Demokrat Zafer

ANAYASA MAHKEMESİNİN “TOPUK KANININ ALIMININ BEBEĞE ZARAR VERMEDİĞİ” İDDİASI GERÇEKLERİ PERDELEMEKTEDİR!

Adana’da 2,5 aylık bebeklerinden topuk kanı alınmasına izin vermeyen Murat (40) ve Seda (35) Çakmak çiftine karşı yargı süreci başlatıldı. Bebeklerine Kayyum atanmasıyla gündeme gelen olay, topuk kanı testinin zorunluluğunu ve hukuki boyutlarını tartışmaya açtı. Ailenin avukatı Cüneyt Bülent Şeker yaşanan sürecin sıkıntılarını paylaştı. Cüneyt Bülent Şeker; hazırladığı dilekçeyi basınla paylaştı.

DİLEKÇE İLE İLGİLİ AÇIKLAMA

Dilekçenin (B) bölümü kararında Anayasa Mahkemesinin 29.06.2016 tarih, 2014/4077 Numaralı (Muhammed Ali Bayram) kararını gerekçe olarak göstermiş mahkemelere yöneliktir, (C) kısmı da gerçeği görmek isteyecek hâkimlere bir uyarı mahiyetindedir.

Bir kere topuk kanı vermiş aileler (B-C) kısımlarını çıkartsalar (Veya kısaltsalar) da olur.      

Ancak bu kısmı çıkartmak istemeyen aileler (bu kısım zaten uzun olduğu ve kendi içinde bir bütünlüğü olduğu için) buraya daha fazla görüş-karar-açıklama vs. eklememelidir! Esasen dilekçenin kısası makbuldür. Hâkimlerin uzun dilekçeleri okumama eğilimi vardır.

—————-

Bu dilekçe Davanın Aile Mahkemesinde (Onun olmadığı yerde) Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi halinde verilebilir, ancak;

1- Davaya çocuk mahkemesinin bakması,

2- Aile dinlenmeden karar verilmesi,

3- Bölge adliye Mahkemesi yerine başka bir mahkemenin (Öreğin sonraki numaralı Aile-Asliye hukuk mahkemesinin) itiraz mercii olarak gösterilmesi, (Bu durumda hem yanlış gösterilen mahkemeye hem de görevli bölge adliye mahkemesi öğrenilerek onda da ayrı bir dilekçe gönderilmelidir.)

4- 14 günlük istinaf süresi yerine 7-10 günlük istinaf (İtiraz) süresinin gösterilmesi,

5- Sosyal Hizmetlerin ailenin evinde yaptığı tespite ilişkin raporun eksik olması,

6- Çocuğu bir uzman çocuk doktoru incelemeden tedbir kararı verilmesi,

7- Karar anında çocuğun 6 aylık ve daha üstü olası, (Bu durumda bazı üst mahkemeler kararı topuk kanı vermeye gerek olmadığı veya mahkemenin bu hususu değerlendirmesi yönünde bozabiliyor.)

😎 Sadece Anne (Veya babanın) davalı olarak gösterilmesi (İkisi birden gösterilmeli) vs.

Gibi hususlardaki eksikliklerde ULSULE YÖNELİK İSTİNAF (itiraz) SEBEPLERİMİZ olarak dilekçenin EN BAŞTA yer almalı ve NETİCE VE TALEP KISMINDA DA TEKRARLANMALIDIR (Usule yönelik itirazlar kısmı ayrıca yayınlanacaktır, ilgili itiraz-istinaf sebepleri buradan kopyalanarak dilekçeye yapıştırılabilir.) Bu numara ile sayılan itiraz sebepleri belki tedbir kararı verilmesine engel olmasa da, İstinaftan kararın bozularak gelmesine ve ailenin süre kazanmanıza faydası olacaktır. Tedbir kararı veren bu hataları yapan hâkimler mutlaka Hâkimler Savcılar Kuruluna şikâyet edilmelidir.

Çocuğun topuk kanı verdiğine dair epikriz raporu-belge-kayıt vs. dilekçenin hemen arkasına eklenmeli ve (EK-1) şeklinde sol üst kısmına kalın bir kalem ile bu yazılmalıdır, 29.06.2016 tarih, 2014/4077 sayılı kararında bu dilekçeye (EK-2 olarak) eklenmesinde fayda vardır.

