Köksal Selçuk’tan 17 Ağustos Mesajı: “Unutmadık, Unutmayacağız!”
ATSB Antalya Ticaret ve Sanayiciler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve GMC Gazeteciler ve Medyacılar Cemiyeti Genel Başkanı Köksal Selçuk, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde yayımladığı mesajla, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı hazırlıklı olması gerektiğine dikkat çekti. Selçuk, 17 Ağustos’ta hayatını kaybeden vatandaşları rahmet, minnet ve saygıyla anarken, “Unutmadık, unutmayacağız” mesajıyla toplumsal hafızanın canlı tutulması çağrısında bulundu.
17 Ağustos 1999…
Türkiye’nin hafızasında silinmesi mümkün olmayan acılardan birinin tarihi.
Marmara Bölgesi’ni sarsan büyük deprem, binlerce insanın hayatını kaybetmesine, çok sayıda ailenin tarifsiz acılar yaşamasına ve Türkiye’nin afet gerçeğiyle yeniden, çok daha ağır bir biçimde yüzleşmesine neden oldu.
Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos’un bıraktığı acı hafızalardaki yerini koruyor.
ATSB Antalya Ticaret ve Sanayiciler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve GMC Gazeteciler ve Medyacılar Cemiyeti Genel Başkanı Köksal Selçuk da 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, hayatını kaybeden vatandaşları rahmet, minnet ve saygıyla andı.
Selçuk’un mesajındaki en güçlü vurgu ise üç kelimede toplandı:
“Unutmadık, unutmayacağız!”
“17 Ağustos’u unutmadık, unutmayacağız”
Köksal Selçuk, 17 Ağustos’un Türkiye’nin ortak hafızasında derin izler bırakan büyük bir acı olduğunu belirterek, yaşanan felaketin yalnızca geçmişte kalmış bir tarih olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Selçuk, mesajında şu ifadeleri kullandı:
“17 Ağustos’u unutmadık, unutmayacağız. Deprem gerçeğini unutmadan, daha güvenli ve daha dirençli şehirler oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur.”
Bu sözler, 17 Ağustos’un yalnızca bir anma günü olmadığını, aynı zamanda geleceğe ilişkin sorumlulukların hatırlanması gereken bir gün olduğunu ortaya koyuyor.
Çünkü deprem gerçeğini hatırlamak, yalnızca kaybettiklerimizi anmakla sınırlı değil.
Asıl sorumluluk, aynı acıların yeniden yaşanmaması için gereken önlemleri almak.
Deprem gerçeği unutulmamalı
Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olduğuna dikkat çeken Selçuk, depremlerin ne zaman meydana geleceğinin önceden kesin biçimde bilinmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
Bu nedenle asıl meselenin depremi beklemek değil, deprem gelmeden önce hazırlıklı olmak olduğunu belirtti.
Güvenli yapılaşmanın öncelik haline getirilmesi, toplumun afet bilincinin artırılması ve şehirlerin olası afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi gerektiğini ifade eden Selçuk, hazırlığın ertelenemeyecek bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti.
Bugün atılmayan her adımın yarın çok daha ağır sonuçlar doğurabileceğini belirten Selçuk’un mesajında, afetlere karşı hazırlığın bir tercih değil, insan hayatını doğrudan ilgilendiren bir zorunluluk olduğu vurgulanıyor.
“Bir canımızı bile kaybetmemek için bugün adım atmalıyız”
Köksal Selçuk, deprem konusunda yalnızca kamu kurumlarına değil, toplumun bütün kesimlerine sorumluluk düştüğünü belirtti.
Özellikle iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının afet farkındalığının artırılmasında önemli görevler üstlenebileceğini ifade eden Selçuk, ortak hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Selçuk’un mesajındaki en dikkat çekici ifadelerden biri de şu oldu:
“Geçmişten ders çıkarmalı, geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine kurmalıyız. Bir canımızı bile kaybetmemek için bugün gerekli adımları atmalıyız.”
Bu çağrı, deprem hazırlığının yalnızca deprem bölgelerinde yaşayan vatandaşların sorumluluğu olmadığına da işaret ediyor.
Çünkü afetler yalnızca belirli bir mahalleyi veya şehri değil, ekonomik ve sosyal hayatın tamamını etkileyebiliyor.
İş dünyasına ve sivil topluma da görev düşüyor
Selçuk’un açıklamasında iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarına özel vurgu yapılması dikkat çekti.
