Global Design Forum İstanbul Tüm Hızıyla Devam Ediyor

Global Design Forum İstanbul Tüm Hızıyla Devam Ediyor
  • 15 Mayıs 2026 22:06
  • A+
    A-

13–16 Mayıs 2026 tarihleri arasında konuşmalar ve şehir geneline yayılan araştırmalarla uluslararası sesleri bir araya getiren Global Design Forum İstanbul devam ediyor.

 

Londra Tasarım Festivali’nin, 15 yılı aşkın süredir Victoria & Albert Müzesi’nde düzenlenen, tasarım dünyasının nabzını tutan düşünce liderliği platformu Global Design Forum’un İstanbul’da hayata geçirilen bu yeni ve özel edisyonu, küresel ölçekte tasarım ve kültürel etkileşim alanındaki vizyonu genişleten önemli bir adımı temsil ediyor.

 

Global Design Forum’un İstanbul edisyonu dünyanın her yerinden tasarımcıları tartışmaya davet eden güçlü oturumların yanı sıra şehir geneline yayılan çeşitli ölçeklerde kolektif yerleştirmeler, şehrin güçlü üreticilerinin, fikirlerinin ve yerlerinin interaktif olarak dahil olduğu görsel, işitsel ve editoryal anlatılar ve uygulamalı araştırmaları kapsıyor. Toplam dört gün sürecek olan program uluslararası ve yerel tasarımcıları İstanbul’da buluşturarak şehirde tasarım kültürünü kutlamayı ve tartışmayı hedefliyor.

 

Global Design Forum İstanbul, sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut’un kurucusu olduğu İstanbul ve Londra merkezli düşünce platformu People Places Ideas (PPI) iş birliğiyle düzenleniyor. Melek Zeynep Bulut, Global Design Forum İstanbul’un Artistik Direktörlüğü’nü üstleniyor.

Program dört temel ilke etrafında şekilleniyor: Placemaking (Mekân Üretimi); Storytelling (Anlatıcılık), Tartışma ve Rethinking (Yeniden Düşünmek). Bu bağlamda, program 13 Mayıs’ta “Geçiciliğe Övgü” (Praise of Transience) kürasyonu ile hayata geçen “Mekân Üretimi” ve şehrin 40 güçlü fikir, yer ve üreticisinin dahil olduğu “İstanbullar” adlı platformun açılışı ile başladı. Program 14-15 Mayıs tarihlerinde Topkapı Sarayı Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen ve dünyanın her yerinden tasarımcının, tasarımın sorumluluğunu tartıştığı Forum ile sürüyor. 16 Mayıs tarihinde programın özel inisiyatifi uluslarası bir bahçe yarışmasının duyurusu ile sona erecek.

Forum kapsamında, İçerik Danışmanı Beatrice Galilee tarafından Worlds in Contact teması altında derlenen ve her güne altı oturumdan oluşan tartışma programı farklı zihinlerin çarpıştığında neler ortaya çıkarabileceğini araştırıyor. Mimarlık, tasarım, sanat, moda ve teknoloji alanlarının önde gelen isimleri, dünyayı yeniden şekillendiren fikirleri incelemek ve tartışmak üzere bir araya geliyor.

Forum katılımcıları arasında; Dima Srouji, Prem Krishnamurthy, Lina Ghotmeh, Ma Yansong, Liam Young, Forest Swords, Tom Dixon CBE, Boonserm Premthada, Hussein Chalayan MBE, Fernando Laposse, Olaf Grawert, Alon Schwabe & Daniel Fernández Pascual (Cooking Sections), Prof. Lesley Lokko OBE, Suhair Khan, Beatrice Leanza, Dominique Petit-Frere, Marina Tabassum, James Bridle, Caroline Roux, Alper Derinboğaz, Defne Koz, Mehmet Mehmetalioğlu, Han Tümertekin, Banu Uçak, Beral Madra, Serap Ekizler Sönmez, Melike Altınışık, Selva Gürdoğan, Ömer Selçuk Baz, Sheika Reem Al-Thani, Anniina Koivu, Jan Boelen, Ahmad Angawi, Mireia Luzárraga, Celâleddin Çelik, Justine Simons OBE, Guta Moura Guedes, Anastasia Sinitsyna, Roland Lamb, Özlem Yalım, Andrew Waugh, Prof. Dr. Lale Özgenel ve Samer Yamani yer alıyor.

