AYRILMAZ İKİLİ BİLLURKENT’TE

AYRILMAZ İKİLİ BİLLURKENT’TE
  • 10 Ekim 2026 17:09
  • A+
    A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalede;

Okul arkadaşlığından gönül yoldaşlığına uzanan bir dostluk öyküsü…

Kimi dostluklar yıllar geçse de eskimez, araya mesafeler girse de eksilmez. Zaman, bu dostlukları aşındırmak yerine daha da güçlendirir. Çünkü kimi insanlar yalnızca aynı sıraları paylaşmaz; aynı düşleri, aynı umutları, aynı değerleri ve yaşamın türlü güzelliklerini de paylaşırlar. İşte Zeki BAŞTÜRK ile Coşkun ÖZTÜRK’ün dostluğu, tam da böyle bir dostluk…

Altmış yılı aşan bir geçmişe uzanıyor arkadaşlıkları. Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nun hazırlık sınıfında başlayan bu yol arkadaşlığı, zamanla köklü bir dostluğa, gönül birlikteliğine dönüştü. İkisi de Türkoloji eğitimi aldı. İkisi de Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak nice öğrencinin yaşamına dokundu. Yıllar boyunca eğitimin, edebiyatın, kültürün ve sanatın izini sürdüler. Meslektaş oldular, arkadaş oldular, sırdaş oldular. En önemlisi, okul arkadaşlığını gönül yoldaşlığına dönüştürmeyi başardılar.

Şimdi bu iki eski dostun yolu, doğanın cömert davrandığı Billurkent’te kesişiyor. Bir yanda masmavi deniz, öte yanda yemyeşil ağaçlar… Güneşin içimizi ısıtan ışıkları, kıyıya usulca vuran dalgaların sesi, doğanın insana huzur veren dinginliği… Günlük ağaçlarının, zeytinlerin, çamların arasında denizle yeşilin kucaklaştığı bu güzel beldede yaşam , sanki biraz daha yavaş akıyor. Zamanın telaşı azalıyor, gündelik yaşamın koşuşturması geride kalıyor.

İnsan böyle bir yerde ne ister ki?
Biraz güneş, biraz deniz, biraz kum… Biraz dinlence, biraz huzur… Bir de yanında yılların eskitemediği bir dost!
İşte Zeki Baştürk ile Coşkun Öztürk, Billurkent’te bütün bunların tadını çıkarıyorlar. Kimi zaman bir fincan kahve eşliğinde koyulaşan sohbetleri, kimi zaman geçmişe uzanan anıları, kimi zaman da ülkenin ve dünyanın gündemine ilişkin değerlendirmeleriyle dostluklarını yaşamaya devam ediyorlar.

Elbette konuştukları yalnızca geçmiş değil. Geçmişin anılarıyla geleceğin umutları arasında gidip geliyor sözleri. Eski günleri yâd ederken gençlik yıllarına dönüyor, birlikte yaşadıkları güzellikleri yeniden anımsıyorlar. Belki bir öğretmenin sınıfta söylediği bir söz, belki bir öğrencinin yıllar sonra bıraktığı iz, belki de yaşamın karşılarına çıkardığı beklenmedik bir olay…
Her anının ayrı bir öyküsü, her öykünün ayrı bir anlamı var. Çünkü dostluk, yalnızca birlikte gülmek değildir. Gerektiğinde susup birbirini anlamak, sevinçleri paylaşmak, sıkıntılara ortak olmak, farklı düşüncelere saygı göstermek ve yıllar sonra bile birbirinin yanında olmaktır. Gerçek dostluk, aynı şeyleri düşünmekten çok, farklı düşüncelere karşın aynı gönül ikliminde buluşabilmektir.

Zeki ile Coşkun’un dostluğunu değerli kılan da budur. Onları bir araya getiren yalnızca geçmişte paylaştıkları okul sıraları değil; yıllar içinde biriktirdikleri ortak değerler, yaşanmışlıklar ve birbirlerine duydukları güvendir. İnsan yaş aldıkça anlıyor ki yaşamın en büyük zenginliği, sahip olduklarımızın çokluğu değil, yanımızda yürüyen insanların niteliğidir. Nice kalabalıklar içinde yalnız kalabilir insan. Ama bazen tek bir dost, bütün kalabalıklardan daha anlamlıdır.

Birlikte içilen bir kahvenin tadı, dostla paylaşıldığında başka olur. Aynı denize bakmak, aynı manzarayı seyretmek, aynı espriye gülmek… Bunlar belki küçük ayrıntılar gibi görünür. Oysa hayat dediğimiz şey, çoğu zaman bu küçük ayrıntıların birikiminden oluşur.

Billurkent’in güzelliği de biraz burada saklı. Doğa insana dinlenme olanağı sunarken dostluk, bu dinlenceye ayrı bir anlam katıyor. Deniz bedeni, dost sohbeti ruhu dinlendiriyor. Güneş yüzleri aydınlatırken yılların biriktirdiği anılar gönülleri ısıtıyor.

Ne güzel şey, yıllar sonra bile birlikte gülebilmek! Ne güzel şey, geçmişi özlemle anarken bugünün tadını çıkarabilmek! Ve ne güzel şey, yaşanmış bunca yılın ardından birbirine hâlâ dostum diyebilmek!

Zeki Baştürk ile Coşkun Öztürk’ün Billurkent’teki buluşması, sıradan bir tatil arkadaşlığından çok daha fazlası. Bu buluşma, yıllara meydan okuyan bir dostluğun, paylaşılmış bir yaşamın ve gönül bağıyla güçlenen arkadaşlığın güzel bir yansıması. Onlara bakınca insanın usuna şu düşünce geliyor: Yaşamın tüm güzellikleri bir yana, insanın yanında güvenebileceği bir dostunun olması ne büyük mutluluk!

Dilerim denizlerimiz mavi, günlerimiz güneşli, söyleşilerimiz koyu olsun. Birlikte geçireceğimiz daha nice güzel günlerimiz, paylaşacak daha nice anılarımız olsun. Çünkü kimi dostluklar takvim yapraklarıyla ölçülmez. Bizler , yılların ötesine uzanan gönül bağlarıyla bağlanmışız. Okul arkadaşlığından gönül yoldaşlığına uzanan bu güzel dostluğumuz hiç eksilmesin.
Güneşimiz bol, denizimiz mavi, sohbetimiz sonsuz olsun .

Zeki BAŞTÜRK – Coşkun ÖZTÜRK
İki dost, tek yürek; Billurkent’te yıllara meydan okuyan bir arkadaşlık…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yeni Slow Radyo Yüz Ağdası