Adalet Partisi’nden Ekonomi Eleştirisi: “Vatandaş Türk Lirası Kazanıyor, Döviz Endeksli Harcama Yapıyor”

Adalet Partisi’nden Ekonomi Eleştirisi: “Vatandaş Türk Lirası Kazanıyor, Döviz Endeksli Harcama Yapıyor”
  • 30 Temmuz 2026 09:15
  • A+
    A-

Adalet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Kemal Abdullahoğlu, Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelere ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulunarak hükümetin ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Abdullahoğlu, kamuoyunun farklı gündemlerle meşgul edildiğini öne sürerken, vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkileyen ekonomik sorunların ise ikinci plana itildiğini savundu.

Yazılı açıklamasında ekonomi başta olmak üzere birçok alanda yaşanan yapısal sorunlara dikkat çeken Abdullahoğlu, Türkiye’de üretimden tüketime kadar uzanan süreçte ithal girdilere olan bağımlılığın her geçen yıl arttığını ifade etti. Bu durumun fiyatlar üzerinde sürekli baskı oluşturduğunu belirten Abdullahoğlu, vatandaşın gelirini Türk lirası üzerinden elde etmesine rağmen, yaptığı harcamaların önemli bölümünün döviz kurlarına bağlı maliyetlerden etkilendiğini dile getirdi.

“Yerli ve milli söylemi ile ekonomik gerçekler örtüşmüyor”

Açıklamasında hükümetin sık sık “yerli ve milli” söylemini kullandığını hatırlatan Abdullahoğlu, ekonomik yapının ise bu söylemle çeliştiğini savundu. Türkiye’de başta sanayi üretimi olmak üzere enerji, tarım, gıda, ulaştırma ve birçok temel sektörde ithal ham madde ve ara malı kullanımının yüksek seviyelerde bulunduğunu belirten Abdullahoğlu, bunun doğal sonucu olarak döviz kurlarındaki her artışın doğrudan tüketici fiyatlarına yansıdığını ifade etti.

“Vatandaş maaşını Türk lirası olarak alıyor ancak farkında olmadan satın aldığı hemen her ürünün içinde dolar ve avro maliyeti ödüyor” değerlendirmesinde bulunan Abdullahoğlu, bu durumun dar gelirli kesimler üzerinde giderek ağırlaşan bir ekonomik baskı oluşturduğunu söyledi.

“İthal girdilere bağımlılık fiyat istikrarını imkânsız hale getiriyor”

Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır ithal girdilere bağımlı şekilde büyüdüğünü öne süren Abdullahoğlu, üretimin birçok aşamasında kullanılan hammadde, enerji, makine, yem, gübre, ilaç ve sanayi ürünlerinin büyük bölümünün yurt dışından temin edildiğini belirtti.

Bu nedenle döviz kurundaki her yükselişin yalnızca ithal ürünleri değil, yurt içinde üretilen ürünlerin maliyetlerini de artırdığını ifade eden Abdullahoğlu, “İğneden ipliğe, gıdadan enerjiye kadar hemen her ürünün maliyetinde doğrudan ya da dolaylı olarak ithal girdiler bulunuyor. Böyle bir ekonomik yapıda fiyat istikrarını sağlamak mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.

“Döviz kurundaki yükseliş ekonomiyi doğrudan etkiliyor”

Son yıllarda döviz kurunda yaşanan artışa da değinen Abdullahoğlu, son beş yıllık süreçte Amerikan dolarının değerinde yaşanan yükselişin üretim maliyetlerini ciddi biçimde artırdığını savundu.

Kur artışının yalnızca sanayi sektörünü değil, market raflarındaki temel tüketim ürünlerinden enerji maliyetlerine kadar geniş bir alanı etkilediğini belirten Abdullahoğlu, ithalata bağımlı ekonomik model sürdüğü sürece enflasyonla kalıcı mücadelenin mümkün olamayacağını öne sürdü.

“Tarım ve hayvancılıkta planlama eksikliği ithalatı artırdı”

Açıklamasında tarım ve hayvancılık politikalarına da geniş yer veren Abdullahoğlu, sektörlerde uzun yıllardır yeterli planlama yapılamadığını iddia etti. Üretim politikalarındaki eksikliklerin Türkiye’yi temel gıda ürünlerinde dışa bağımlı hale getirdiğini savunan Abdullahoğlu, 2025 yılında 123 bin ton canlı sığır ile 50 bin ton karkas et ithal edildiğini belirterek, bu tablonun üretim politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösterdiğini ileri sürdü.

Hayvancılıkta yaşanan maliyet artışlarının kırmızı et, süt ve süt ürünleri fiyatlarını yükselttiğini ifade eden Abdullahoğlu, bunun da vatandaşın temel protein kaynaklarına erişimini zorlaştırdığını söyledi.

“Protein yerine ekmek tüketimi artıyor”

Yüksek gıda fiyatlarının özellikle dar gelirli vatandaşların beslenme alışkanlıklarını değiştirdiğini savunan Abdullahoğlu, et, süt ve yumurta gibi protein kaynaklarının birçok aile için ulaşılması güç ürünler haline geldiğini ifade etti.

Bu nedenle vatandaşların daha düşük maliyetli gıda ürünlerine yöneldiğini belirten Abdullahoğlu, ekmek ve makarna tüketimindeki artışın ekonomik sıkıntının önemli göstergelerinden biri olduğunu öne sürdü. Türkiye’nin kişi başına yıllık yaklaşık 200 kilogram ekmek tüketimiyle dünya sıralamasında üst sıralarda yer almasının da bu ekonomik tabloyla ilişkilendirilmesi gerektiğini savundu.

“Ekonomik tablo sürdürülebilir değil”

Dar gelirli vatandaşların uzun yıllardır ağır ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Abdullahoğlu, gelirlerin Türk lirası üzerinden elde edilmesine rağmen harcamaların büyük ölçüde döviz kuru kaynaklı maliyetlerle şekillenmesini “ekonomik adaletsizlik” olarak değerlendirdi.

Bu durumun ne yerli üretim hedefleriyle ne de milli ekonomi anlayışıyla bağdaşmadığını ifade eden Abdullahoğlu, ekonomik yapının üretim odaklı ve ithalata bağımlılığı azaltacak şekilde yeniden planlanması gerektiğini söyledi.

Hükümete çağrı

Açıklamasının sonunda hükümete çağrıda bulunan Abdullahoğlu, özellikle dar gelirli vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirecek ekonomik tedbirlerin vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Ekonomide yaşanan sorunların ertelenemez boyuta ulaştığını savunan Abdullahoğlu, gelir dağılımındaki bozulmanın giderilmesi, üretimin desteklenmesi, tarım ve hayvancılıkta sürdürülebilir politikaların uygulanması ile ithalata bağımlılığı azaltacak yapısal reformların hızla devreye alınmasının önem taşıdığını ifade etti.

Adalet Partisi olarak hükümeti bir kez daha uyardıklarını belirten Abdullahoğlu, mevcut ekonomik tablonun sürdürülebilir olmadığını savunarak, vatandaşın alım gücünü artıracak ve hayat pahalılığını azaltacak adımların gecikmeden atılması gerektiğini söyledi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Yeni Slow Radyo