Demokrat Zafer

DÜNYA ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İLE MÜCADELE GÜNÜNDE ÜLKEMİZDEKİ UTANÇ TABLOSU.

DÜNYA ÇOCUK İŞÇİLİĞİ İLE MÜCADELE GÜNÜNDE ÜLKEMİZDEKİ UTANÇ TABLOSU.

Geçmiş dönem CHP Parti Meclis Üyesi Güler Buğday çocuk işçilerin dramını kaleme aldı.

Buğday; “12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü olarak kutlanıyor.
Türkiye’de 1 milyondan fazla çocuk işçi olduğu söyleniyor. Aslında sayının bundan çok daha fazla olduğu biliniyor!
Oysaki küçücük oyun çağındaki çocukların ekmek parası için çalıştırılması her çocuğun sahip olması gereken haklara ihanettir.
Ayrıca bu haksız durum uygarlığa, insan haklarına karşı işlenen bir suç ve utanılacak bir durumdur.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2002’de, çocuk emeğine ve onu ortadan kaldırmak için gerekli çabalara dikkat çekmek amacıyla bugünü Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü ilan etti.
ILO verilerine göre, bugün dünya genelinde 152 milyon çocuk çalışıyor.
Çocuk emeğine her sektörde rastlanmakla birlikte, çalışan çocukların yüzde 70’i ülkemizde olduğu gibi tarım alanında bulunuyor.
Ülkemizde de özellikle göçer konumdaki tarım işçiliği ve onların çocuklarının bırakın çalıştırılmalarını her alanda istismar konusu yıllardır kanayan bir yaramız olmuştur.
Ayrıca vahşi kapitalizmin ve sömürü düzeninin kaçınılmaz sonucu olarak çaresiz ailelerin çocukları işçi olarak veya farklı alanlarda zorlanarak bu acımasız dişlinin çarklarında gelecekleri yok ediliyor.
Dünyada 73 milyon çocuğun tehlikeli çalışma koşullarıyla karşı karşıya bulunduğuna veya emek istismarına maruz kaldığına işaret ediliyor.
ILO tarafından hazırlanan “Çocuk İşçiliği: 2020 Küresel Tahminler, Eğilimler ve Önümüzdeki Yol” raporunda dünyada çocuk işçiliğinin 2020 yılında arttığı gözlemleniyor.
Rapora göre dünya genelinde çocuk işçilerin sayısı son 4 yılda 8,4 milyon artarak 160 milyona yükselirken, 79 milyon çocuk ise ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılıyor.
Cinsiyete göre çocuk işçi oranlarına bakıldığındaysa; erkek çocuk işçilerin, kız çocuklarına göre her yaş grubunda daha çok farklı iş kollarında çalıştığı görülüyor.
“Türkiye’de TÜİK verilere göre çocuk işçi sayısı 5-17 yaş grubu için 2019 yılında 720 bin olarak açıklandı.
Ancak bu veriler gerçeği yansıtmamaktadır” denilen bültende, ‘görünmeyen’ verilere ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı:
“Çünkü; bu çalışma, çocuk işçiliğinin en düşük olduğu, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında yapıldığı için tarımda çalışan çocuk işçileri kapsamamaktadır.
Ayrıca Tek Adam iktidarında TÜİK asla güvenilir bir kurum olarak görevini yapmamaktadır.
Ayrıca Suriyeli göçmen çocuk işçiler ve çocuk işçiliğin bir biçimi olan çırakların da resmi rakamlara dahil edilmediği bilinmektedir.
Özellikle göçmen çocuk işçilerine ilişkin resmi veri bulunmamaktadır.
Türkiye’de göç idaresi verilerine göre; 18 yaşının altında 1 milyon 742 bin 24 Suriyeli göçmen çocuk bulunmaktadır ve bu çocukların 677 bin 572’si 10-18 yaş aralığındadır.
Bu çocukların birçoğu da yoksulluk yaşamakta, eğitim olanaklarından yararlanamadığı için çalışmaya mecbur kalmaktadır.
