KULACA TÜRKİYE’DE İLK 3’E GİRMİŞ DURUMDA..!!

KULACA TÜRKİYE’DE İLK 3’E GİRMİŞ DURUMDA..!!
  • 15 Eylül 2026 09:12
  • A+
    A-

***Peki değerli başkanım yine bu 50 yıllık süreçte Kulaca Tarımsal Kooperatifi’nin çalışmaları ülkede geldiği nokta dünyadaki konumuyla da ilgili birçok sorular gelmiş bu sorulara ne gibi cevaplar nasıl cevaplar verirsiniz başkanım?

— Kooperatifimiz Günün şartlarına göre Türkiye’deki kooperatiflere göre üst düzeyde bir kooperatifçilik yapıyor. Bunu biz söylemiyoruz Türkiye’den İtalya’ya giden bizim Tarım İl Müdürlüğü’ndeki kooperatifçi dostlar arkadaşlardan öğrendik. Oradaki seminerde ekran açılıyor ekranda 3 tane kooperatif gözüküyor bunların bir tanesi Torku, bir tanesi Tire süt, bir tanesi de Kulaca. Onun için biz bununla övünüyoruz, gururlanıyoruz.

BİR SENE BÖYLE,BİR SENE ÖYLE..!!

Fakat burada devletin tarım politikasında da eksiklik var. Mesela karpuz yerlerdeydi, geçen sene soğanı çöpe attık. Bu sene böyle oldu. Bunların önlenmesi gerekiyor. Patates de yükseldi ama onun yükselmesi ekim alanlarının azlığından değil. Patatesin sanayisi var ,cips fabrikaları var. Geçen sene ortalama 9 liraya taahhüt etti Çiftçi ,sözleşmeli ekti geçen sene patates piyasada 4 liraya kadar düştü serbest piyasaya patates eken vatandaş bu sene 12-13 liraya taahhütlü ekti, sözleşmeli ekti yani Türkiye genelinde patates ekim alanları azalmış değil ama sebep serbest piyasada patates olmadığı için patates fiyatlandı. Ama soğan öyle değil soğan geçen sene para yapmadı vatandaş çöpe attı,hatta bazı soğancılar çuval çuval dağıttılar.

ÜRÜN PLANLAMASI,FİYAT İSTİKRARI VE TARIM SANAYİSİ OLMADAN TARIM AYAKTA KALAMAZ..!!

Ekimin az olmasından dolayı bu bizim her zaman söylediğimiz bir sloganımız var ürün planlaması ,fiyat istikrarı ,tarım sanayisi olmadan tarım ayakta kalamaz. Bugün bu böyle yapar ertesi yıl diğeri öyle yapar. Mesela bu sene gördüğünüz gibi meyveler para yapmıyor.Meyveler para yapmıyor ama meyve suyu fabrikaları da meyveyi almıyor geçen sene mal yoktu 70-80 liraya suluk ürünleri aldılar, bu sene 5 lira alan yok. Buna sanayici veyahut da devlet hükümet neyse buna el atacak arkadaş bunu yap diyecek satmasında da sana destek verecek .Tarım Bakanlığı tarım Teşkilatı diğer kurumlar sivil toplum örgütleri bunların hepsinin bir karar alması lazım Herkes şikayetçi ama kimse çözüm odaklı bir söylemde bulunmuyor çözüm olmadan böyle olmaz.

2 SENEDİR DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK.

2 sene önce yine bakanlık ,ürün planlaması için Uludağ Üniversitesi Bursa İl Tarım Müdürlüğü ortaklaşa panel yaptılar ama o günden bu tarafa hiçbir şey yok.

*** Yine 7-8 okuyucumuz her sektörde olduğu gibi bu sektörde de aracılar var bu anlamda bu aracıları kooperatif olarak nasıl bypass ettiniz nasıl bugünlere geldiniz başkanım.

KAZANDIM-KAZANDIRDIM DEMİŞ..!!

