Denizle Gökyüzünün Dansı
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Mine Ebçem makalesinde;
Bir yudum su gibiydi; sessiz ve duru…
Zamanı dünden çalan akşamlar çağırır beni. Bir sevgiliye kavuşmanın heyecanıyla alır beni avuçlarına, rengârenk boyanmış mor akşamlara bırakır.
İbadet gibidir yaz akşamları… Güneş batarken, denizin en kuytu derinliğinde günün elini ayağını çekişi, yavaş yavaş, hiç hissettirmeden gidişi… Doğuşuyla batışının farkı olmayan o leylak rengine bırakır kendini.
Sevdiği o duygudan ayrılmak istemeyen bir sevgilinin muhabbet edasıyla süzülüşüdür bu. Seyrine doyamadığım denizle gökyüzünün veda dansı…
Öyle kısa, öyle tatlı, öyle masum…
Denizin kumsalı öpüşü gibi dalgalar. Hiç bestelenmemiş en güzel şarkısını fısıldıyor kıyıya. Bir sevgilinin dokunuşu gibi tenimi yalayan esinti; hem ürkek hem cüretkâr…
Zifiri karanlığın koynuna doğru yol alırken, ürperten, deli gibi çarpan bir kalbin pervasız gülüşleri sarıyor akşamı.
Akşam rengi akşamlara sığınıyorum şimdi. Morun, leylak renginin ve denizin sessizliğinde avutuyorum kendimi.
Şimdi beni, o akşamlar avutuyor…
Denizle gökyüzünün birbirine son kez dokunduğu, gecenin usulca gündüzü devraldığı o büyülü anlarda…