Global Design Forum İstanbul’un temel yapı taşlarından biri Artistik Direktör Melek Zeynep Bulut tarafından “Geçiciliğe Övgü” kürasyonu etrafında şekillenen, üniversiteler, tasarım stüdyoları ve şehrin kreatiflerini bir dizi kamusal yerleştirmede buluşturan “Mekân Üretimi” programı.

Pavilion of the Moment (Durmak İçin Bir Yer)

Tasarımcılar: Waugh Thistleton Architects, National Wood Association, TORID ve People Places Ideas iş birliğiyle

Tarihler: 13 Mayıs – 7 Haziran 2026

Mekan: Topkapı Sarayı Yerleşkesi

Waugh Thistleton Architects tarafından tasarlanan Pavilion of the Moment (Durmak İçin Bir Yer), Türkiye’nin köklü ahşap yapı mirası ile iş birliği içerisinde tasarlanan bir soyut mekân yerleştirmesidir. Enstalasyon geçiciliğe referansla çözünen bir küp ve kürenin birlikteliğidir. Kendini tekrarlayarak soyutlayan desenler geçiciliğe övgü kürasyonuyla diyalog kurmaktadır. Yerleştirme kubbe geometrisine referansla ile meditatif bir mekan hissi yaratmayı hedefler. Hafifliği benimseyen ve modüler kurgulanan enstalasyon, çevresindeki anıtsal mimari ile bilinçli kontrast oluşturur. Kalıcılık iddiasında bulunmak yerine, mekânın yavaşça çözündüğü bir kamusal boşluk önerir. Enstalasyon, Artistik Direktör Melek Zeynep Bulut‘un kreatif brief’i doğrultusunda, Ulusal Ahşap Derneği ve TORID (Türk Orman Endüstrisi ve İşletmecileri Derneği) iş birliğiyle oluşturulmuştur.

Yakîn

Tasarımcılar: YAKIN Kolektif, Dr. Nil Aynalı (Marmara Üniversitesi, Mimarlık ve Mimarlık

Tasarım Fakültesi), Furkan Türkyılmaz, Muhammed Arif Aksu

Mimarlık Bölümü öğrencileri: Ahmet Selim Avsallı, Bennu Yorulmaz, Ceren Gül,

Melda Köse, Melek Nur Öztürk, Mustafa Burak Yırıkoğulları

Yer: Topkapı Sarayı Yerleşkesi

Tarihler: 13 Mayıs – 7 Haziran 2026

Yakîn, mekânın tasavvuf düşüncesindeki kavranışına dair bir tezahürdür. Mekânı maddi unsurlar üzerinden ele alan yaklaşımın aksine, tasavvuf düşüncesi mekânı maddi olmayan/ontolojik yönden ele alır. Buna göre mekân, fiziksel sınırlarla tanımlanmış bir boşluk değil, insanın içinde oluşan, yaşayan ve yaşanan bir mevhumdur. Bu ontolojik tasavvurda insanın kendisi bizatihi mekândır. Mekân, insandır. Yakîn, bu gayri maddi mekân tasavvurunun cisimleşmiş halidir. İnsanın ontolojik özünü çevreleyen onlarca perde, merkezdeki mutlak birlik, durağanlık ve maddesizlik ile, şehrin çoğulluğu, değişkenliği ve maddiliği arasında biteviye bir hareket halindedir. Şehirden gelen dünyevi esintiyle havalanan çeperdeki ipek perdeler, ontolojik merkeze yaklaştıkça sakinleşir, ağırlaşır ve git gide o rüzgardan etkilenmez hale gelir. Ziyaretçi giderek yoğunlaşan perdelerin içerisindeki merkeze ulaşıp onu aşmayı başardığında ise, mekânın kalbine ve tüm mekânların özüne ulaşır. Gayrimaddî bir mekansızlık içerisinde sonsuz defa çoğalmakta olan kendisine…

