BUFSAD ile Işığın Peşinde 40 Yıl Zamanı Durduran Kırk Yıllık Bir Hikâye

BUFSAD ile Işığın Peşinde 40 Yıl  Zamanı Durduran Kırk Yıllık Bir Hikâye
  • 11 Ekim 2026 16:16
  • A+
    A-

Bursa’mızın usta kalemi, sanatın hayranı, sanatsever in dostu gazeteci ve köşe yazarı Bahri Palas BUFSAD’ın Sezon Açılışına davet üzerine katıldı. Bakalım gönlünden geçenler kaleminden nasıl akacak.

Elinize bir fincan çay ya da kahve alın; gelin, takvim yapraklarının ötesine geçip zamanın, anıların ve ışığın peşinde samimi bir yolculuğa çıkalım.

Dile kolay, tam 40 yıl… Bir insanın ömründe koca bir olgunluk çağı; bir kurumun, bir derneğin hayatında ise kuşaktan kuşağa devredilen bir sevda, devasa bir hafıza demek. 1986 yılına gidelim önce. Akıllı telefonların, dijital ekranların, tek dokunuşla yüzlerce karenin çekilip saniyeler içinde tüketildiği günlerin fersah fersah uzağındayız. Fotoğrafın henüz 36 karelik filmlerle ölçüldüğü, her deklanşör sesinin bir sabır ve emek sınavı olduğu yıllar. İşte o günlerde, Bursa’da ortak bir tutkuyu paylaşan bir avuç insan bir araya geldi ve BUFSAD’ın (Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) temellerini attı. Amaçları yalnızca fotoğraf çekmek değil; birbirine bakmak, şehre bakmak ve dünyayı o küçük vizörün arkasından anlamlandırmaktı.

Peki, nedir bir fotoğraf derneğini kırk yıl boyunca ayakta tutan şey? Sadece teknik bilgiler mi? Enstantane, diyafram ya da ISO ayarları mı? Elbette hayır. Eğer mesele sadece makinelerden ve teknikten ibaret olsaydı, teknoloji değiştikçe bu heyecan da kaybolur giderdi. BUFSAD’ı 40 yıldır canlı, taze ve üretken tutan asıl güç; paylaşılan dostluklar, karanlık odada birlikte beklenen o büyülü anlar ve Bursa sokaklarında biriktirilen ortak hafızadır.

Eski günleri hatırlayanlar çok iyi bilir; karanlık odanın o kendine has kimyasal kokusunu içine çekmeyen, kırmızı ışığın loş aydınlığında beyaz bir kâğıdın üzerinde beliren ilk görüntüyü görüp de kalbi çarpmayan gerçek bir fotoğraf tutkunu bulmak zordur. İşte BUFSAD, o kırmızı ışığın altında başlayan yolculuktan bugünün dijital piksel dünyasına kadar geçen 40 yılda, fotoğrafın ruhunu hiç kaybetmeden korumayı başardı.

Bir de madalyonun diğer yüzü var: Bursa. BUFSAD’ın hikâyesini Bursa’dan ayrı düşünmek imkânsızdır. Bursa gibi her köşesi tarih kokan, Uludağ’ın eteklerinden ovaya doğru akan, hanları, camileri, sokakları ve çalışan insanlarıyla yaşayan bir kenti fotoğraflamak, aslında bir şehrin görsel tarihini yazmaktır. Düşünsenize; 1980’lerin sonundaki Kozahan’ı, çarşı esnafını, sabahın erken saatlerinde fabrikalara koşan emekçileri, ipek dokuyan elleri, Cumalıkızık’ın taş sokaklarında oynayan çocukları… BUFSAD üyeleri, deklanşöre her bastıklarında aslında Bursa’nın belleğine silinmez birer not düştüler. Şehir değişti, binalar yenilendi, yollar dönüştü ama BUFSAD’ın vizöründen yansıyan o anlar zamana meydan okuyarak bugüne ulaştı.