Resmi verilerdeki eksiklikleri dikkate alarak tahmini bir hesaplama yapıldığında; Türkiye’de çocuk işçi sayısına, sadece çırak işçi sayısı eklendiğinde bile 1 milyon 39 bine yükselmektedir.
Göçmen çocuk işçi sayısına ilişkin resmi bir veri bulunmamakla birlikte, Türkiye ‘de gerçek çocuk işçi sayısının 1 milyonun oldukça üstünde olduğunu söyleyebiliriz.”
TÜRKİYE’DE HER 2 ÇOCUKTAN BİRİ YOKSULLUK RİSKİ ALTINDA!
“Çocuk işçiliğinin ortaya çıkaran nedenler arasında yoksulluk önemli bir sorundur” denilen bültende, “Türkiye, AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında, çocuklarda yoksulluk riski oranının en fazla olduğu ülkedir.
Oysa Tek Adam şahsın devleti, sürekli bağırıp kafa tutup dünyaya bizi kıskandıklarını ilan edebiliyor!!!!
Ne yazık ki gerçek çok farklıdır:
Türkiye’de çocukların yoksulluk riski oranı Avrupa Birliği üye ülke ortalamasının iki katından fazladır.
AB üye ülke ortalamasında çocuk yoksulluk riski yüzde 22,2 iken Türkiye’de bu oran yüzde 48’dir” ifadelerine de yer veriliyor.
Ülkemizin ne yazık ki bu alandaki sömürüsü, duyarsızlığı ve özellikle ülkeyi yöneten anlayışın haksızlık ve adaletsizlik karşısında bencilliği ile vicdansızlığı sorunları çözüm yerine derinleştirmektedir.
Ülkemizdeki 20 yıllık dinci, şeriat özlemcisi, yalan, talan ve soygun düzeninin savunucusu, dikta anlayışı her alanda olduğu gibi çocukların sömürülmesinde de rekor kırmıştır.
Özellikle eğitim alanındaki çocukları tarikatların ve dinci bağnaz vakıfların yurtlarına mecbur etmiş ve her türlü istismarına göz yumarak insanlık suçu işlemişlerdir.
Tek Adam Faşizmince bir avuç sömürücünün ve emperyalizmin maşası olmuş varsıl kesimin çocukları dışında tüm ülkenin çocukları açlıkla ve yoklukla muhatap bırakılmışlardır.
Sevgili Dostlar, Yoldaşlar ve Canlar, bugün Pazar…. çok isterdim mutlu, huzurlu ve neşeli bir konumda bir yazı yazıp güzel bir türkü paylaşmayı…
Ancak ben duyarlı bir insanım.
Ülkemdeki adaletsizlik ve çocuklara karşı işlenen tüm suçlar ve tarikat yuvalarındaki cinsel istismarlar benim akıl sağlığımı bozuyor.
Yine kendi çocuklarına her türlü korumacılık ve ülke kaynakları oluk oluk akıtılırken halkımızın göz nuru evlatlarına, açlık, yokluk, şiddet ve en ağır koşullarda çocuk işçilik reva görülüyor.
SON SÖZ:
İnsanım diyen herkes… Kadın erkek, yaşlı genç bu sömürü ve istismar düzene izin vermesin.
TBMM’de memur statüsünde görev yapan vekiller lütfen bir kez olsun dik durun.
Birkez kendi geleceğinizi değil ülkemizin çocuklarının geleceğini düşünün.
Vicdanlı ve namuslu olun.
Kendi çocuklarınıza sağladığınız her türlü olanak, hatta akıl almaz lüksü, şatafatı, servet değerindeki markalarla giyinmeyi bıraktırın.
Yine sizlerin çocuklarının en lüks yerlerde yeme içme ve gezmeleri için olanak tanımayı bir an için bıraktırıp ülkenin yoksul, çaresiz ve kimsesiz çocukları için mücadele edin.
Ben ancak yazarak, gerçekleri anımsatarak ve kendimce duyarlı davranıp bugünün koşullarında oldukça mütevazı yaşayarak örnek olmaya çalışıyorum.
Sevgiyle saygıyla, eşit yurttaşlar olarak barış ve kardeşlik duyguları ile insanca, onurluca, özgürce, haksızlıklara ve hukuksuzluklara izin vermeden çocuklarımıza sahip çıkarak, sömürülmelerine izin vermeden insanca yaşayalım ve yaşatalım.” dedi.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