 

 

 

Oblique Land

Bir Hikaye Anlatıcısı; Topografya

Tasarımcı: Alper Derinboğaz & Salon Architects

Takım: Rumeysa Karacuha, Ece Akbay, Selen Tüzün, Belinay Parmak

Yer: Kabataş Lisesi, Boğaziçi

Tarihler: 13 Mayıs – 7 Haziran 2026

Oblique Land, Global Design Forum İstanbul kapsamında Kabataş Lisesi’nin Boğaz kıyısındaki özgün bağlamı için tasarlanmıştır. Eğik bir topografya aracılığıyla algıyı ve hareketi yeniden tanımlayarak kent ile kentliler arasında toplumsal olarak etkin bir mimari arayüz oluşturur.

Ne bir merdivendir ne de düz bir zemin; aksine kullanıcı ile manzara arasında eylem talep eden süreklilik hâlindeki bir gerilimdir. Boğaz’a bakan ve bir zamanlar kamusal olan yamaçları yeniden kurar.

Pasif Zeminden Aktif Mimariye

Geleneksel mimari kurgularda zemin çoğunlukla pasif bir düzlem olarak ele alınır; üzerinde durulan, ancak nadiren bilinçli biçimde deneyimlenen bir yüzeydir. Oblique Land, yatay ve düşey düzlemler arasındaki keskin ayrımı bulanıklaştırarak zemini hareketi tetikleyen, dengeyi sorgulayan ve bakışı yönlendiren aktif bir mimari öğeye dönüştürür.

Ne bir merdivendir ne de düz bir zemin; aksine kullanıcı ile manzara arasında eylem talep eden süreklilik hâlindeki bir gerilimdir. Mekânsal vizyon burada yerçekimiyle kurulan fiziksel bir gerilime evrilir. Ziyaretçiler bu eğik topografya üzerinde hareket ederken yalnızca Boğaz’ı değil, kendi bedenlerinin kent içindeki konumunu da yeniden keşfeder.

Oblique Land, durağan bir nesneden fazlasıdır; ziyaretçi ile çevresi arasında toplumsal ve fiziksel olarak muğlak bir eşik olarak işler. Eğik formu aracılığıyla kimi zaman kentsel bir peyzaja, kimi zaman bir oturma yüzeyine, kimi zaman da Boğaz’ın daha az deneyimlenen bir perspektifine açılan bir gözlem platformuna dönüşür.

Duvar / Tribün / Kapı (Wall / Tribune / Gate)

Tasarımcılar: Ali Derya Dostoğlu ve Uğur Özer

Takım: Berrin Sezer, Samet Şahin, Uğur Sağlam, Statik Danışmanlık, Mithat Bora

Bulut, Tayfur Somer Tasarım Atölyesi

Yer: Topkapı Sarayı

Tarihler: 13 Mayıs – 7 Haziran 2026

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin giriş aksında konumlanan bu enstalasyon, İstanbul’un çok katmanlı kentsel morfolojisine yönelik bir mekânsal müdahale ve bellek okuması olarak tasarlanmıştır. Müdahale, üzerinde bulunduğu zeminin alt katmanlarında yer alan ve kentin Roma/Bizans evresine ait en anıtsal kamusal alanını oluşturan Hipodrom tribün (sphendone) tipolojisini referans alır.

