Gençler Susmuyor, Biz Duymuyoruz
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Gazeteci Yazar Sevgi Yıldız’ın kaleminden
Son zamanlarda haberleri açtığınızda aynı başlıklar gözünüze çarpıyor: okulda kavga, sokakta şiddet, gençler arasında artan öfke… Her olaydan sonra aynı soruyu soruyoruz: “Bu gençlere ne oluyor?”
Belki de asıl soru şu olmalı: “Biz bu gençlere ne yaptık?”
Çünkü ortada bir sonuç var. Ve her sonuç gibi bunun da bir geçmişi, birikmişliği, görmezden gelinmiş bir hikâyesi var.
Bugünün gençleri sadece büyümüyor, aynı zamanda yük taşıyor.
Aile içinde anlaşılmayan, okulda görülmeyen, toplumda sıkışmış hisseden bir kuşaktan söz ediyoruz. Evde konuşacak alan bulamayan, duygularını ifade ettiğinde ya susturulan ya küçümsenen çocuklar… Sürekli eleştirilen ama nadiren dinlenen gençler…
Anne-babalar yorgun, öğretmenler baskı altında, sistem hızlı. Ama bu hızın altında ezilen bir nesil var. Kimlik arayışında olan, “ben kimim?” sorusuna cevap arayan ama karşısında sadece beklentiler bulan bir nesil…
Okullar sadece ders anlatılan yerler haline geldiğinde, koridorlar sessiz ama içler gürültülü oluyor.
Bir öğrenci derste başarısız olabilir, ama asıl kayıp kendini değersiz hissetmeye başladığı an başlar. Öğretmeniyle bağ kuramayan, arkadaşları arasında dışlanan ya da zorbalığa uğrayan bir genç için okul, öğrenme alanı değil, hayatta kalma alanına dönüşür.
Ve sonra o bastırılan duygular…
Konuşulamayan öfke, ifade edilemeyen kırgınlık, görülmeyen acı…
Bir yerde patlak verir.
Şiddet çoğu zaman bir sebep değil, bir sonuçtur.
Duyulmayan bir çığlığın en sert halidir.
Bir de dijital dünya var.
Sosyal medyada herkes mutlu, herkes başarılı, herkes güçlü…
Gerçek hayat ise bunun tam tersiyle dolu. Gençler her gün kendilerini başkalarıyla kıyaslıyor, eksik hissediyor, yetersiz görüyor. Ve bu duygu zamanla öfkeye dönüşüyor. Çünkü insan en çok kendini çaresiz hissettiğinde sertleşir.
Bugün sokakta gördüğümüz o sert bakışlar, aslında yılların birikimi.
Sevgi eksikliği, iletişimsizlik, baskı, yalnızlık ve belirsizlik…
Peki çözüm ne?
Daha fazla ceza mı?
Daha fazla yasak mı?
Hayır.
Çözüm, duymakta. Gerçekten duymakta.
Bir gencin “iyiyim” dediğinde aslında ne demek istediğini anlayabilmekte.
Onu yargılamadan dinleyebilmekte.
Okullarda sadece başarıyı değil, insanı da önemsemekte.
Ailede sadece kuralları değil, bağı da kurabilmekte.
Çünkü bu çocuklar kötü değil.
Sadece yalnızlar.
Sadece anlaşılmamışlar.
Sadece içlerinde birikenleri nasıl anlatacaklarını bilmiyorlar.
Ve biz hâlâ sadece sonucu konuşuyoruz.
Belki de artık nedenlere bakmanın zamanı gelmiştir.
Çünkü bir toplumun geleceği, en çok susturduğu gençlerin içinde büyür.
