velileri, öğretmenleri ve eğitim sistemini ilgilendiriyor.
Öğretmenin maaşının ödenmemesi yalnızca öğretmenin kişisel bütçesini etkilemez.
Öğretmenin motivasyonunu etkiler.
Eğitim kalitesini etkileyebilir.
Kurumdaki çalışma barışını etkileyebilir.
En önemlisi öğrencilerin eğitim ortamını etkileyebilir.
Bu nedenle ortaya atılan iddiaların tamamının şeffaf biçimde incelenmesi gerekiyor.
“BU İDDİALARIN HEPSİ YALAN” DENİLECEKSE, AÇIKLAMA YAPILSIN!
Kurum yönetiminin öğretmenlerin iddialarına katılmaması halinde yapması gereken de son derece açık:
Çıkıp açıklama yapmak.
Maaşların hangi tarihte ödendiğini belgeleriyle ortaya koymak.
SGK primlerinin yatırıldığını kayıtlarla göstermek.
Elektrik kesintisi iddiasını açıklamak.
Isınma sorununa yanıt vermek.
Resmi defterlerle ilgili iddiaları açıklığa kavuşturmak.
İşten çıkış kodlarıyla ilgili iddialara cevap vermek.
Ve kamuoyunun karşısına çıkıp:
“Öğretmenlerin iddiaları gerçeği yansıtmıyor.”
demek.
Eğer durum buysa, bunun belgelerle ortaya konulması bütün tartışmayı önemli ölçüde aydınlatacaktır.
ÖĞRETMENLERİN EMEĞİ, SÖZ VERİLEN TARİHLERDEN DAHA DEĞERLİ
Bir eğitim kurumunun en temel unsurlarından biri öğretmendir.
Öğretmen ders anlatır.
Öğrenci yetiştirir.
Sınava hazırlar.
Çocuğun sorununu dinler.
Velisiyle iletişim kurar.
Kurumun eğitim yükünü taşır.
Bütün bunların karşılığında ise en temel beklentisi, sözleşmesinde belirtilen ücretin zamanında ödenmesidir.
Dolayısıyla mesele üç aylık maaş tartışmasından ibaret değil.
Mesele aynı zamanda emeğe saygı, çalışma güvencesi ve eğitim kurumuna duyulan güven meselesidir.
ŞİMDİ GÖZLER YÖNETİMDE, SGK’DA VE İLGİLİ KURUMLARDA
Özel Yolculuk Okulları hakkında gündeme gelen iddialar artık yalnızca öğretmenlerin kendi aralarındaki bir şikâyet konusu olmaktan çıkmış durumda.
Öğretmenler yasal yollara başvuracaklarını söylüyor.
Bu nedenle bundan sonraki süreçte hem kurum yönetiminin açıklaması hem de gerekli görülmesi halinde ilgili resmi kurumların yapacağı incelemeler önem kazanıyor.
Özellikle SGK primleri, çalışma ilişkileri ve özel öğretim kurumlarının mevzuata uygun işleyişi açısından resmi kayıtlar önemli bir belirleyici olacak.
SON SÖZ: ÖĞRETMENLER SORUYOR, KAMUOYU CEVAP BEKLİYOR
Ortada şu anda öğretmenlerin açıkça dile getirdiği ciddi iddialar var.
Üç aylık maaş iddiası…
SGK primi iddiası…
Elektrik kesintisi iddiası…
Isınma problemi iddiası…
Resmi evrak iddiaları…
İşten çıkış kodu üzerinden baskı iddiası…
Ve hepsinden önemlisi:
15 Ağustos’ta ödeneceği söylenen maaşların da ödenmediği iddiası…
Şimdi Özel Yolculuk Okulları yönetimine düşen görev, sessiz kalmak değil; kamuoyunun karşısına çıkıp bu soruların tamamını açık, net ve mümkünse belgeleriyle yanıtlamak.
Çünkü ortada yalnızca maaşını bekleyen öğretmenler yok.
Öğretmenlerin emeği var.
Öğrencilerin eğitimi var.
Velilerin güveni var.
Bir eğitim kurumunun itibarı var.
Ve artık herkes aynı sorunun yanıtını bekliyor:
ÖĞRETMENLERİN ÜÇ AYLIK MAAŞI NEREDE?
Not: Bu haber metnindeki elektrik kesintisi, ısınma, resmi evrak, SGK primleri, işten çıkış kodları ve diğer hususlar öğretmenlerin beyanlarına dayanan iddialardır. Bu iddiaların kesinleşmiş vakıalar olarak değerlendirilmesi için resmi kayıt, denetim veya yargı süreci sonuçlarının ayrıca ortaya konulması gerekir. Okul yönetiminin açıklama hakkı saklıdır. Kaynak haberde de yönetimden görüş alınmak istendiği ancak ulaşılamadığı belirtilmiştir.
Kaynak: BursaPort – Özel Yolculuk Okulları’nda maaş krizi: Öğretmenler üç aydır ücretlerini alamıyor