(EK-3) kısmına Alişan Yıldıran ve Cüneyt Konuralp gibi doktorların topuk kanı aleyhindeki makalelerinin eklenmesi de de faydalıdır.

ALTERNATİF 1-) kısmı eğer aile hastanede vs. topuk kanı vermemiş, ancak topuk kanı alınması ve her türlü testi yaptırılması için kan vermiş olması durumunda kullanılmalı, aksi takdir de silinmelidir.

Ve bu yukarıdaki açıklamanın okunduktan sonra silinmesi unutulmamalıdır, dilekçeye dahil değildir!

              KONYA BÖLGE ADLİYESİ (   ) İLGİLİ HUKUK DAİRESİ’NE

Gönderilmek Üzere

AFYONKARAHİSAR 2.AİLE MAHKEMESİ’NE 

DOSYA NO                  :   2025/…….. E.  2025/……… K.

İSTİNAF EDENLER   :  1-) (Anne) …………………. (TC. ………….. )

Adres:………………………

                                           2-) (Baba) ………………….(TC……………..)

Adres: …………………………..

MÜŞTEREK ÇOCUK  : …………………………… (TC…………….. )

Adres: …………………………..

DAVACI                         : Afyonkarahisar Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü.

VEKİLİ                          :  Av. ………………… (………………….) UETS

KARARIN TEBLİĞ    

TARİHİ                        : …………..

 

KONU                         : ………………….. Aile Mahkemesinin 5395 Sayılı Yasaya göre verdiği. 06.02.2025 tarih 2025/……. E.  2025/………… K. Sayılı, Sağlık Koruma amaçlı verdiği tedbir Kararının BOZULMASI İSTEMİ İLE İSTİNAF nedenlerini içerir dilekçemizdir.

A-) MÜKERRER TOPUK KANI ALINMASI YÖNÜNDEKİ TEDBİR KARARI VERİLMESİ ANAYASAYA MAHKEMESİ KARARLARINA AYKIRIDIR.

1-) Müşterek çocuk ……………………… 14.12.2024 tarihinde, “Afyon Özel Park” Hastanesinde doğmuştur. Epikriz raporundan (Yahut …………….Aile Sağlığı Merkezince topuk kanı alımı üzerine tarafımıza verilen belgeden) anlaşıldığı üzere 15.12.2024 tarihinde 1 kez topuk kanı alınmış, sadece 2. Kez topuk kanı alınması reddedilmiştir. (EK-1)

 

(BU KISIM TOPUK KANI ALINMAMIŞ ANCAK DOĞUMDAN SONRA ÇOCUĞUNDAN KAN ALMIŞ AİLELER (Yukarıdaki kısmı silip) KULLANMALIDIR, AKSİ TAKDİRDE BU BÖLÜM SİLİNMELİDİR.)

ALTERNATİF 1-) Çocuğumuzdan doğum sonrası ………………… Hastanesinde, ………….. tarihinde 3 kere her türlü tetkikin yapılaması amacı ile (Ve her seferinde tüp tüp) kan alınmıştır, bu alınan kanlar ile topuk kanı ile taranan hastalıklara ilişkin tüm testler yapılabilecek iken, topuk kanı vermediğimiz gerekçesi ile hakkımızda tedbir kararı istenmiştir, topuktan alınan kanın diğer bölgelerden alınan kandan farklı bir özelliği yoktur. Çocuğumuz ise halihazırda sağlıklıdır ve topuk kanı ile taranan hastalık belirtileri kendisinde mevcut değildir. Bizlerde çocuğu korumak ile yükümlü velileri olarak özel statüdeki Aile Sağlığı Merkezlerinin kazancının düşmemesi için sık sık çocuğumuz deldirmek zorunda olmamalıyız.