— Ticaretin bir kuralı vardır aklıma bir olay geldi Amerika’da çok zengin bir vatandaşın bir tanesi iş adamı gazeteciler soruyorlar o zamanlar tabii telefon kayıtlar vesaire yok herkes de defter kalemle not alıyor.İşte falan günü açıklayacağım diyor, o gün geliyor çıkıyor selamlıyor diyor ki “kazandım kazandırdım”. Bakın “kazandırdım kazandım” diyor yani. Bizim ticaretimiz ister kooperatifçi ol, ister üretici ol Ticaret olmadan kazanç olmadan yürümez hayır kurumları değildir ama ne oluyor sen ürünü kaliteli yaptığın zaman değerini alabiliyorsun. Bizim kooperatifimizin de örneği budur. Kooperatifçilik Türkiye’de Tabii ki çok gelişmemiş gelişmediği için de hep kırsal kesimde kooperatifçilik var ama kırsal kesimin kültür seviyesinin düşük olması. Kim ne derse desin biz de Kırsal kesimde duruyoruz ama bizden sonra nasıl yönetilecek, kimler gelecek hep kuşkuyla bakıyoruz. Onun için geriden bir şey yetişmiyor. Bir de Devlet politikasında Kırsal kesimde hadi şehirde olmasın ama kırsal kesimde tarımla ilgili dersler yok, eğitim yok.

DEVLETİN MUTLAKA BU İŞLERE EL ATMASI LAZIM..!!

Bunlar hep zamanla geriye götürülmüştür.Bir de devletin politikasında sanayileşme vardı rahmetli Özal 1983 yılında iktidara geldiği zaman tarımla kalkınılmaz Sanayi ile kalkınılır dedi. Tarım Üniteleri bir bir kapandı bugün hala bunun etkisi var. Mesela bir örnek vereyim bizim yaban armudu ağlat vardır, ağlata Japonlar 3 çeşit armut yapmışlar hem de çok güzel alternatif olarak Deveci armuduna bile. Ama bizim Akça armutumuz, Orak armutumuz, kış armutumuz kayboldu.Devletin ünitelerinin bunlarla uğraşması gerekiyordu ama bunları yapmadık.Mesela Yalova Araştırma Enstitüsü çok etkiliydi ,biz onların vasıtasıyla önerisiyle bu fabrikayı kurduk. Gönen’de buğday tohumu yetiştirme İşletmeleri vardı Türkiye’de yine Ziraat okulları vardı.

ZİRAAT OKULLARI ESKİDEN TARIM BAKANLIĞI’NA BAĞLIYDI VE ÇOK DAHA FAZLA VERİMLİYDİ..

Ziraat okulları eskiden Tarım Bakanlığı’na bağlıydı ve uygulamalıydı. Şimdi maalesef bunların hepsi Milli Eğitim Bakanlığı’na bağladık hem dediğim gibi tabanda eğitim yok, bugün tarımla ilgili üniversiteyi bitiren biri toprağı görmeden Tarımcı olabiliyor. Hatta bunların hocaları öğretim üyeleri de hep kitaptan okudukları için aynı şekilde oluyor. Yine staj gören bazı insanlar vardı talebeleri vardı dersleri iyiydi çalışkanlardı ama tarladaki bitkiyi vesaire hiçbir şeyi bilmiyorlardı. Sonra yine staja geldikleri zaman gördük ki baktık ki o çocuklar öğretim üyesi olmuşlar. Ne öğretiyorsun uygulamalı eğitim olmazsa olmaz. Eskiden Tarım Meslek Liseleri vardı Tarım Meslek liselerinden mezun olanlar arazide tarımda başarılı oluyorlardı ama Ziraat Mühendisliğinden mezun olanlar çok başarılı olamıyorlardı. Elbette iş sahaları vardır ama genelde böyledir, böyle de oldu. Onun için biz meslek liselerinin ağırlıklı olması gerektiğine inanıyoruz.

TARIMDA ÇALIŞMAK ÖZENDİRİLMELİ..!!

Çünkü Türkiye’de insanlar tembelleşti değer yargıları değişti günah dediğimiz şeyler bugün mübah oldu. .Onun için artık yeni reformlar yapılması lazım Mesela tarımda çalışanların özendirilmesi lazım. Mesela kaç yılda emekli olunuyor 30 yılda mı normalde emekli olunuyor? Tarımda işe başlayan 20-25 yıl sonra emekli olmalı onları özendirecek bir şeyler verilmesi lazım, tarımdan kopmaması için.Yine bizim toplum şuna döndü doğan çocuk okuyacak doğan çocuk memur olacak. Bir zamanlar geldi işte İmam Hatip okullarına yüklendik baktık ki olmuyor, yine ibadethaneler dolmuyor.

*** 20’nin üzerinde yine okuyucumuz başkanın bu enerjiyi nereden buluyor diye sormuş?

UZUN YAŞAMANIN SIRRI 4-D’DE SAKLI..!!