Afetlere hazırlık konusunda kamu kurumlarının yanı sıra özel sektörün ve sivil toplumun da sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Selçuk, toplum genelinde farkındalığın artırılmasının önemine işaret etti.
İş yerlerinin afet ve acil durum planlarının bulunması, çalışanların bilinçlendirilmesi, kurumların afet sonrasında faaliyetlerini sürdürebilecek hazırlığa sahip olması ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi, bu sorumluluğun önemli parçaları arasında yer alıyor.
Deprem hazırlığı yalnızca binaların sağlamlaştırılmasıyla sınırlı değil.
Hazırlıklı şehir; hazırlıklı kurum, hazırlıklı işletme ve bilinçli vatandaş demek.
Güvenli şehirler ortak hedef olmalı
Köksal Selçuk’un mesajında öne çıkan bir diğer başlık ise dirençli şehirler oluşturulması.
Güvenli yapılaşmanın yanında şehirlerin afet sonrasında temel hizmetleri sürdürebilmesi de büyük önem taşıyor.
Ulaşım, iletişim, enerji, sağlık hizmetleri, acil müdahale kapasitesi ve toplanma alanları gibi unsurların afetlere karşı hazırlıklı olması gerekiyor.
Bu nedenle “deprem hazırlığı” kavramının yalnızca bina güvenliği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği ortaya çıkıyor.
Dirençli kent, deprem olduğunda ayakta kalabilen ve yaşamı mümkün olduğunca hızlı şekilde sürdürebilen kenttir.
Antalya için de önemli bir hatırlatma
Köksal Selçuk’un mesajı, Antalya açısından da önemli bir farkındalık çağrısı taşıyor.
Antalya her ne kadar Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen insanların yoğun olarak yaşadığı, turizm ve ticaret açısından büyük önem taşıyan bir kent olsa da deprem gerçeğinin dışında düşünülemez.
Kentlerin büyümesi, nüfus hareketliliği ve yapılaşmanın devam etmesi, afet risklerinin sürekli olarak değerlendirilmesini gerekli kılıyor.
Bu nedenle deprem hazırlığı yalnızca geçmişte büyük deprem yaşamış bölgelerin gündemi olmamalı.
Afet riski bulunan her kentte hazırlık sürekli hale getirilmeli.
“Geçmişten ders, geleceğe güven”
17 Ağustos’un yıl dönümünde verilen mesajların ortak bir noktası bulunuyor:
Geçmişi unutmamak.
Ancak yalnızca hatırlamak da yeterli değil.
17 Ağustos’tan ders çıkarmak, 6 Şubat 2023 depremlerinden ders çıkarmak ve gelecekte yaşanabilecek afetlerin can kayıplarını en aza indirmek için bugünden harekete geçmek gerekiyor.
Köksal Selçuk’un mesajı da tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor.
Geçmişin acısını geleceğin ihmallerine dönüştürmemek.
Bunun yolu ise güvenli yapılardan, bilinçli toplumdan, hazırlıklı kurumlardan ve afetlere dirençli şehirlerden geçiyor.
“Unutmadık, unutmayacağız!”
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlar, aradan geçen yıllara rağmen Türkiye’nin ortak hafızasında yaşamaya devam ediyor.
Köksal Selçuk, mesajının sonunda depremde hayatını kaybeden tüm vatandaşları rahmetle anarken, yakınlarını kaybeden ailelere sabır ve başsağlığı dileklerini iletti.
Selçuk’un mesajının son sözleri ise çağrının özeti niteliğinde:
UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!
DEPREM GERÇEĞİNİ UNUTMAYACAĞIZ, HAZIRLIKLI OLACAĞIZ!
Bu sözler yalnızca geçmişe yönelik bir anma değil; geleceğe yönelik açık bir sorumluluk çağrısı.
Çünkü depremi önceden durdurmak mümkün olmayabilir.
Ancak hazırlıksızlığı azaltmak mümkün.
Riskli yapıları tespit etmek mümkün.
Şehirleri güçlendirmek mümkün.
Toplumu bilinçlendirmek mümkün.
Ve en önemlisi, bir canı daha kurtarabilecek önlemleri bugünden almak mümkün.
17 Ağustos’un üzerinden yıllar geçse de değişmeyen gerçek şu:
Deprem gerçeğini unutmak, geçmişte yaşanan acıların yeniden yaşanması riskini büyütür.
Bu nedenle 17 Ağustos yalnızca yasın değil, sorumluluğun da tarihidir.
Unutmadık. Unutmayacağız. Hazırlıklı olacağız.
