Demokrat Zafer

YENİ YÜZYIL PARTİ SÖZÜCÜS AV. ZEKİ UÇAR; SİYASAL PARTİLER, DEVLET YÖNETİMİ VE LİDER

Ölümüne bağlı grupların yer aldığı siyasal, ekonomik ve dinsel oluşumlarda, sosyolojik gelişmenin ve psikolojik rahatlamanın hakimiyeti, söz konusu olamaz. Bu gruplarda, siyasal estetik, ekonomik estetik veya dinsel estetikten bahsedilmesi, olanaklı değildir.

Bu oluşumlarda, birey özgürlüğü, bireyin gelişmesi, hata lider özgürlüğü ve liderin gelişmesi bile söz konusu değildir. Çünkü bu gruplarda bireyler kendi kutsalının esaretindedir. Kutsiyet ise ancak lidere atfi mümkün bir özelliktir.

Lidere, kayıtsız şartsız teslimiyet, herhangi bir eleştirinin yapılmaması, yapılan eleştirinin hakaret sayıldığı, bir iklimin hâkimiyeti nedeniyle, sadece alkışlanırsa lidere en büyük düşmanlık ve en büyük samimiyetsizliktir. Ancak, lidere, bu şekilde yapılan bir yaklaşım, diğer kademelerde yer alan insanların veya mensupların da sanki bilgi ve siyasal donanımlarının eksik olduğunun da tescili olarak kabul edilmektedir.

Parti ve lidere olan sadakatle, bu tür yaklaşımların, birbiri ile karıştırılmaması ve tefriki gerekmektedir. Bu gruplarda yer alanlar, bilgi ve becerilerinin yoğun tekasürü nedeniyle, iradi, bilerek ve isteyerek lidere yaptıkları bilinçli bir destektir. Ayrıca, görev dağılımı, esasına dayalı bir dayanışma ruhu, birlikteliğine dayalıdır. Aksi yöndeki yaklaşım, Hassan Sabbah anlayışının kabulü anlamına gelir ki, Siyaset, Hukuk ve Toplumsal Bilimlerde, bunun yeri yoktur. Diğer bir tabir ile i’rap ta mahalli yoktur!

Demokratik rejimlerde, kongreler, görüşlerin, fikirlerin veya projelerin tartışıldığı, kimin daha iyi Ülkeye hizmet vereceği, parti içi özgür seçimlerle belirlendiği; tartışma ve tanıtma platformları olduğu halde bunun Liderin bir Haclegahına dönüştürmenin akla ve mantıkla uyumluluğu düşünülemez, liderin doğrulardan ve gerçeğin estetiğinden, sapmasını sağlamaya yönelik bir tuzak olduğundan kuşku bulunmamaktadır.

Ancak, Antidemokratik rejimlerde, özellikle tek adam rejimlerinin hüküm sürdüğü, dikta yönetimlerinde, kongreler, demokratik platformlardan ziyade, tek adam diktasının tescillendiği bir onay mercileridir. Bu husus, hem lidere hem de liderin liderliğini yaptığı siyasal parti veya oluşumların, özgül değerlerini yerle yeksan eden, yaklaşım ve davranışlardır.

Bu tip siyasi oluşumlarda, kongrelerde, ne demokratik bir yarış vardır. Ne de fikir ve parti içi hesaplaşma vardır. Ne de bir hizmet yarışması ve sonuç vardır.

Liderin her şeyi bilmesi, herkesin yerine o düşünmesi,  emre dayalı yönlendirmeler ve  fikir tartışmalarının yer almadığı bir kongre yada bir toplantı fikri, siyasi, hukuki ve toplumsal menfaat mülahazasına dahi konu olamaz.

Zaten bu yapılarda liderin zımnen deklare ettiği mesaj şudur;  Aranızda güveneceğim kimse yoktur! Bu nedenle, ben yine adayım, sizlerin içinde benim gibi yetenekli hiç kimse bulunmamaktadır. Düşünmeyeceksiniz! Konuşmayacaksınız! kayıtsız ve şartsız bana biat edeceksiniz!.. şeklinde formüle edilmiştir.

Demokrasi adına, hareket eden, siyasal partilerin bu şekilde yapılanmaları, partinin, parti mensuplarının keza, liderin de siyasal anlamda  gelişiminin önünde en büyük engeldir.

Mevcut durumu Ak Partinin 23/02/2024 tarihinde yapılan kongresinde, dile getirecek, bir partili ya da milletvekili olmadığı gibi, demokrasi adına, bu durumu köşesine taşıyan, bir gazeteci dahi olmadı. Zira, kongreyi izleyen gazeteciler bile, haber dışında, bu konuda herhangi bir Siyasi ve Sosyolojik tespit ve değerlendirmeleri olmadı.

Dolayısıyla, Lider Sultasına dayalı, bu türden partiler, Anayasal sınırlar içinde, çalışan, demokrasi ve siyaset üreten, siyasal atmosferde kalıcı, demokratik izler bırakan; tarihe not düşüren, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan, Siyasal Parti niteliğine haiz olmaktan uzaktır.

Laik Cumhuriyete ve Hukuk Devletine inançları olduğunu, iddia eden CHP de de bu tip yapılanma mevcut olduğu gibi, aynı yapı, iktidar partisi ve diğer partilerde de devam etmektedir.  Ülkeyi ve ekonomiyi çökertme noktasına, getiren bu yapı;  Bonapartist bir anlayışla, her şey bana bağlı, ben olmasam hiç kimse bir şey yapamaz ve hiçbir şey de olamaz; devlet bile olamaz, şeklinde bir anlayışa sahiptirler. Bu anlayış ise toplumun her alandaki gelişimine engeldir.

Bu tip partilerin ülkeyi yönetme, kalkındırma, temel hak ve özgürlükleri koruma veya dünya standartlarına, paralel yada daha iyi bir merhaleye taşıma gibi, bir kaygı ve çabaları bulunmamaktadır. Onların nezdinde iktidara gelmek; hizmet etmek, hadim olmak değil, devlet ve kurumlarını şirketleri gibi yönetme anlayışı hâkimdir.  Bu anlayış, devletin Siyasi, İdari ve Hukuki yapılanmasına uygun düşmediği gibi, kuvvetler ayrılığı ilkesine de aykırılığı tartışmasızdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