— Tabii ki hayat okulu var. İdealist olmak ayrı bir şeydir bize büyüklerimiz dediler ki ya büyüklerin yakınında oturun ya da zenginlerin yakınında oturun derlerdi. Zenginden zarar gelmez büyüklerden de duymadığınız bilgileri duyarsınız erken o bilgileri edinmiş olursunuz derlerdi. Mesela bunlardan bir tanesi uzun yaşamanın sırrı uzun yaşamanın sırrı 4-D’dir

DURMA-DOYMA-DUYMA-DÜŞÜNME..!!

Bunlar 1-Durma (hareket et), 2-Doyma (çok yemeyeceksin) 3-Duymayacaksın(her şeyi duymayacaksın) ,4-Düşünme(Duyarsan çok düşünürsün düşünme).

KÖYDE FAKİRLİKLE BÜYÜDÜK.HEP CEMİYETÇİYDİM.

Ben Çiftçi çocuğuyum köyde fakirlikle büyüdük ama aile devamlı teyakkuz halindeydi yani otur, yat yok. Okula giderken harman sürerdik. Ben Ortaokul mezunuyum ortaokula giderken o zamanlar Cumartesi de vardı okul,o günlerde pazar günleri falan muhakkak tarlada çalışırdık.Garibandık hayvan gütme oldu askere gidene kadar köyde kaldım askerden sonra bir iş yerine girdim. Buradan köyden Bursa’ya saat 07.30’da İşbaşı olacak şekilde 5 sene gittim. Ve burada da Kooperatif Başkanlığı yaptım. Hem başkanlık yaptım hem de Bursa’da saat 7.30’da iş başında olmak kaydıyla karayollarına gittim, çalıştım. 1990 yılında emekli oldum Ama hep arazide çalışmam vardı.Ben topografım yol yapımlarında hep arazide çalışıyordum. 1967’de girdim oraya askerden geldiğim gibi yine burada çok cemiyetçilik yaptım Cemiyetcilik de bana çok şey öğretti. Mesela bu Şevket Yılmaz rahmetli onunla beraber oturduk sendikacılık yaptık onları dinledik daha doğrusu.Yine Bayram Meral ile beraber çalıştık, Bayram Meral’in bir oyla kazandığı zaman Bayram Meral’e bir oy verenlerden biride bendim.

MECBUREN ESNEK YAPIYORLAR.

Bizim Ziraat Odaları başkanımız var Şemsi Bayraktar, Tayyip Erdoğan başbakan olduğu zaman onunla beraber en çok gezen Avrupa hükümetlerini Devletlerini ziyaret eden Başkanımızdı. Ülkemizde öyle enteresan ki yasaları uygulamak Türkiye’de mümkün değil. Çünkü insan yapımız bizim o yasaları uygulayacak gibi değil. Mecburen esnek yapıyorlar bu esnekliği yaptığın zaman da kanuna uymuyorsun. O zaman diyor ki sen bunu böyle yaptın işte belediyelerdeki olaylar bunlar. Dürüst bir kadın biliyorsunuz orada, orada bazı eksiklikler var ama işte eksikliklerden dolayı görevden alabiliyorlar biliyorsunuz işte 10 fark 0’a indi neden yapılıyor şimdi. Onun için benim dediğim gibi cemiyetçi olmak merak etmek ve elbette dürüstlük çok önemli. Vatanı Seven işini en iyi yapandır işinizi en iyi yapıyorsanız başarılı oluyorsunuz ,İyi de iş yaparsınız,Topluma da böyle örnek olduğun zaman, uzun yıllarda senin karşına ne rakip çıkar ne de seni doğru düzgün eleştirip de mahkemeler,bilmem nelerde olmaz.Çünkü neden?Her yıl geliştirmişiz, her yıl gelişmişiz, dediğim gibi Türkiye’de 3 kooperatiften biri olmuşuz. Onun için Kırsal kesimde ismini duyurmuşsun marka olmuşsun.

İNEGÖL ERİK TATLISI OLARAK COĞRAFİ İŞARET ALACAĞIZ..!!