 

AYM’sinin 19/12/2023 tarih. 2020/22948 Başvuru numaralı Uğur Ali Naki YÜREĞİÇATAL başvurusunda (34, 35, 36. Paragraflarda) “Muhammed Ali Bayram” Kararına da atıfta bulunularak “ test sonuçlarının normal olması durumunda mükerrer topuk kanı alınmaması gerektiği….Topuk kanı örneğinin bir defa ve hastalık şüphesi halinde yenilenmek üzere sınırlı olarak alınabileceği İlgili Sağlık Kuruluşunca mükerrer topuk kanı örneğinin neden çocuğun üstün yararına olduğuna ilişkin ilgili ve yeterli (Tıbbi) gerekçe ortaya koyamaması…” sebebi ile 2. Kere topuk kanı alınması yönündeki tedbir kararını hukuka aykırı bulmuştur. (EK-2)

Ancak tedbir talebinde bulunan idare 2. Kere topuk kanı alınmasını gerektiren çocuğun şahsına münhasır (yeterli) tıbbi gerekçe sunmadığı gibi, mahkemede bu yönde (Ör; çocuğu uzman bir doktora fiziki olarak incelettirerek çocukta söz konusu hastalık bulgularının olup olmadığı yönünde rapor temin etmek sureti ile) yeterli bir araştırma yaptırmamıştır. Mahkemelerin (örneğin bir üniversitesi hastanesindeki) uzman çocuk doktorunun (Yahut idarenin) 2. Topuk kanı alınmasının çocuğun üstün yararına olduğuna dair genel tıbbi görüşünü içerir raporuna dayanarak bu yönde tedbir kararı veremezler.

Uygulamada sadece 2. kez değil, 3. veya 4. kez (Ve üstü) topuk kanı alınmasının aileler tarafından reddi halinde dahi (Soyut ve genel tıbbi gerekçeler ile) tedbir talebinde bulunulduğu görülmektedir. Sağlık Sisteminin özelleştiği, pirim ve performans sistemine göre işlediği, her topuk kanı alımı sebebi ile ilgili sağlık kuruluşlarının gelir temin ettiği mahkemelerce dikkate alınmalıdır…

B-) TOPUK KANI ALINMASI UYGULAMASI BİR TIBBİ MÜDAHALEDİR, AİLENİN (KANUNİ TEMSİLCİNİN) RIZASI HİLAFINA ALINMASI ANAYASAYA VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ KANUNLARINA VE USULÜNE GÖRE ONAYLANMIŞ ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE AYKIRIDIR.

…………………………Mahkemesini kararındaki bizce dikkate değer tek gerekçe; 29.06.2016 tarih, 2014/4077 Numaralı (Muhammed Ali Bayram) Anayasa Mahkemesi kararıdır. Çocuğumuzdan bir kere topuk kanı alınması sebebi ile (A/1 kısmında yaptığımız açıklamalar dikkate alınır ise) ………………………… Mahkemesinin bu gerekçesi de dayandığı Muhammed Ali Bayram kararına aykırıdır.

Ancak Anayasa Mahkemesinin 1. Kere topuk kanı alınması yönünde tedbir kararı verilmesinin AY.17 maddeyi ihlal etmediğine dair Muhammed Ali Bayram başvurusuna kararı da bizce hukuka aykırıdır. Şöyle ki; AYM kararını iki gerekçeye dayandırmıştır, birincisi; “Kanuni dayanak olduğu…”, ikincisi; “Çocuğun zarar görmediği…” gerekçesine:

1-) KANUNİLİK DAYANAK OLDUĞU GEREKÇESİ:

Birinci gerekçe 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3. Maddesinin (I) bendine dayanmaktadır, burada; “Engelli çocuk doğumlarının önlenmesi için, gebelik öncesi ve gebelik döneminde tıbbi ve eğitsel çalışmalar yapılır Yeni doğan bebeklerin metabolizma hastalıkları için gerekli olan testlerden geçirilerek risk taşıyanların belirlenmesine ilişkin tedbirler alınır…” Demektedir.

Bu adı üzerinde sağlık personelinin hizmetlerini nasıl yapacağını düzenleyen bir kanundur ve muhatabı da halk değil idaredir, yani bu kanunun muhatabı Sağlık Bakanlığı ve onun denetiminde sağlık hizmetini yürütecek olan Sağlık Sektörüdür.

Bu kanun lafzından anlaşılan ise; “Sağlık Bakanlığı yetkililerinin bu testler için gerekli imkân ve altyapıyı sağlaması ve ihtiyaç duyanların hizmetine sunmasıdır.”

