SAĞLIĞIMIZ İÇİN DOĞRU BESLENMENİN ÖNEMİ…(13) SİNDİRİM SİSTEMİNİN ÇALIŞMA ŞEKLİ

SAĞLIĞIMIZ İÇİN DOĞRU BESLENMENİN ÖNEMİ…(13) SİNDİRİM SİSTEMİNİN ÇALIŞMA ŞEKLİ
  • 3 Temmuz 2026 09:11
  • A+
    A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ümit Yurtkuran makalesinde;

“Ancak düşük asitli” (Ph değeri yüksek) bir mide de Heliko bakteri, Campillo bakteri, Pylori, Candida, E-coli, Salmonella ve Streptococci gibi değişik türden pek çok “patojen ve fırsatçı bakterilerle çeşitli mantar türleri” mide duvarında yaşama ve çoğalma ortamı bulurlar. Düşük asitli midede yaşayan patojen bakterilerin pek çoğu, karbonhidratları “özellikle de işlenmiş olanlarını tüketmeyi çok sever.”
Normalde karbonhidrat sindirimi ağızda tükürük ile başlar, mideye ulaştığında mide asidi tarafından sindirimi durdurulur ve 12 parmak bağırsağına geçinceye kadar bekletilir. Ancak düşük asitli midede patojen bakteriler karbonhidratları, “özellikle rafine karbonhidratları fermente etmeye başlar.” Fermantasyon sonucunda genellikle toksinler ve gaz açığa çıkar. Sürekli tekrarlanan bu işlemler sonucunda ise “mide tembelliği, mide ekşimesi, mide yanması, gastrit ve reflü” gibi şikayetler ortaya çıkmaya başlar.
Mide asidinin uzun süreli düşük olmasının, gastrit, ülser ya da mide kanseri oluşumunda etkili olduğu düşünülmektedir. “Mide kanseri olan kişilerde” yapılan araştırmalarda, mide asidi seviyesinin düşük olduğu ortaya çıkmıştır.
“Düşük asitli mide de konuşlanan mikroplar mide kanseri, ülser ve gastrit oluşumunda önemli rol oynarlar.”
                           Dr. Natasha Campbell – Dr. Mc Bride MD
Gaps Bağırsak ve Psikoloji Sendromu İçin Doğal Tedavi Yöntemi
 
Mide şikayetlerimiz başladığında, karbonat veya soda gibi yapay içecekler yahut kimyasal ilaçlar kullanarak mideyi geçici olarak rahatlatıp “fabrika ayarlarını” bozmak yerine, daha hastalıkların başlangıcında beslenme düzenimize müdahale ederek, şikayet sebeplerinin ortadan kaldırılmasının sağlığımız için daha uygun olacağı dikkate alınmalıdır.
“Hiçbir mide ya da bağırsak doğrudan kanser olmaz.” Yaptığımız beslenme hataları nedeniyle önce “hazımsızlık, kabızlık, midede tembellik, gaz, ekşime, yanma, gastrit, ülser ve en sonunda kanser olur.”
Yani kanser olmadan önce değişik şekillerde, birçok kez mutlaka ikaz ediliriz. Tabii midede ki ekşime ile ülser ya da kanser teşhisi arasında çok uzun yıllar olduğu için vatandaş olarak “hastalığın başlangıcı ile sonucu arasında pek bağlantı kuramayız.”
Eğer midemizde ekşime özellikle gastrit başladığı sırada beslenme hatalarımızı düzelterek, “mide asit salgısını artıracak doğal gıdalar ile beslenir, midedeki iltihabı yok edecek bitkisel yağlar ve bitki karışımları kullanırsak,” midemizin çok kısa sürede normale dönerek şikayetlerimizin ortadan kalkacağını, ülser ya da kanser gibi çok daha ciddi hastalıklardan uzak olacağımızı görürüz. Çünkü uygun şartlar ve gerekli malzemeler sağlandığı taktirde “mide duvarı yaklaşık üç günde bir kendisini yeniler.”
(Devam edecek)
Cuma gününün yeni umutlara, iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle…
Ümit YURTKURAN
 
SAĞLIĞIMIZ İÇİN DOĞRU BESLENMENİN ÖNEMİ…(14)
BAĞIRSAKLAR VE BAĞIRSAK FLORASININ ÖNEMİ
Hepimizin bildiği gibi vücudumuzun, bir sindirim sistemine sahip olmasının tek nedeni, yiyecek ve içeceklerin sindirilip, faydalı ve gerekli olanların emilip gerekli yerlere gönderilmesi, zararlı ya da faydasız olanların ise vücut dışına atılması ya da zararsız hale getirilmesi içindir.
Ancak bilimsel çalışmalar ve klinik deneyimler göstermiştir ki sağlıklı bir bağırsak florası olmadan sindirim sisteminin bu fonksiyonlarını tam olarak yerine getirebilmesi mümkün değildir.
Normal şartlarda sindirimin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için gıda maddelerinin mideden 12 parmak bağırsağına geçişini müteakip, “sekretin” ve “kolesistokinin” hormonları salgılanmalıdır. Bu hormonların salgılanabilmesi için ise mideden 12 parmak bağırsağına geçen “gıda maddelerinin PH değerinin 2 civarında (1.5 – 3 aralığında) olması gerekir.”
Bu iki hormon 12 parmak bağırsağı tarafından üretilir ve kana karışarak görevini yerine getirmek üzere pankreas, karaciğer, mide ve diğer organlara taşınır. Sekretin hormonu mideye “sıvı üretimini durdurma” talimatını verir. Karaciğeri “safra üretmesi” için “bağırsak duvarını” ise yemeğin geldiğini haber vererek, kendisini korumaya yetecek kadar “mukus üretimi” için uyarır.
Ancak “yaptığı en önemli şey” mideden gelen yiyeceklerdeki asidi etkisiz hale getirerek, sindirilebilmeleri için “pankreası uyarmasıdır.” Çünkü sindirimin tam ve hatasız olabilmesi için ince bağırsağın çok daha alkali bir PH değerine (PH; 7 – 8 ) sahip olması gerekir.
Bu da ancak pankreasın üreteceği bikarbonat çözeltileri ile mümkün olacaktır. Pankreasın görevi bununla da bitmez. “Sindirim için şart olan” Amilaz, Glukagon, Tripsinojen ve İnsülin gibi hormon ve enzimleri de salgılaması gerekir.
(Devam edecek)
Cuma gününün yeni umutlara, iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle…
Ümit YURTKURAN

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