İŞTE ARKADAŞLARIM-1

İŞTE ARKADAŞLARIM-1
  • 1 Ağustos 2026 10:42
  • A+
    A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde;

Bana arkadaşını söyle kim olduğunu bileyim, der bir atasözü. Kişinin seçtiği arkadaşlarının onun kişiliğini, huylarını ve yönünü gösterdiğini anlatır. İnsanlar en çok benzer özelliklere sahip oldukları veya etkilendikleri kişilerle arkadaşlık kurarlar. Burada yazacağım dostlarım dışında farklı özellikleri olan çok arkadaşım da oldu. Aykırı kişiliğe sahip kişilerden de etkilendim. Zaten bir insan yetişirken arkasında çok çeşitli özellikleri olan binlerce kişi vardır. Pazara kadar değil, mezara kadar sözü gibi bu yetişme mezara kadar devam edecek.
Kendimi sıradan bir insan olarak görürüm. Bundan da hoşlanırım. Sıradan ve sıra dışı çok insanı yazdım yazıyorum. Sıra dışılık bazen şansla, bazen çabayla olur. Şansla olanlar saman alevi gibidir; çaba sarf ederek sıra dışına çıkanlar uzun yıllar parıldarlar. Arkadaşlarım da benim için sıra dışı özellikleri olan insanlardır. Kitaplar bastırmış, gazete köşelerinde yazıları çıkan, ozanlık özellikleri olan insanlardır. Ortak özellikleri çağdaş görüşleri benimsemiş olmalarıdır.
Usta yazarları yazmak mangal gibi yürek ister. Demek ki bende o yürek var ki yazmaya cesaret ettim. İşte arkadaşlarımdan ilki:

ZEKİ BAŞTÜRK: Zeki bey Edebiyat öğretmenliği, okul müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim müdürlüğü (emekli olduktan sonra) Çağdaş Eğitim Kooperatifi okulunda müdürlük yapmış bir yazar, TV programcısıdır. Eğitimcilik ve yöneticilik kişiliği haline gelmiştir. Yüce Rabbim kendisini sanki başkan olsun diye yaratmıştır. Hani bir şarkı var ya “Süleyman hep başbakan…” o da hep başkan…
İyi bir hatiptir. Konuşmaya başladığında öğretmenleri ve öğrencileri başına toplamış, onlara ders anlatır, talimatlar verir durumda görürsünüz. O artık ne müdürdür, ne öğretmendir ne de dinleyenler öğrencidir. Onu dinlerken görevimi eksik mi yapıyorum da müdürüm, öğretmenim beni fırçalıyor havasında gergin durumda dinlerim. Ya sicilime, karneme kötü not verirse, korkusu sarar benliğimi. Sonra emekli olduğumu anımsarım da rahatlarım.
Pek çok dernek, okul, kurum kurmuş biridir. Oluşturulan kurullara başkan önerilirken herkes onu önerir. Pek çok kurul, dernek, toplumsal etkinlik, eğitim, seçim kurullarının başkanlığını yürütmektedir. Güzel hitabetiyle kurulları, kurumları çeker çevirir.
O varken başkan ben olayım diyen çıkmadı, çıkmaz; çıkacak kişi daha anasından doğmamıştır. Tek adam rejimi onunla kendiliğinden yürümektedir. Aramızda kalsın da bazı kurullarda başkanlığı kaptırmış olduğunu söyleyenler de vardır. Demek ki, yenilmez değildir. Bu durum doğru ise( umarım doğrudur) ilerde Zeki Bey’i bu başkanlıklardan devirme, yerine geçme ümidimiz vardır. Ben de onun elinden başkanlığı almak, onu geçmek için çaba gösterenlerdenim. Bir kez de başardım.
Dost buluşmalarındaki söyleşilerde heybetsiz, sakin, esprili biridir. Kurulları yönetirken heybetli, otoriter, devleşen bir yapısı vardır. Toplantıları yönetirken esprilerine hafif gülümsese de kahkaha attığı görülmemiştir. ‘Fazla yüz vermeyim, sonra tepemize çıkarlar’ diye düşünür. Bu da uzun yıllar öğretmen ve yönetici oluşundan kaynaklanmaktadır.
Herkese eşit söz hakkı verir. “Hak, hukuk, adalet” sloganını dilinden düşürmeyince böyle davranmak zorundadır zaten. Birden;
‘ Evet falan Bey bu konudaki değerli görüşlerinizi öğrenmek isteriz.’ dedi mi, muhatabı hemen sözlü sınava kalkmış öğrenci havasına girer. Şaşkındır. İlk başlarda, “Eee!.. Benim bu konudaki…’diye sözüne devam etmeye çalışır. Onun biri öğretmen, diğeri müdür gözü konuşmacıya dönükken konuşmacının tasarlamış olduğu konuşma düzeni dağılır. O, sabırla ne söyleyeceğinizi bekler. Konuşmaya çalışırken;
“Ulan tüh iyi konuşamadım! Not defterini çıkarıp, “otur sıfır!” der mi?’ diye daha da heyecanlanır. Bunu anlayan Zeki Bey, söylemek isteyip de söyleyemediği şeyleri, ‘yani Falan Bey demek istiyor ki…’ diyerek derleyip toparlar, diğer üyelerin konuyu anlamalarını sağlar.
Uzun konuşanların sözlerini ustalıkla sonlandırır. Bu sefer kendisi başlar konuşmaya. Onu susturacak kişi zor bulunur. Uzun konuşmak sadece onun hakkıdır. Kendisi tatmin olup susunca; ‘ne anladım?’ bu konuşmasından diye kendinize sorarsınız. Tebliğler Dergisi, 222 sayılı kanun, Milli Eğitim Temel Kanunu ve genelgelerdeki tat kalır aklınızda.
Okur, yazar, yer, içer; sinemaya, tiyatroya, konserlere, tatile, köyüne gider. Hatta Amerika’ya, Almanya’ya, Kars’a bile gider; şarkı dinler, söyler; Bursa’nın her yerinde, her mekânındadır. Hepsini de sosyal ağların her yerinde paylaşır. Onu izlemekten yorulur, ‘keşke ben de kendisi gibi enerjik olsam.’ diye iç geçirirsiniz. Bence denemeyin; olamazsınız.
Biz dostları için Zeki Baştürk, sadece toplantıları yöneten bir başkan değildir; bulunduğu her ortama düzen, ciddiyet ve kültür taşıyan bir eğitimcidir.
Sayın başkan, sözü yanında oturan İsmail Tekin’e verir;
“Evet İsmail Bey ilk sözü size verelim. Bu konudaki görüşlerinizi hepimiz merak ediyoruz… Buyurun söz sizin.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yeni Slow Radyo