Bu kanun metninden; “Vücut bütünlüğünü koruyan tüm mevzuatın, anne-babanın tıbbi müdahaleye izin ve ret haklarının yok sayılabileceği, topuk kanı vermek istemeyen her ailenin kolluk tarafından etkisiz hale getirileceği, bebeğin anne kucağından zorla kopartılıp, bebekten topuk kanı alındıktan sonra aileye iade edileceğine…” dair bir anlam çıkarmak mümkün değildir!

Ayrıca AYM’sinin bu kararı; aynı kanunun “Tedavi ve tıbbi araştırmaları” düzenleyen 10. Maddesindeki; “Bu araştırmalarda, bireyin hakları… her şeyin üstünde tutulur… araştırma yapılanın yazılı rızası alınır, …muavafakatını her aşamada geri çekebilir…” gibi insan onur ve rızasını koruyan hükümleri ile çeliştiği gibi, aşağıda saydığımız kanunlar ile de çelişmektedir:

1219 sayılı Tababet Ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un m.70/f.I, c.1; “Tabipler…..yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar…” demektedir.

Hasta Hakları Yönetmeliği m.24/f.I ; “Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir, hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır…” demektedir.

1999 tarihli Hekimlik Mesleği Etik Kuralları 42. Maddesi; “Reşit ve/veya mümeyyiz olmayan kişiler yönünden veli veya vasisinin aydınlatılmış onamı gerekir…” demektedir.

Yine Türkiye’nin imza koyduğu, TBMM de onaylanması sebebi ile kanun gücünde olan, tıp hukukuna ilişkin uluslararası anlaşmalardan:

-1981 tarihli Lizbon Bildirgesinin 5. Maddesi,

-1984 tarihli Avrupa’da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Bildirgesi 3/5. maddesi,

-1995 tarihli Bali Bildirgesinin 5. Maddesi,

-2003 tarihli Bioetik Sözleşmesinin 6/2. Maddesi,

-1964-2023 Dünya Tıp Birliği Helsinki Bildirgesi 25. Maddesi;

Tıbbi müdahale öncesinde; “… Yasal temsilcisinin (veli veya vasisinin) onayının alınması gerekir…” demektedir.

Ayrıca kan ve DNA (6698 Sayılı KVKK m.6 ve devamı anlamında) insana ait en önemli kişisel verisi olduğu için kanuni temsilci (Veli-vasi) izni olmadan alınamaz ve işlenemez

Nihayetinde TMK 335 “Çocuğun bakımından sorumlu olan dolayısı ile onun sağlığı hakkında nihai kararları verecek olan anne babasıdır.

Ayasanın 17. Maddesi ise;  “…Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz….”  demektedir.

Yukarıda saydığımız kanun maddelerinde aranan “Kanuni temsilci (Veli-vasi) izni” genel olarak; yaralanmış, hasta ve tedaviye muhtaç çocuklar hakkındadır. Ağır hasta veya ağır şekilde yaralanmış çocuklara acil müdahale gereken durumlarda, hayati tehlikeyi bertaraf etmek için kanuni temsilci izni aranmaksızın “AY. 17 maddesindeki tıbbi zorunluluk (Zaruret hali) kapsamında” tıbbi müdahale mümkün iken, topuk kanı ve aşı uygulamasının hiçbir surette kanuni temsilci izni olmadan yapılması mümkün değildir, çünkü bunlar sağlıklı çocuklara uygulanmak istenen, az veya çok zararı olan, fakat faydasına garanti verilmeyen “Koruyucu hekimlik-genel sağlık taraması” kapsamındaki ucu-bucağı olmayan, ancak “tercih edilebilecek” uygulamalardır.

Elbette; “Çocuğun terbiye sınırını aşacak şeklide sürekli dövülmesi, aç bırakılması, (Ör: kolu kırılan çocuğun) tedavisinin yaptırılmaması, çocuğun uyuşturucu kullanmaya sevk edilmesi, anne-babanın akıl hastalığı-uyuşturucu bağımlılığı-alkolizm gibi sebeple çocuğa bakmaması…”  gibi (aynı zamanda suç teşkil eden) istisnai sebepler ile mahkemelerin tedbir kararı vermesi mümkündür, bunlar Türk Milletinin gelenek ve taleplerine de uygundur. Ancak (Zorunlu olduğu iddia edilen) bu uygulamanın anlamı anne-babaya ait olan tıbbi müdahaleyi seçme-reddetme hakkının (Bu işten kazancı olan-dışa bağımlı) sağlık sektörüne devridir!