Bir fotoğraf derneği aynı zamanda bir okuldur; üstelik zili hiç çalmayan, not kaygısı olmayan, sadece öğrenme aşkıyla dolu bir okul. Yıllar boyunca düzenlenen temel fotoğraf eğitimleri, atölyeler, söyleşiler ve usta isimlerle yapılan buluşmalar sayesinde kim bilir kaç kişi eline ilk defa fotoğraf makinesi aldı? Kaç genç, dünyayı sıradan bir bakışla değil, ışığı ve gölgeyi fark ederek görmeyi BUFSAD atölyelerinde öğrendi? Fotoğraf gezilerini düşünün bir de… Sabahın kör karanlığında, sis basmış bir göl kıyısında ya da dağ başında, aynı kareyi yakalayabilmek için yan yana titreyen, sonra da bir bardak sıcak çayı ve bir parça simidi kardeşçe paylaşan insanların dostluğundan daha kıymetli ne olabilir? İşte BUFSAD, teknik bir çatının çok ötesinde, insanların birbirine omuz verdiği koca bir aile oldu.

Zaman ilerledikçe bu yerel heyecan kabına sığmadı tabii. Bursa Fotoğraf Günleri ile atılan adımlar, yıllar içinde büyüyüp serpilerek BursaFotoFest gibi uluslararası çapta devasa bir festivale dönüştü. Dünyanın dört bir yanından gelen fotoğraf ustaları, hikâye anlatıcıları Bursa’da buluştu; Bursa’nın sesini dünyaya, dünyanın renklerini ise Bursa’ya taşıdı. Farklı dilleri konuşan, farklı kültürlerden gelen insanlar aynı fotoğrafın önünde durup aynı duyguda birleşti. Çünkü fotoğrafın dili evrenseldi ve BUFSAD bu evrensel köprünün en sağlam ayaklarından birini kurmuştu.

Kırk yıllık bu koca çınarın gölgesinde soluklanırken, en büyük teşekkürü o çınarı sulayanlara, rüzgâra karşı koruyanlara borçluyuz. Bu yolculuğun arkasında yüzlerce, binlerce insanın emeği var. İlk kıvılcımı çakan kurucu üyelerden, sorumluluk alıp derneği yöneten başkanlara; atölyelerde bilgisini cömertçe paylaşan eğitmenlerden, kapıyı her sabah heyecanla açan üyelere kadar herkes bu hikâyenin başrolünde yer aldı. Ve tabii ki bugün aramızda olmayan, vizöründen dünyayı güzelleştirip aramızdan ayrılan o güzel insanları da rahmetle ve özlemle anmak boynumuzun borcu. Onların bıraktığı miras, bugün yeni başlayan bir gencin çektiği ilk karede yaşamaya devam ediyor.

Bugün teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor; makineler küçülüyor, yazılımlar gelişiyor, yapay zekâ görüntü üretmeye başlıyor. Fakat ne olursa olsun değişmeyen tek bir şey var: O makinenin arkasındaki insan gözü, vicdanı ve kalbi. Bir anı hissetmek, bir insanın bakışındaki hüznü ya da tebessümü fark etmek ve onu sevgiyle kaydetmek… İşte bunu sadece insan yapabilir ve BUFSAD 40 yıldır tam olarak bunu yapıyor.

BUFSAD’ın 40. yaşı, yalnızca geçmişe bakıp gururlanma günü değil; aynı zamanda geleceğe umutla bakma günüdür. İnanıyoruz ki bu dernek, bundan sonraki on yıllarda da yeni kuşaklara yol açmaya, gençleri sanatla buluşturmaya ve Bursa’nın, Türkiye’nin, dünyanın hikâyelerini kare kare anlatmaya devam edecek.

40 yıl önce yakılan o ışık hiç sönmesin; vizörünüz hep güzelliklere, deklanşörünüz daima barışa, sevgiye ve hayata açılsın.

BUFSAD’ın 40. yılı kutlu olsun; nice 40 yıllara, nice aydınlık karelere!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yeni Slow Radyo Yüz Ağdası