Enstalasyonun temel tasarım parametreleri, doğrudan arkeolojik verilerden elde edilen kesit ve basamak ölçüleri üzerine kurgulanmıştır. Bu yaklaşım, formun keyfi bir tasarım kararı olmasından ziyade, mevcut kentsel bağlamla kurulan lineer bir ilişkidir. Tasarım; kullanıcıyı bedensel olarak yükselterek ona hem saray yapısının (İbrahim Paşa Sarayı) cephesiyle yeni bir görsel diyalog kurma imkanı tanır hem de kentin anıtsal kayıp ölçeğini fiziksel bir deneyime dönüştürür.

Kütle kompozisyonu, oturma birimleri arasında oluşturulan merkezi bir boşluk ile tanımlanmıştır. Bu boşluk, müzenin çıkış kapısı ile doğrudan akslanarak kentsel bir yönelim tarifler. Bu mimari hamleyle enstalasyon, hem mekan içinde duvar etkisi yaratan bir tribün hem de kavramsal olarak antik tribünlerin giriş-çıkış noktalarına (vomitorium) atıfta bulunan bir “kapı” işlevi görür.

The Red Room

Tasarımcılar: NUN Architecture & People Places Ideas

Mekan: Aya İrini Kilisesi, Topkapı Sarayı Yerleşkesi

Tarihler: 13 Mayıs – 15 Mayıs 2026

Aya İrini Kilisesi, atriumlu kilise tipolojisinin dünyada ayakta kalan birkaç nadir örneğinden biri. Bu kıymetli atriumun ortasındaki kızıl müdahale, forum mekânını başlı başına bir yerleştirme olarak ele alıyor.

Bu görkemli kilisenin 7. yüzyıldan bugüne kalan yapısı, atriumunda yüzyıllardır etrafı çevrili, ama gökyüzüne açık bir kent eşiği sunuyor. Bu kolonadlı atriuma (avluya) yerleştirdiğimiz yarı şeffaf kızıl tül kutu, açık hava boşluğunu geçici bir odaya, masalsı kırılganlığıyla bir “yaşayan alana” dönüştürüyor.

Enstalasyonun monokromatik “kızıl” karakteri, İstanbul’un geleneksel sivil mimari hafızasından, yalıların, ahşap yapıların en sevdiği renk olan aşı boyasının kırmızısından ilham alıyor. Roma mirası ile Osmanlı’nın güçlü varlığı arasında bugünün diliyle kurulan çağdaş ve geçici, masalsı bir mekanlaşma denemesi. Kilisenin anıtsal taş dokusu ile şehrin yakın tarihindeki ahşap konut mirası arasında açılan bir sohbet.. Kırmızı tüllerden süzülen gün ışığı, mekânın zeminine ve mobilyalarına dokunarak sıçradığı tüm yüzeyleri, hatta içerideki insanları bile kızıla boyar. Aya İrini’nin ana kapısından giren ziyaretçiyi, henüz avluya adım atmadan önce bu kızıl ışığın yankıları karşılar, içerideki deneyimin habercisi olur. Gün ışığından adım adım kızıllığa doğru çağrılır ziyaretçi. Mekânın çarpıcı geçmişinin orta yerinde geçici, geçirgen ve kırılgan bir yerleştirme olarak var olan bu müdahale, tarihî anıtı sadece izlenen bir nesne olmaktan çıkarıp ışık, renk ve hafızanın birlikte aktığı canlı bir forum alanına dönüştürüyor.

Olasılık Örüntüleri (Patterns of Possibilities v2)

Tasarımcı: Candaş Şişman

Mekan: Aya İrini

Tarihler: 13 Mayıs – 16 Mayıs 2026

“İstanbul diye bir yer yok, İstanbul diye bir bilgi var” küratöryel referansına dayanarak düzenlenen “Olasılık Örüntüleri” bilinmezliğin algoritma tarafından rastgele seçilerek, ekranda farklı zamanlarda belirmesiyle meydana gelir ve bu olasılıkların birbirleriyle olan ilişkilerinin ortaya çıkardığı örüntülerden oluşur.

