KALEMLEŞÖR TARIK ŞEKER YAZIYOR: EYÜP CAN GÜNER DOSYASINDA ÇARPICI BİLİRKİŞİ RAPORU

KALEMLEŞÖR TARIK ŞEKER YAZIYOR: EYÜP CAN GÜNER DOSYASINDA ÇARPICI BİLİRKİŞİ RAPORU
  • 26 Eylül 2026 11:53
  • A+
    A-

4 METREDEN DÜŞÜŞÜN DETAYLARI RAPORA GİRDİ: “ÖNDEN BASINÇ” VURGUSU

MERSİN – ANAMUR | KALEMŞÖR TARIK ŞEKER

12 yaşındaki Eyüp Can Güner’in yaşamını yitirdiği olayla ilgili davada dosyaya giren yeni bilirkişi raporu, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin dikkat çeken teknik değerlendirmeler içeriyor.

Mersin’in Anamur ilçesinde meydana gelen olayda hayatını kaybeden Eyüp Can Güner’in düşüş şekli, düşüş sırasında çarptığı noktalar ve olayın fiziksel koşulları bilirkişi heyeti tarafından yeniden değerlendirildi.

Dosyaya giren raporda, Eyüp Can’ın iş merkezinin zemin üstü giriş katından yaklaşık 4 metre yükseklikten, sırtı bina iç tarafına dönük şekilde düştüğü; önce zemin kattaki havuza dayalı tabelanın üst bölümüne sol koltuk altı ve gövde kısmıyla çarptığı, ardından baş üstü karo beton zemine düştüğü belirtildi.

Ancak raporu kamuoyunun dikkatine taşıyan asıl ayrıntı, düşüşün fiziksel mekanizmasına ilişkin değerlendirme oldu.

BİLİRKİŞİ HEYETİNDEN DİKKAT ÇEKEN DEĞERLENDİRME

Bilirkişi heyetinin raporunda, Eyüp Can Güner’in tarif edilen pozisyonda ve 2,8 m/sn ilk hızla yaklaşık 4 metre yükseklikten düşmesinin, bedenin üst tarafına önden uygulanacak bir basınçla gerçekleşebileceği değerlendirildi.

Raporda, özetle, çocuğun sırtı bina iç tarafına dönükken söz konusu düşüşün tarif edilen biçimde gerçekleşebilmesi için bedeninin üst kısmına önden bir basınç uygulanmasının gerektiği yönünde değerlendirme yapıldı.

Bu tespit, dosyanın bundan sonraki hukuki değerlendirmesi açısından dikkat çekici bir unsur olarak öne çıkıyor.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor:

Bilirkişi raporundaki “önden basınç” değerlendirmesi, tek başına mahkemenin “Eyüp Can kesin olarak itilmiştir” şeklinde bir hüküm verdiği anlamına gelmiyor.

Nihai hukuki değerlendirme ve olayın ceza hukuku açısından nasıl nitelendirileceği mahkemenin görev alanında bulunuyor.

“TIKIRTI” İDDİASI DA RAPORDA İNCELENDİ

Dosyadaki bir diğer dikkat çekici başlık ise olay sırasında duyulduğu öne sürülen “tıkırtı” sesi.

Bilirkişi heyeti, yaklaşık 50 kilogram ağırlığındaki bir çocuğun yaklaşık 4 metre yükseklikten beton zemine düşmesi halinde oluşabilecek sesi de fiziksel açıdan değerlendirdi.

Rapora yansıyan değerlendirmeye göre, böyle bir düşüşün basit bir “tıkırtı” seviyesinde kalmasının beklenmediği, çok daha yüksek şiddette bir ses oluşturabileceği belirtildi.

Bazı haber kaynaklarında bu sesin yaklaşık 90-100 desibel düzeyinde olabileceğine ilişkin değerlendirmelere yer verildi. Bu seviyenin motosiklet, çim biçme makinesi veya kırıcı/delici alet sesleriyle karşılaştırıldığı aktarıldı.

Bu değerlendirme de dosyadaki olay anına ilişkin anlatımların fiziksel koşullar açısından yeniden tartışılmasına neden oldu.

EYÜP CAN’IN DÜŞÜŞÜ NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Dosyaya giren raporda olayın düşme mekaniği ayrıntılı biçimde ele alındı.

