Demokrat Zafer

Zeki Baştürk Yazdı; ÇÜRÜMÜŞLÜK!

Zeki Baştürk Yazdı; ÇÜRÜMÜŞLÜK!

Eğitimci Köşe Yazarımız Zeki Baştürk;

“Çalınan sorular, talimatla iptal edilen sınavlar,

Umutları tükenen , geleceğini yurt dışında arayan gençler, kararan  ve çalınan yaşamlar,

Arka kapıdan satılan dolarlar, günden güne değer yitiren Türk Lirası,

Emekleri yok sayılan, emekli olamayan EYT’liler,

Traktörüne mazot koyamayan, tarlasına gübre atamayan, ürününü satamayan köylüler,

Torununa harçlık veremeyen emekliler,

Tencere kaynatamayan analar,

Bir muz, bir çikolata alamadığı için çocuğunun yüzüne bakamayan babalar,

İnsanların sağlığını korumak için çalışırken dövülen, öldürülen doktorlar,

Hergün şiddet gören,  bir gecede yok sayılan İstanbul Sözleşmesi ile yaşamları kararan kadınlar,

Ucuz ekmek almak için oluşan kuyruklar,

Yüksek enflasyon, yüksek pahalılık, yüksek işsizlik,

Güvenini yitirmiş kurumlar….

Say say bitmez…

Örnekleri çoğaltmak olası.

Her yanda tükenmişlik, her alanda çürümüşlük. Nereye dokunsak, nereye el atsak dökülüyor. Yaşamın her alanında inanılmaz bir çürümüşlük var. Nereye el atsanız bir olumsuzlukla karşılaşıyorsunuz. Niteliksiz okullar , gözlerle yönetilen ekonomi, randevu alınamayan hastahaneler, güvenini yitirmiş adalet… Çökmüş eğitim, çökmüş sağlık,  çökmüş ekonomi.

Garip bir toplumuz. Tüm bu olumsuzluklara, yaşananlara seyirci, kişisel çıkarlarına düşkün bireyler haline geldik.

‘Köşe dönücü’, ‘Yorulmadan, emek vermeden, havadan para kazanma’ düşüncesinin egemen  olduğu topluma dönüştük.

Çevremizde nelerin olup bittiğine aldırmadan, yarın ne olacağını düşünmeden günü kurtarmayı hedefleyen bir yapıya büründük.

Genlerimizle oynadılar. Benliğimizi çaldılar. Bizi biz olmaktan çıkarıp, bir başka gezegende yaşayan bir topluma dönüştürdüler.

Kişi hak ve özgürlüklerimizi gözümüzün içine baka baka elimizden aldılar, “ne oluyor ?” demeyi bile düşünmekten aciz bir konuma geldik.

Ne dayatılırsa biat eden, korkan, ürken, sinen, hak aramayı bırakın düşünmeyi bile beceremeyen bireyler olduk.

Tam bir çürümüşlük ve tükenmişlik var.

En büyük çürümüşlük ve kokuşmuşluk siyaset arenası ile düşünce ve ifade özgürlüğü alanlarında görülüyor. Atılan her adım, çıkarılan her yasa kazanmak üzerine. Amaç salt kazanmak. Ne olursa olsun , ne denli kötü yönetilirse yönetilsin sadece kazanmak. Bunun için her yöntem geçerli.

“Ülkeyi nasıl refaha kavuştururuz, vatandaşın yaşamını hasıl kolaylaştırırız?”  düşüncesini rafa kaldıran siyasi otorite, “Seçimi nasıl kazanırız, muhalefeti nasıl yok ederiz, demokrasinin kurallarını nasıl işlemez hale getiririz? anlayışıyla dört nala koşuyor. Yeri gelince ulusal iradenin öneminden dem vuran siyaset,  nedense ulusal iradenin egemen olmasına izin vermiyor bir türlü.

Bireyler ürkek, toplum sinmiş, ürkmüş. Korku tüneli sarmış her yanı.

“Gemisini kurtaran kaptan’ı benimseyip kabuğuna çekilmiş herkes.

Olaylara böylesine ilgisiz, yaşananlara böylesine duyarsız bir toplum için tehlike çanları çoktan çalıyor.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