22.00 Satış Yasağı Sonrası Tekel Bayilerinin Karşı Karşıya Kaldığı Ekonomik ve Hukuki Sorunlar
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Alper Özcan makalesinde;
Türkiye genelinde faaliyet gösteren tekel bayileri, yıllardır vergi mükellefi olarak devletine karşı tüm yükümlülüklerini yerine getiren, belediyelerden iş yeri açma ve çalışma ruhsatı alan, Tütün ve Alkol Piyasası kayıtlarında yer alan ve bağlı bulundukları esnaf odaları ile Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) çatısı altında faaliyet gösteren yasal ticari işletmelerdir.
Buna rağmen özellikle saat *22.00-06.00 arasında uygulanan alkollü içki satış yasağı, sektör üzerinde her geçen gün daha ağır ekonomik ve idari sonuçlar doğurmaktadır. Bugün bu yasağa aykırı davranıldığı iddiasıyla **616.308 TL ile 3.034.170 TL arasında değişen idari para cezaları* uygulanabilmektedir. Bu tutarlar, küçük ve orta ölçekli bir işletmenin tek seferde faaliyetini sona erdirebilecek düzeydedir.
Tekel bayileri belediyeler tarafından verilen iş yeri ruhsatları kapsamında çoğu zaman *02.00’ye kadar faaliyet gösterebilme hakkına* sahip olmasına rağmen, alkollü içki satışının 22.00’de sona ermesi fiilen bu işletmelerin gece ticaretini büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, özellikle gelirinin önemli bölümünü akşam saatlerinde elde eden binlerce esnafı ekonomik çıkmaza sürüklemektedir.
Diğer taraftan, alkollü ürün satan zincir marketlerin çalışma saatleri ile satış yasağının başlangıç saatinin birbirine bu denli yakın olması kamuoyunda haklı soru işaretleri oluşturmaktadır. Bu durum serbest piyasa ve rekabet ilkeleri açısından tartışılması gereken önemli bir konudur.
Sektörün karşı karşıya bulunduğu bir diğer sorun ise üretici firmaların son yıllarda kendi perakende satış kanallarını oluşturması ve zincir market yatırımlarını artırmasıdır. Üretici konumundaki şirketlerin kendi mağazalarını açması, zincir marketler ve yeni satış konseptleriyle perakende alanında doğrudan faaliyet göstermesi, bağımsız tekel bayilerini çok daha güçlü sermaye yapılarıyla rekabet etmek zorunda bırakmaktadır.
Türkiye’nin dört bir yanında yıllardır satış yapan tekel bayilerinden elde edilen ticari veriler doğrultusunda geliştirilen mağazalaşma stratejileri, küçük esnafın pazar payını her geçen gün azaltmaktadır. Bu tablo, mahalle esnafını zincir marketler karşısında daha da güçsüz bırakmaktadır.
Ayrıca üretici firmaların satış ve bütçeleme politikaları, iskonto uygulamaları ve ticari destek sistemlerindeki adaletsizlikler de birçok işletmenin finansal dengesini bozmakta, bazı işletmeleri iflasın eşiğine kadar sürüklemektedir.
22.00 satış yasağı nedeniyle düzenlenen tutanaklar yalnızca idari para cezalarıyla sınırlı kalmamakta; işletmelerin kredi değerliliğini, nakit akışını ve bankalarla olan ticari ilişkilerini de olumsuz etkilemektedir. Bunun yanında, sigara satışlarından POS komisyonu alınmasına ilişkin yıllardır dile getirilen hukuki tartışmalar da esnafın zaten düşük olan kâr marjını daha da azaltmaktadır.
Bugün birçok tekel bayisi yalnızca ekonomik şartlar nedeniyle değil, ağır yaptırımlar nedeniyle de istemeden ruhsatını kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Bu durum bazı işletmeleri yasa dışı yollara yönlendirme baskısı oluştururken, dürüst çalışan binlerce esnafın geleceğini de belirsiz hâle getirmektedir.
Tekel bayileri yalnızca ticari işletmeler değildir. Mahalle kültürünün, yerel ekonominin ve sosyal hayatın önemli bir parçasıdır. Buna karşılık zincir marketlerin mahalle aralarına kadar yayılması, küçük esnafın yaşam alanını daraltmakta ve yıllardır oluşmuş ticari dengeyi bozarak yerel ekonomik yapıyı zayıflatmaktadır.
Sektörün yaşadığı sorunlar yıllardır Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ve kamuoyunda çeşitli vesilelerle gündeme getirilmesine rağmen kalıcı çözümler üretilememiştir. Esnaf odaları, birlikler ve üst kuruluşlar yalnızca aidat toplayan kurumlar değil, üyelerinin haklarını etkin şekilde savunan yapılar olmak zorundadır.
Bugün binlerce tekel bayisi artan maliyetler, ağır vergi yükü, yüksek kredi faizleri, Bağ-Kur ve SGK primleri, ticari borçlar ve finansmana erişim sorunları nedeniyle ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Açıklanan destek paketleri ise çoğu zaman sektörün gerçek ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalmaktadır.
Oysa *Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 173. maddesi*, devletin esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirler almasını açıkça hükme bağlamaktadır. Bu anayasal yükümlülük doğrultusunda küçük esnafın sürdürülebilirliğini sağlayacak vergi düzenlemeleri, düşük faizli finansman imkanları, sosyal güvenlik yüklerinin hafifletilmesi, adil rekabet ortamının güçlendirilmesi ve sektörün sorunlarına yönelik kalıcı çözümler geliştirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Tekel bayileri ayrıcalık değil, *eşit rekabet şartları, hukuki güvence ve Anayasa’nın kendilerine tanıdığı korumanın hayata geçirilmesini* talep etmektedir. Binlerce işletmenin kapanması yalnızca bir sektörün değil, yerel ekonominin, istihdamın ve mahalle kültürünün de kaybı anlamına gelecektir.
