Demokrat Zafer

Murat Çakmak yazdı; Topuk Kanı mı, İslam Düşmanlığı mı?

Köşe yazarımız Murat Çakmak makalesinde;

Topuk kanı aldırmadığımız için mahkemelik olduk, hatta çocuğumuza kayyım bile atanmıştı. Bu süreci tekrar anlatmaya gerek yok, zaten herkes biliyor. Ancak olay basına yansıyınca bir anda ülke gündemine oturdu. Açıkçası bu kadar büyük bir yankı beklemiyordum, ama Allah’ın yardımıyla her şey nasip oldu.
Olayın sıcaklığı geçtikten sonra sosyal medyadaki yorumlara göz attım. Dualarıyla destek olan, yanımızda duran insanlara Allah razı olsun. Ancak hakaret eden, kötü konuşanlar da vardı. Beni tanımayan, sadece sakalımı ve sarığımı görüp saldıran insanlar… Gerçekte kinlerini döktükleri şey, benim şahsım değil, İslam’dı.
İslam’a Duyulan Düşmanlık
Bazı yorumlar akıl alır gibi değildi: “Bu zihniyetten çocuklar alınmalı!”, “Bunlar üremesin!”, “Yobazlar!”, “Tarikatçı, bilim düşmanı!” diyenler… Oysa ben bilim dışı bir şey söylemiyorum. Doç. Dr. Cüneyt Konuralp’in dediğini aktarıyorum: “Topuğu delmeyin, el üstünden, idrardan veya tükürükten de alınabilir.” Ama hayır, onlar bu açıklamayı bile duymak istemiyor, sadece gördükleri sakal ve sarık üzerinden nefretlerini kusuyorlar.
Okumayan, araştırmayan bir kesim var. Topuk kanı testinin ne işe yaradığını bile bilmeden saldırıyorlar. Bedene dokunulmazlık hakkından bahsedince “O zaman sünnet ettirme!” diyorlar. Peki sünnet zorunlu mu? Zorunlu olsa, en önce onlar “Bedenime dokunma!” diye sokaklara dökülmez miydi?
Hukuksuzluk ve Çifte Standartlar
Eğer mesele gerçekten çocuk hakları olsaydı, sünnet yüzünden çocuklara kayyım atanmaz mıydı? Öyle bir şey yaşansa, “Anayasanın şu şu maddelerine aykırı!” diye günlerce televizyonlarda konuşmazlar mıydı? Avrupa’ya, Amerika’ya şikayet etmezler miydi? Ama konu biz olunca ne anayasa ne hak hukuk konuşuluyor, sadece İslam’a saldırılıyor.
Bilim mi, Algı Operasyonu mu?
Bu süreçte televizyonlara çıkardıkları kişiler, kendilerini haklı göstermek için çabaladılar. Bilimsel argümanları yoktu, sadece olayın felsefesine çekerek manipülasyon yaptılar. Tartışma programlarında sözde profesörler, avukatlar çıkıp “Devlet böyle bir karar aldıysa bir bildiği vardır.” dediler. Oysa mesele hukuki değil, ideolojikti. Beni tartışmaya çağırdıkları programda, bana tuzak kurmaya çalıştılar ama Allah onların tuzaklarını başlarına geçirdi. Sonrasında bir daha çağırmadılar.
Asıl Mesele Giyim mi, İnanç mı?
“Bu zihniyetten çocukları alın!” diyorlar. Peki neden? Topuk kanı aldırmadığım için mi, yoksa giyinişimden dolayı mı? “Bunlar tarikatçı!” diye yaftalıyorlar. Ama hangi tarikat lideri benim yanımda durdu? Hangi STK başkanı destek oldu? Kimse! Çünkü onların düzeni bozulmasın diye konuşmuyorlar. Kendi içlerinde miras kavgası yapanlar, çıkarlarını korumak için sessiz kalanlar bu süreçte yanımızda olmadılar.
Adana’da beni tanıyanlar bile olayın başından itibaren ne aradılar ne sordular. Ne bir hoca, ne bir STK başkanı, ne de herhangi bir destek mesajı geldi. Olayın üstünden 15 gün geçtikten sonra, hükümet kanadından tepki gelmeyince, ancak göstermelik birkaç tweet attılar. Gerçek şu ki, medya onların elinde olduğu için algı operasyonlarını çok iyi yapıyorlar. Ne kadar haklı olursanız olun, sizi haksız göstermeyi başarıyorlar.
Asıl mesele sağlık değil. Mesele, “topuk kanı ve aşı karşıtları bilim düşmanı tarikatçıdır” algısını oluşturarak aileler üzerinde baskı kurmaktı. Medyanın gücüyle, gerçeği saptırıp, bizi haksız göstermeye çalıştılar. Ama bu bir hak mücadelesidir ve biz bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!

İşte siz böylesiniz! Onları seviyorsunuz, onlarsa sizi sevmiyorlar. Siz Kitab’ın tamamına inanıyorsunuz. Onlarsa sizinle karşılaştıkları zaman: “İman ettik.” derler, yalnız başlarına kalınca size olan kinlerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: “Kininizle geberin.” Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı bilendir. (3/Âl-i İmran, 119)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