Şimdi mesela yeni markalar oluşturuyoruz yöremizin mürdüm eriği var, ona İnegöl Erik tatlısı olarak coğrafi işaret alacağız hem de bunu sanayiye kazandıracağız. Hafta sonu Gastro Festivalimiz vardı İnegöl’de. Orada hem afişleri dağıttım hem broşürleri dağıttım hem de herkese gelene erik tatlısını dondurmasını vesaire vererek denettirdik. Fransa 40.000 ton erik kurutuyor. 40.000 ton kuru erik. bizde 2.000 ton yaş erik Bursa bölgesinde ve İnegöl’de var sadece Türkiye’de diğer yerlerde azalmış. Ama kuruttuğun zaman tüketim uzayacaktır ihracat yapma şansın var. Amerika 180.000 ton erik kurusu yapıyor .Bunu 3-4 ile çarp neden bunlar Türkiye’de olmasın, hem Çiftçi tarlasını ekecek hem de ilaçlar vesaire yok. Türkiye’de kırlardan topluyoruz tarla kenarlarındaki eriklerden topluyoruz kurutuyoruz.Mutlaka bu anlamda da erik ile ilgili çalışmalarımız olacak.

KİMSE KAFASINA GÖRE EKİM YAPMAMALI..

Mesela Polatlı’ya domates ektirmeyecek ekerse bir işe yaramaz ama orada soğan olur mesela Buğday olur. Bu ne oldu böylelikle her çiftçinin her üreticinin şifresi olacak bu yetkiyi de yine Sanayi Müdürlüğü’ne verdiler maç kuyruğu gibi 17 ilçe Merkez ilçeler dahil vatandaş şifre almaya gitti.Maç kuyruğu gibi sırada insanlar,bir siyasetçinin biri bırakın dedi bırakıldı, hala daha bırakıldı gitti.Bu çiftçinin yaptığı yanlışlıkları örtüyor. Halbuki şifresi olsa ki bunun iki örneği var. Birazdan nerede söylediğimi de söyleyeceğim.Mesela İnegöl Kurşunlu’da Çilek yetiştirilir.Çok da ilaç yapılır. Vatandaş getiriyor o ürünü hale oradan alıyor kabzımal götürüyor. Satıyor bu ürünleri. Analiz etmişler bu ürünleri ilaç kalıntısı çıkmış ceza yazıyorlar getirene kimin ürettiği onları belli değil ki halbuki şifresi olsa kimin ürettiği belli olacak.Ziraat teşkilatları’nın Kontrolleri yok, kullanılan ilacı dahi Yenişehir adet haline getirmiş çiftçinin kullandığı ilacı yerinde takip ediyor, İnegöl bunu yapmıyor. Böyle Bir Şey Olmaz olamaz olmamalı. Ya da görevinin ne olduğunu üstü bilmiyor. üstü mesela buradaki Ziraat mühendisinin neler yapacağını bilmiyor Böyle bir şey olur mu.Yöneticiler geliyor bakıyor yapmışım mı ilgilenmişiz mi diye inceliyorlar hepsini yapmışız belgelemişiz ama bakıyorsun orada diyor ki buradan işte gelen üründe ilaç kalıntısı var. Nereden olur akılları ermiyor topraktan gelmez diyor. İlacı atmamışsın diyor, Sonuçta ilacı kesiyorsun bir sene havadan gelmez yerden gelmez nereden geliyor? Onu onlar düşünemiyor tabii ama biz düşünüyoruz.

ÇİFTÇİ DAHA FAZLA BİLİNÇLENMELİ..!!

Şimdi biz biber ekmişiz biber bu mevsimde Eylül ayında toplanır,adam şimdi de yeni fasulye ekmiş biber ilaçlanmaz bundan sonra kalıntı kalmasın diye ama adam tarlanın yanına fasulye ekmiş, fasulyeyi ilaçlıyor, ilaçlarken rüzgar yana doğru o tarafa getiriyor.Geçerken ,dönerken rüzgarın vasıtasıyla biberlere geliyor bilmiyor ki öyle bir bilinci yok ki söylenmemiş. Nereden bu kalıntılar geliyor bilmiyor. 200 ton toz biberini Almanya’ya göndermişlerdi ama Almanya geri gönderdi neden bunun içerisinde bir şey var nereden gelir diye düşünüyorlar aklı yetmiyor düşünemiyorlar. Balıkesir’e, Karacabey’e, Mustafakemalpaşa’ya giderken ters yollar vardır. Terk edilmiş yollar asfalttır oraları.O asfaltın üzerine biberi seriyor kurutuyorlar.Sonra asfalt kusuyor bulaşıyor biberlere ama Alman bunu düşünemiyor, asfaltın kusup da buna kalıntı bırakacağını düşünemiyor.Asfalt kusunca tabii bunların kalıntıları biberlere geçmiş oluyor. Hala mesela Türkiye’de biber kurutma Tesisleri yok.(Yarın kaldığımız yerden devam etmek üzere)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yeni Slow Radyo