Rastgele şekilde bir araya gelen olasılıkların yarattığı örüntüler, aslında algoritma tarafından 6 dk. 39 sn.’de bir gerçekleştirilen performatif süreç içerisinde, birçok farklı zaman fragmanı ve olasılık parçacığının bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Döngü sona erdiğinde sistem kendisini sıfırlar ve sonucu farklı olacak şekilde süreç yeniden başlar. Aynı zamanda ekranda beliren her olasılığa özgü eş zamanlı sesler bir araya gelerek işitsel bir örüntü oluşturur.

Katılımcı, farklı anlara ait 2916 adet olasılığın oluşturduğu, olasılıklar bütününe bakmaktadır. Bu durum katılımcıyı olasılık – rastlantı – düzen – kaos – belirsizlik kavramları üzerine sorgulamaya ve deneyimlemeye davet eder. Olasılıklardan oluşan kılcal bir sistem içerisinde, rastlantılar sonucunda var olduğumuzu hatırlatır.

Projenin, sergide deneyimlenen SÜREÇ isimli versiyonu, 6 dk. 39 sn.’lik video kaydı ve 2916 adet olasılığın rastlantısal şekilde bir araya gelmesiyle oluşan, örüntü oluşum sürecinin kayıt altına alınması ile oluşturulmuştur.

Akıp Geçen Bir Yarın (A Melting Tomorrow)

Tasarımcı: Tanrı Misafiri

Mekan: Aya İrini Avlusu

Tarihler: 14 Mayıs Perşembe

Eriyen zamanın etrafında bir performans olarak uzun masalar. Şimdi; hiçbir zaman sabit bir an değil fakat akışta geçici olarak beliren ve her daim azalıyormuş gibi hissedilen bir meşguliyet hali gibidir. “Önce” ve “sonra” diye kesin sınırlar yoktur; yalnızca her şeyin çözünerek başka bir hâle dönüştüğü kesintisiz bir akış vardır. Bu yerleştirmede bir araya gelen parçalar ve ona eşlik eden menü, bütün yemekler gibi tam da bu sürüklenmenin izini takip eder. Her lokma kısa bir süre için var olur, kendi kayboluşunu tamamlar ve ardından geriye bir tat hafızası bırakır, yani başlangıçtan itibaren kalıcılığa direnç gösterir. Erime sessiz bir düşünce ürettirir: azalarak kaybolmak bir başarısızlık değil, gözümüzün önünde gerçekleşen bir dönüşümdür. Zamanı burada soyut bir fikir olarak değil, sıvı bir hâl olarak düşünülebiliriz.; tıpkı masada duran ve eriyerek kaybolmakta olan buzdan kaide gibi. Geçmiş hiçbir zaman bütünüyle korunamaz. Sürekli yeniden kurulur, tüketilir ve dönüşür. Tarih de tat gibi tekrarlar aracılığıyla hayatta kalır — fakat hiçbir tekrar bütünüyle aynı tadı vermeyecektir. Zaman, güzelleştirdiği şeyi bağışlamaz. Bir zamanlar güzelliğiyle ön planda görünen her şey, sonunda bir şekerden bir ev gibi kendini ele verir: çekici, kırılgan ve çoktan dağılmaya başlamış. Zaman çoğu zaman kendini bu tür küçük hizalanmalar sayesinde bir arada tutar; kısa süreli destekler, rastlantısal simetriler. Bir taş veya bu masadaki bir lokma yerinden oynatıldığında, yapı kendini yeniden düşünmeye başlar.

“Mekân Üretimi” programının bir diğer parçası, tarihi Aya İrini’nin avlusunda NUN Architecture tarafından tasarlanan, tartışma programının gerçekleştirileceği özel bir kurgusal deneyimdir. Melek Zeynep Bulut’un Praise of Transience” (Geçiciliğe Övgü) kürasyonu kapsamında, üniversiteler, tasarım stüdyoları ve şehrin kreatifleri ile iş birliği içerisinde gerçekleştirilen diğer “Mekân Üretimi’’ yerleştirmelerinin detayları da ayrıca duyurulacaktır.