2-) ANAYASA MAHKEMESİNİN “TOPUK KANININ ALIMININ BEBEĞE ZARAR VERMEDİĞİ” İDDİASI:

Anayasa Mahkemesinin ikinci gerekçesi; “Başvurucunun zorunlu uygulamasının sağlık açısından bir soruna yol açtığına ilişkin bir iddiası olmadığı… Söz konusu işlemin (Topuk kanı alınması) başvurucunun sağlığı açısından olumsuz bir etkisinin olduğuna dair bir bulguya rastlanmadığı…” dır.

a-) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; Tıbbi müdahaleyi ret ve seçim hakkını kullanan aile topuk kanı alınmasının bir zararı olduğunu ispat etmek zorunda değildir, aksine idare topuk kanı alınımının zarar vermediğini ve bir fayda sağlayacağını garanti etmelidir. Halbuki idare böyle bir garanti vermediği gibi, yanlış teşhis ve tedaviye dair hiçbir sorumluluğu da üzerine almamaktadır, buna mukabil de aileyi “Çocuğunun sağlığını tehlikeye atmak ve sorumsuzluk ile” suçlamaktadır. Eğer aile 6 genetik hastalığın taranmasından dolayı suçlu ise geri kalan hastalıkların (6000 genetik hastalık vardır.) taranmasında dolayı kim sorumlu veya suçludur?

Topuk kanı alımının hiçbir suret ile çocuğa zarar vermediğini, sadece faydalı olduğunu kabul etsek dahi; anne-baba (Ve kanuni temsilciler) sağlıklı çocuk üzerinde uygulanmak istenen, genel sağlık taraması kapsamındaki, hakkındaki, hiçbir garanti verilmeyen bu testi “Zararı yokmuş” diye kabul etmek zorunda değildir. Anne-baba hasta çocuğuna önerilen (Ve çoğunluk ile faydası görülen) bir tedaviyi dahi ret edebilir veya tedavi başlamış ise bundan cayabilir. (Hasta Hakları Yönetmeliği 24-25 ve devamı.) Çünkü her insanın fizyolojisi farklıdır ve bir insan için fayda veren tedavi diğer insana fayda sağlamayabilir ve hatta zarar verebilir.

b-) Topuk kanı alımının çocuğa zarara vermeyeceği iddiası da doğru değildir. Yeni doğan bebeğin savunma sistemi henüz yeterince gelişmemiştir, kanı kolay pıhtılaşmamaktadır, normal insana göre enfeksiyon kapma riski yüksektir, ona bu dönemde dışarıdan yapılacak her müdahale risk arz etmektedir. Hele hemofili veya Kombine İmmün Yetmezlik (T hücre eksikliği) gibi bağışıklık yetmezliği ile doğan bir çocuktan 2-3 kez topuk kanı alınması, ardından gerek görülmesi halinde tüp tüp kan alınması hayati tehlike arz edebilir. Tıbbi geçmişi olamayan yeni doğan çocuğa ilişkin tıbbi zararı ailenin ispat etmesinin istenmesi ise mantık dışıdır.(Prof. Dr. Alişan Yıldıran/Bebeklerde topuk kanı neden verilmemeli-Makale) (EK-3)

Ayrıca doğumdan sonraki bir yıl içinde topuğun delinmesinin bebeğin beyin ve sinir sistemi üzerinde olumsuz etkilerini olduğunu söyleyen doktorlar da vardır.(Doç. Dr. Cüneyt Konuralp-Bağışıklığın Arka Bahçesi kitabı Sf. 105-120) (EK-3) Uygulamada çok sayıda çocuk topuk kanı alımından sonra rahatsızlanmakta ve hatta Yenidoğan yoğun bakıma alınmaktadır!

