Demokrat Zafer

Kestel’de Olanları Anlayan Biri Varsa Beri Gelsin!

Kestel’de Olanları Anlayan Biri Varsa Beri Gelsin!

Geçtiğimiz haftalarda iki iş insanından yaptıkları kaçak binalarla ilgili 2 adet araç bağışının Kestel Belediyesi’ne “şartsız” olarak verildiğini ve bunun da üstünün örtüldüğünün haberini yapmıştık. Haberin yayına girmesinden dakikalar sonra ilçe siyasilerinden de tepkiler arka arkaya geldi. Haberin serüveninde “şartsız bağış” adı altında 25 milyon lira ve 24 adet çeşitli amaçlar için kullanılan araç tahsisinin yapıldığı bilgisine ulaştık. Bursa’nın mümtaz kalemleri konuyla ilgili köşe yazıları yazdı. İlçenin muhalefet partileri ise konuyla ilgili kaleme aldıkları açıklamalarda “Kaçak yapıların yanında olmadıklarını ancak ilçede ciddi bir imar sorununun olduğunu, bunun çözülebilmesi içinde meclisin harekete geçerek imar sınırlarının tekrar çizilmesinin şart olduğunu” ifade ettiler. Siyasilerin açıklamaları sonrası Bursa Vatan Medya Gurubu olarak bizde “kaçak yapı ve şartsız bağış” konusunda yapılan açıklamaların tümünü yayınladık. Bursa’nın mümtaz ismi de Kestel’de yaşananları kaleme aldı. Köşe Yazarı Mustafa Gültekin enbursa.com daki köşe yazısında;

Anlayan varsa beri gelsin!

Bugün, anlamakta epey zorlandığım iki konudan ortaya karışık bir yazı derlemek istedim.

Hiç uzatmadan başlıyorum.
Bursa Büyükşehir Belediyesi, öğrencilere burs verebilmek için kurduğu kooperatifi, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer‘in de katıldığı bir programla tanıttı.

Büyükşehir, mart ayından itibaren üç bin üniversiteli gence aylık 500 lira burs verirken, 2022-2023 eğitim-öğretim dönemiyle birlikte beş bin meslek lisesi öğrencisine de aylık 300’er lira burs verecek.

“Ama”sız, “Fakat”sız, “Lakin”siz söylüyorum.
Bu, harika bir fikir, süper bir icraat. Yunuseli’ni imara açmaktan, Sıcaksu bölgesinde TOKİ’yle dönüşüme gitmekten, yıkılan Atatürk Stadı’nın yerini “Millet Bahçesi” yapmaktan, hasılı, beton dökmekten, bina dikmekten kat kat daha iyi ve hayırlı bir hizmet. Alinur Aktaş‘ı bundan ötürü kutluyorum.

Buraya kadar her şey anlaşılır ve gayet anlamlı.
Fakat o tanıtım toplantısında kürsüye çıkan Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, vesayet nedeniyle meslek liselerinin değersizleştirildiğini ve itibarsızlaştırıldığını söyledi.

Anlamadığım için soruyorum; hangi vesayetle, kim/ler meslek liselerini neden değersizleştirdi, itibarsızlaştırdı?
Hakan Çavuşoğlu, 2011’den sonra AK Parti’ye katılmış olsa da; AK Parti, yirmi yıldır iktidarda değil mi? Milli Eğitim’i AK Parti yönetmiyor mu? Yirmi yıl içinde ülkenin yönetim şeklini bile değiştiren AK Parti; bir “vesayet” vardıysa bile kaldır(a)madı mı? Veya bilmediğimiz yeni bir “vesayet” mi kuruldu? Kurulduysa, kim/ler, neden/nasıl kurdu? AK Parti, neden buna müsaade etti? Çavuşoğlu, bu konuda bizleri aydınlatmalı diye düşünüyorum.