40 güçlü fikir, yer ve üreticinin buluştuğu “İstanbullar” adlı interaktif platform ise, artistik direktörün “akupunktur noktaları” olarak tanımladığı, şehre dair güncel kreatif üretimleri, mekânları ve güçlü fikirleri haritalamaktadır. Türkiye’nin en önemli hattat ve tipograflarından Emin Barın’ın çalışma ofisine ev sahipliği yapan ve geleneksel ciltleme tekniklerini günümüze taşıyan Barın Han; sanatçı Burçak Bingöl’ün özel anlatımı ile Topkapı Sarayı çinilerinden ilhamla ürettiği Hatayi adlı eseri ve ayrıca 6. yüzyıldan kalma İstanbul’un en büyük zemin mozaiklerinden birini çağdaş bir yaklaşımla sergileyen Zeytinburnu Mozaik Müzesi yer almaktadır. Mimar Celaleddin Çelik tarafından tasarlanan bu güncel ek yapı, geç Roma dönemine ait mozaikleri koruyan bir uçan örtü formundadır.

İstanbullar platformunda öne çıkan bir diğer durak ise Mimar Sinan’ın 500 yıllık eseri Zeyrek Çinili Hamam. Nitelikli bir restorasyon neticesinde özgün işlevini sürdüren hamam, aynı zamanda bir müzeye ve güncel sanatla diyalog kuran bir Bizans sarnıcına ev sahipliği yapmaktadır. İstanbul’un özgün panolarını arşivleyerek kamusal alanda kimlik arayışını sürdüren Şehrin Panoları platformu da güçlü anlatımı ile İstanbullar’da yer almaktadır.

 

Lineer bir akış önermek yerine şehre karışan program, Yedikule bölgesinde uluslararası bir bahçe yarışmasının duyurusu ile sona erecektir. Global Design Forum İstanbul ve People Places Ideas’ın “Yeniden Düşünmek” (Rethinking) ilkesi doğrultusunda tasarlanan yarışma, şehre özel bir inisiyatif olarak konumlanmaktadır.

Programla ilgili daha geniş bilgilendirme ve duyurular gelecek günlerde yapılacaktır.

 

PPI Hakkında:

People & Places & Ideas (PPI) İstanbul ve Londra merkezli bir kreatif endüstriler platformudur.

PPI bağlam ve etki tasarlar. Kreatif strateji, kürasyon ve araştırma üretir. Düşünen, üreten ve uygulayıcı sistemleri bir araya getirerek disiplinlerarası yeni bir yaratıcılık ekosistemi olarak konumlanır.

https://www.instagram.com/melekzb

https://www.instagram.com/peopleplacesideas

www.peopleplacesideas.com.tr

 

 

 

 

 

 

 

 

Platinum Partner

Türk Telekom

 

Gold Partner

Ulusal Ahşap Birliği

TORİD

 

Silver Partner

İstanbul Finans Merkezi

 

Teknoloji Partneri

Turkcell

 

Katkılarıyla

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

T.C. İstanbul Valiliği

TGA

 

Prodüksüyon Partneri

Hansgrohe

AXOR

NUN Mimarlık

Koleksiyon Mobilya

Taşyapı

 

Konaklama Partneri

DOĞUŞ HOSPITALITY & RETAIL

Rixos Tersane İstanbul

 

Medya Partnerleri

Alem

Anadolu Ajansı

Artful Living

Dezeen

Oksijen

Big Media&Techology

Mimarizm

STIR

Aposto

NTV

Yapı Dergisi

TRT

 

 

Ağırlama Partnerleri

 

Bizİstanbul

Lacivert

Tanrı Misafiri

Çinili Hamam

VASLA

 

Üniversite Partneri

T.C. Marmara Üniversitesi

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

 

Mekan Partnerleri

T.C. Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

 

Havayolu Partneri

THY

 

Ulaşım Partneri

UBER

 

Teşekkürler,

T.C. Ziraat Bankası

Türkiye Sigorta

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