c-) Tıp hukukunda öncelikli kural (primum non nocere) “Zarar verme ”dir, günümüz Türkiyesi sağlık sisteminde; “Kaş yapayım derken göz çıkartmak, tedavi edeyim derken daha çok hasta etmek” az rastlanan bir durum değildir. AYM’si sağlık sisteminin ve Devlet görevlilerinin (Ve denetimindeki Sağlık Sektörünün),  hiç yanılmayacağı, hiç hata yapmayacağı, yetkilerini hiçbir koşulda kötüye kullanmayacağı inancına dayalı bir karar vermiştir, halbuki mahkeme ve gazete arşivleri bunun aksini ispat eden belgeler ile doludur.

d-) Çocukların topuk kanı alımında dolayı “Acı çekmediği, az acı verdiği için veya kolay olduğu için kanının topuktan alındığı…” ise doğru değildir, aksine yeni doğmuş bebek acıya karşı daha duyarlıdır ve bunun psikolojik olarak çocuğu olumsuz etkilendiğini söyleyen doktorlar vardır. (Prof. Alişan Yıldıran-Bebeklerde topuk kanı neden verilmemeli) (Doç. Dr. Cüneyt Konuralp/ilgili makale ve youtube videoları ayrıca Bağışıklığın Arka Bahçesi 2 kitabı Sf. 105-120) (EK-3)

3-) ANAYASA MAHKEMESİ KARARI ÇELİŞKİLER İÇERMEKTEDİR

a-) Anayasa Mahkemesinin zorunlu çocukluk aşıları uygulanmasını ret edip, zorunlu topuk kanı uygulamasını kabul etmesi bir çelişkilidir, çünkü ikisi de vücut bütünlüğüne müdahale içermektedir, ikisi de AY.17 madde anlamında tıbbi zorunluluk (Zaruret) kapsamında olmayan, koruyucu hekimlik olarak nitelenen tıbbi müdahalelerdir ve birisinde vücuda bir şey zerk edilmesi, diğerinde vücuttan bir şey çekilmesi bunun hukuki mahiyetini değiştirmemektedir.

b-) Anayasa Mahkemesinin bulaşıcı hastalıkları önlemek için vurulduğu iddia edilen aşılar hakkında olumsuz karar verip, genetik olduğu iddia edilen (Yani bulaşmayan ve iyileştirilemeyen, söz konusu tedaviler ile sadece “Örneğin SMA da bebeğin 3 saniye daha fazla başını tutabilmesi” gibi konforlu yaşam vaat eden, bu vaadi de kesin olmayan ) hastalıklar konusunda kamu sağlığı gerekçesi ile “Zorla topuk kanı alınabileceği” yönündeki karar vermesi ise başka bir çelişkidir.

c-) Hasta çocuk hakkında aileye; istediği tedaviyi-doktoru tercih etme, tedaviyi ret etme hakkı (HHY 24-25) tanınır iken, sağlıklı çocuktan (Testlerin doğru sonuç vereceği ve hastalığın tedavi ve ilerlemesinin durdurulacağı yönünde hiçbir garanti verilmeden) genel sağlık taraması-koruyucu hekimlik kapsamındaki topuk kanının aile rızası hilafına alınmaya kalkılması da büyük bir çelişkidir.

d-) Anayasa mahkemesinin ikinci kez topuk kanı alınmasının tıbbi gerekçelerini ortaya koyulmadan yapılamayacağına dair verdiği B. No: 2020/22948, 19/12/2023 kararı ile de çelişkilidir, çünkü idare ilk kez topuk kanı alırken de somut bir tıbbi kanıt ve gerekçe sunmamaktadır. İdare istemediği testleri de (6000 genetik hastalık vardır) yapmamaktadır?

C-) TAPUK KANI UYGULAMASININ ZORUNLU OLDUĞUNUN KABULÜ; AİLENİN TIP SEKTÖRÜRÜNÜN HATA VE SUİSTİMALLERİNE KARŞI ÇOCUĞUNU KORUYAMAMASI SONUCUNU DOĞURUR:

Sağlıklı her çocuktan zorla alınmak istenen topuk kanı (Çocuğunu fizyolojisine göre değişen az veya çok) kesin bir zarar vermekte, ancak testlerin doğru sonuç vereceği, hastalığın tedavi edileceği, ilerlemesinin durdurulacağı, kişisel verilerin korunacağı garanti edilmemektedir! Topuk kanı taraması ile ilgili kesin olan tek şey taranan hastalıklardan 3 tanesinin tedavi masraflarının çok pahalı olduğu ve bu gibi testleri yaptırmanın tıp sektörü için çok kârlı olduğudur!