***
Biliyorsunuz, cuma günü, “Kestel’de, kaçak inşaatla kaçak güreşenler kim?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Benim için rutin bir gündem olmasına rağmen insanlardaki kaygılı telaş, arı kovanına çomak soktuğum hissi uyandırdı bende.

Başkan Önder Tanır‘ın, “suçlu” olduğunu anlatanlar da oldu, masumiyetine methiye düzenler de. Belediye başkanları bazen hak etmedikleri eleştirilere de maruz kalabiliyorlar. Elbette ki; başkanlık gömleğini giyerken, üzerine hoşgörü ceketini de giymeleri gerektiğini bildiklerini varsayarak yaklaşıyorum konuya.

Tamam, bu “kaçak” konusunda açıkçası ben de masum olduğunu, en azından öyle olması gerektiğini düşünüyorum/düşünmek istiyorum.

Fakat yine de anlamadığım şeyler var.
Mesela, Başkan Tanır, “kaçak” olduğu gerekçesiyle evini yıktığı Yakup Yamaç‘ı Almanya’da neden ziyaret etti, misafiri oldu, kendisine araç, şoför tahsis edildi? Bu kadar samimi pozlar neden verdi? Ödeme dekontları ortalığa saçılan bağışlar neden istendi? Evi kaçak olan birisinden “bağış” istemek, “Sen yap, ben seni görmezden geleceğim” demek anlamına gelmez mi? Veya bir insan durup dururken belediyeye ne diye bağış yapar?

Öte yandan, sürecin başından beri taraflar arasında aracılık yaptığı, telefon görüşmeleri, Whatsapp yazışmaları ile sabit olan Başkan Yardımcısı Haluk Kürel neye sebep aracı oldu ve konu basına yansıyınca neden apar topar istifa etti?

Mesela, yardımcısı Haluk KürelBaşkan Tanır‘ın masumiyetine halel getirecek bir davranışından dolayı istifa ettiyse/ettirildiyse, Başkan Tanır, yardımcısı hakkında da bir inceleme başlatıp, şikayetçi oldu mu?

Yukarıda da dedim ya, insanlardaki kaygılı telaş, arı kovanına çomak soktuğum hissi uyandırıyor diye… İşte o kovandan uçuşan arılar yeni ve bir hayli ilginç iddialarla uçuşuyorlar.

Mesela, “Köfteci Yusuf’un tatlıcısı” olarak bilinen vatandaşın kaçak yolla üç yapı bir yüzme havuzu yaptığını vızıldıyor arılar. Yine, buradan da “bağış” talep edildiği iddiası ise cabası. Haa! Bir de, bölgede anlı şanlı mobilya mağazasının da kaçağa kaçtığı ve “bağış”la paçayı yırttığı konusunu da hatırlatmak isterim. Bütün bunlar neyin nesidir, Önder Başkan?

SON SÖZ:
Şimdi, ben, Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır‘ın masumiyetine ve Ak Parti İl Başkanı Davut Gürkan‘ın da bu türden olayların aydınlatılması adına kararlı bir duruş sergileyeceğine dair inancımla diyorum ki; bu konular hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatılmadığı takdirde, yarın birileri de çıkar, “Kestel’de rüşvetin adı bağış olmuş” der.  Yetmez, ilerleyen günlerde başka iddiaların da yolu açılmış olur. Daha da vahimi, hepsi ve daha fazlası Ak Parti’nin sırtında kambur olarak kalır. Mesela, Başkan Tanır, Almanya’da misafiri olacak kadar içlidışlı olduğu Yakup Yamaç‘ın evi konusunda, sadece, “Kaçaktı yıktık” diyerek masumiyetini savunmamalı. Kaçak yapı sahibiyle kurulan samimiyeti ve varsa bu samimiyeti kötüye kullananları, hatta “kaçak” üzerinden kaçak güreşenleri de açıklamalı ve gereğini yapmalı…
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