Bursa Bit Pazarı ‘’ Ticaretin ana Üssü ‘’

Bursa Bit Pazarı ‘’ Ticaretin ana Üssü ‘’
  • 16 Ağustos 2026 10:16
  • A+
    A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Bahri Palas makalesinde;

Bursa, sabahın ilk ışıklarıyla uyanırken her semtinde farklı bir telaş başlar. Kimi fabrikasına yetişir, kimi fırınından taze simitleri çıkarır. Ancak Osmangazi Panayır Hayvan Pazarında kurulduğu o tozlu alanda bambaşka bir dünya inşa edilir. Saat henüz sabahın beşi bile olmamışken, şehrin en sessiz sakinleri; yani “eskici, ve hurdacılar” ortaya çıkar.

Bu pazar, sıradan bir alışveriş alanı değil, Bursa’nın hafızasının her cumartesi ve Pazar sabahı yeniden kurulup akşamına dağıldığı geçici bir şehirdir. El fenerlerinin ışığında, muşambaların üzerine serilen her nesne, aslında bir evin gizli kalmış hatırasıdır. Burada ilk kural şudur: Hiçbir şey göründüğü kadar “eski” değildir; her şeyin anlatacak bir hikayesi vardır.

Pazarın içine doğru süzüldüğünüzde, sizi önce demli bir çay kokusu karşılar. Ardından metalin metale çarpma sesi…

Bir köşe yazarı gözüyle bu manzaraya baktığınızda, her tezgahın bir hatırası olduğunu ve anlatacak çok şeyinin olduğunu fark edersiniz.

Bir köşede 1960’lardan kalma, ahşap kasası hafifçe çatlamış bir radyo durur. Üzerindeki ayar düğmelerini çevirdiğinizde, sanki o dönemin Türk Sanat Müziği tınıları hala içinden çıkacakmış gibi bir his uyanır. Hemen yanında, Bursa’nın o meşhur dokuma tezgahlarından emekli olmuş bir mekik parçası… Bursa, tekstilin ve sanayinin kalbi olduğu için buradaki bit pazarı, diğer şehirlerinkinden farklıdır. Burada sadece ev eşyası değil, bu şehri inşa eden zanaatkarların ellerinin izini taşıyan alet edevatları da bulursunuz.

En hüzünlü tezgahlar ise fotoğraf albümlerinin olduğu tezgahlardır. Hiç tanımadığınız insanların siyah-beyaz düğün fotoğrafları, bir bayram sabahı Uludağ önünde çekilmiş aile pozları… Bu fotoğraflar bize şunu fısıldar: Zaman her şeyi bir toz bulutu gibi savurur ve sonunda hepimiz bir bit pazarı tezgahında “kıymeti bilinmeyi bekleyen” birer eşyaya dönüşebilir.

Koleksiyoncudan İhtiyaç Sahibine herkes orada

Bursa Bit Pazarı üzerine ciltlerce kitap yazılabilecek kadar zengindir. Pazarın müdavimleri üç ana gruba ayrılır. İlk grup; sabahın köründe “avına” çıkan koleksiyonculardır.  Onlar, tozun altındaki elması görürler. Nadir bir para, imzalı bir kitap ya da antika bir saat için kilometrelerce yoldan gelirler.

İkinci grup; modern dünyanın tüketim hızına yetişemeyen, sadece hayata tutunmaya çalışan ihtiyaç sahipleridir. Onlar için bu pazar, bir nostalji durağı değil, hayatın gerçek bir parçasıdır. En ucuz tencereyi, hala çalışan bir elektrikli süpürgeyi burada bulurlar.

Üçüncü ve belki de en kalabalık grup ise; “ruhu sıkışanlar” dır.  AVM’lerin steril ve ruhsuz havasından kaçan, eski bir oyuncağın kokusunda kendi çocukluğunu arayanlardır. Burada sınıfsal farklar, bir çay bardağının etrafında erir. Zengin bir antikacı ile bir işçi, aynı tezgahın başında saatlerce bir plak üzerine sohbet edebilir.

Modern dünya bize “bozulunca at, eskince yenisini al” der. Bursa Bit Pazarı ise tam aksine “onar, değer ver ve yaşat” der. Bu pazar, aslında dünyanın bugünlerde çokça konuştuğu “sürdürülebilirlik” kavramının en doğal ve en samimi halidir. Bir eşyaya ikinci bir şans vermek, aslında dünyaya ve emeğe saygı duymaktır.

Burada yapılan pazarlıklar sadece para üzerine değildir; bir güven meselesidir. Satıcı, elindeki eşyanın kadrini bilecek birine gitmesini ister bazen. “Bu bende duracağına sende hayat bulsun be evlat” diyen bir amcanın sesi, pazarın en değerli kazancıdır.

Güneş tepeye yükselip pazar yavaş yavaş dağılmaya başladığında, herkes cebinde ya da çantasında bir parçayla evine döner. Kimisi nadide bir parça bulmuştur, kimisi ise sadece o eski günlerin huzurunu…

Bursa Bit Pazarı, bu kadim şehrin ruhudur. Eğer bir gün yolunuz buraya düşerse, sadece bakmakla yetinmeyin; eşyalara dokunun, hikayelerini dinleyin. Çünkü o tozlu yüzeylerin altında, aslında kendi geçmişinizi, Bursa’nın tarihini ve insan olmanın o en çıplak, en samimi halini bulacaksınız. Unutmayın; eskimeyen tek şey, yürekteki hatıradır.

Bende kıymetli okuyucularım bugün hurda pazarına gittiğimde Dvd film satın aldığım Tezgahın sahibi İsmail Öz ile ayak üstü biraz sohbet ettim.

Sayın öz, Bursa hurda pazarının Türkiye çapında çok önemli bir paya sahip olduğunu söyledi.

Şu an telefuz dahi edemeyeceğimiz rakamlarda bir ticaretin döndüğünü ve hiçbir kurumun kayda almadığını bu yazımda dile getirerek Kolkoksiyoncular için, ihtiyaç sahipleri için uygun fiyata mal almak yada aradığını burada bulmak büyük bir avantaj olabilir lakin. Takip edemediğin bir ticaret senin avantajına olmaz.

Dvd’leri satın alırken tezgahın sahibi İsmail Öz beyi bir şey sormak için yanıma çağırdığımda, hemen uzaktan bakarak cevap verdiği dikkatimi çekti. Bu olayın dikkatimi çektiğini farketmiş olmalı ki, uzaktan kusura bakma tezgahlara hakim olamazsam çok mal çaldırıyorum diye konuştu.

Evah, bence bu konu dananın kuyruğunun koptuğu nokta;

1-) Zabıtalar niye hırsızlıklar için gerekli tedbiri almıyor ki, en azından kamera sistemi kurulabilir.

2-) Güzel dostlarım burada oldukça büyük bir ticaret dönüyor ve maliyenin , hazinenin bundan zerre kadar haberi yok.

Acaba bu konuyu bir gündeme getirip burayı da mali açıdan bir düzene sokmak gerekmez mi.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yeni Slow Radyo