Bu sebep ile aile ve çocukları korumaya yönelik umumi hükümler-muallak kanunlar gerekçe gösterilerek, ailenin velayetten doğan tıbbi müdahaleyi ret ve seçme haklarını yok edecek böyle bir karar vermek toplumun geleceği için büyük bir tehlikedir, çünkü bu; otomatik olarak prosedüre uygun tedavileri (Zararlarına rağmen) ret etme hakkını da dolaylı olarak ortadan kaldırır. TCK. m 233, TMK. m 348 kapsamında hasta ilan edilmiş çocuğa prosedüre uygun tedaviyi reddetmesi halinde ailenin sorumluluğuna gidilebilir ve ailenin prosedürlerin yanlış olduğunu, çocuğuna uygun almadığını, çocuğunun hasta olmadığını yahut teşhisi koyulan hastalığa yakalanmadığını ispat etmesi (Birbirine internet bağlı bu Sağlık Sisteminde) çok zordur. Her insanın fizyolojisi farklı olmasına rağmen Sağlık Sistemi standart test ve tedavileri diretmek istemektedir.

 

Sağlıklı çocuk hakkında tedbir kararı veren mahkemeler, hasta ilan edilmiş çocuk hakkında (İdarenin görüşüne güvenerek) haydi haydi aile aleyhine karar verebilir ve aileler çocuğa zarar veren hatta öldüren tedavilere zorlanabilir! Tıp Sektörü ise bu gün “Hayat kurtarıyor” dediği bir tıbbi prosedürü, yarın “Bilim ilerledi, bu uygulama zararlıymış” diyerek değiştirmektedir, bu durumda zarar gören gördüğü zarar ile ölen öldüğü ile kalmaktadır.  “Yenidoğan Çetesi” bu görüşümüzü doğrulamaktadır. (Söz konusu davanın sanıkları da prosedüre aykırı hiçbir şey yapmadıklarını belirtmişlerdir.)

Bir çocuk için en güvenli el; (Özelleşmiş, şirketleşmiş, kâr ve pirim-performans odaklı) Sağlık Sektörü değil, çocuğun üstün yararını gerçekten düşünen anne-babasının elidir. “Zorunlu tıbbi müdahale” gibi sınırsız bir yetki; ehil olmayan veya kötü niyetli ellerde bir silaha dahi dönüşebilir, hatta yüzbinlerce çocuk (Yanlışlıkla!) öldürülebilir!

NETİCE VE TALEP          :  1-) Yukarıda arz ettiğimiz sebepler ile öncelikle usul ve kanuna aykırı ……………………..Mahkemesinin verdiği. 2025/13 E.  2025/108 K.  Sayılı, 06.02.2025 Kararının Anayasa Mahkemesinin 19/12/2023 tarih. 2020/22948 Başvuru numaralı Uğur Ali Naki YÜREĞİÇATAL kararı gereğince “Mükerrer topuk kanı alımının…” hukuka aykırı olması, tedbir talebinde bulunan idarenin ise 2. Kez topuk kanı alınmasına ilişkin müşterek çocuğa özel ve yeterli tıbbi gerekçe sunmamış olması sebebi ile BOZULMASINI, YENİDEN YARGILAMA YAPILARAK TEDBİR TALEBİNİN REDDİ yönünde karar verilmesini,

                                                2-) Yargılama masrafları ile avukat tutmamız halinde vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini saygı ile talep e deriz. Tarih: ………………

Anne                                                                                                  Baba

………………………                                                          ……………………….

 

EKLER: 1-) Çocuktan bir kere topuk kanı alındığına dair Afyon Özel Park Hastanesi epikriz raporu ve diğer ilgili tıbbi kayıtlar.

                2-) 19/12/2023 tarih. 2020/22948 Başvuru numaralı Uğur Ali Naki YÜREĞİÇATAL başvurusu hakkındaki Anayasa Mahkemesi Kararı.

3-) Topuk kanı alınımının zararlı olduğuna dair ilgili makaleler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