Raporda yer alan değerlendirmeye göre Eyüp Can, iş merkezinin zemin üstü giriş katından yaklaşık 4 metre aşağıya doğru düştü. Düşüş sırasında sırtının bina iç tarafına dönük olduğu, bedeninin sol koltuk altı ve gövde bölgesinin zemindeki havuza dayalı tabelanın üst kısmına çarptığı, ardından baş üstü karo beton zemine temas ettiği belirtildi.

Bilirkişi heyeti ayrıca tespit edilen ölümcül yaralanma örüntüsünün yüksekten düşme ve zemine çarpma mekanizmasıyla tıbben uyumlu olduğunu değerlendirdi. Raporda, ölümün kesici-delici alet yaralanması sonucu meydana geldiğini gösteren yeterli tıbbi bulgu bulunmadığı yönünde de değerlendirme yer aldı.

DOSYANIN GELECEĞİ AÇISINDAN KRİTİK BİR RAPOR

Eyüp Can Güner dosyasında mahkeme, olayın fiziksel koşullarının daha ayrıntılı biçimde incelenmesi amacıyla uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar vermişti.

Adli tıp, adli fizik ve olay yeri inceleme alanlarındaki uzmanların değerlendirmelerinin yer aldığı rapor, davanın son duruşması öncesinde dosyaya girdi.

Duruşmada rapor taraflara okunurken, sanık önceki ifadelerini tekrarlayarak Eyüp Can’ı pasajda görmediğini ileri sürdü. Taraflara bilirkişi raporuna ilişkin beyanda bulunmaları için süre verildi ve duruşma 15 Ekim’e ertelendi.

Yani dosyada henüz son söz söylenmiş değil.

ANNE: “OĞLUMUN İTİLEREK ATILDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

Bilirkişi raporunun ardından Eyüp Can’ın annesi Gül Alya Can, oğlunun ölümünün kaza veya ihmal sonucu meydana gelmediğini düşündüğünü ifade etti.

Anne Can, rapordaki değerlendirmelerin oğlunun dışarıdan uygulanan bir basınçla itilmiş olabileceği yönündeki kanaatini güçlendirdiğini savundu ve sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

Ailenin avukatları da rapordaki düşme mekaniğine ilişkin değerlendirmelerin dosyanın bütünüyle birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

ŞİMDİ GÖZLER 15 EKİM’DE

Eyüp Can Güner dosyasında yeni bilirkişi raporuyla birlikte olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin tartışmalar yeniden alevlendi.

Bir tarafta sanığın olayla ilgili beyanları bulunurken, diğer tarafta olay yeri, fiziksel koşullar, düşme mekanizması ve bilirkişi heyetinin “önden basınç” değerlendirmesi bulunuyor.

Bunun yanında raporda, yüksekten düşmenin ortaya çıkaracağı sesle ilgili teknik değerlendirmeler de dosyanın önemli başlıklarından biri olarak yer alıyor.

Şimdi gözler 15 Ekim’de yapılacak duruşmaya çevrilmiş durumda.

Mahkemenin bilirkişi raporunu, mevcut delilleri, tarafların beyanlarını ve dosyanın tamamını nasıl değerlendireceği, Eyüp Can Güner dosyasının bundan sonraki seyrini belirleyecek.

BİR ÇOCUĞUN ÖLÜMÜNÜN ARDINDAKİ SORULAR

Eyüp Can Güner’in hayatını kaybettiği olayın üzerinden geçen süreye rağmen dosyadaki en temel soru hâlâ önemini koruyor:

Eyüp Can yaklaşık 4 metre yükseklikten nasıl düştü?

Bilirkişi heyetinin son raporu bu soruya ilişkin fiziksel mekanizma konusunda yeni bir değerlendirme ortaya koydu.

Raporda tarif edilen düşüş biçiminin, bedenin üst tarafına önden uygulanacak bir basınçla gerçekleşebileceği belirtildi.

Ancak bu teknik değerlendirmeden hareketle olayın ceza hukuku bakımından kesin sonucuna ulaşmak için mahkemenin tüm delilleri değerlendirmesi gerekiyor.

Çünkü adalet, yalnızca bir raporun söylediğiyle değil; delillerin tamamının birlikte değerlendirilmesi ve hukukun ortaya koyduğu ölçütler çerçevesinde verilecek nihai kararla tecelli edecek.

Eyüp Can’ın ailesi ise tek bir şey istiyor:

Oğullarının ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılması ve adil bir karar verilmesi.

Şimdi herkesin gözü 15 Ekim’de görülecek duruşmada.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yeni Slow Radyo