Demokrat Zafer

Aksakal’dan ‘GünAysın’da ülke gündemine dair açıklamalar: İlk kez burada açıklıyorum!

Aksakal’dan ‘GünAysın’da ülke gündemine dair açıklamalar: İlk kez burada açıklıyorum!

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkan Önder Aksakal Bursada Bugün TV ve Radyo Bursada Bugün ortak yayınına konuk oldu. Aksakal gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Bursada Bugün TV ve Radyo Bursada Bugün ortak yayınında Bursada Bugün Genel Yayın Yönetmeni Aysın Komitgan’ın sunduğu ‘GünAysın’ programının konuğu Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkan Önder Aksakal oldu. “Nasılsınız” sorusuna “Türkiye gibiyim” cevabını veren Başkan Aksakal, ülke gündemine dair açıklamalarda bulundu.

Aksakal, “Türkiye en sıkıntılı, en badireli günlerini yaşıyor. Bunu sadece ekonomik sebeplerle izah etmek yeterli olmayabilir. Gerek sosyal yaşantı içerisinde gerekse uluslararası boyutta hepsini bir araya koyduğumuzda tek bir siyasi iradenin bu sıkıntıları bertaraf etmesi mümkün değil. Bunu mutlak surette siyaset kurumu aşabilmeli. Başta iktidar partisi olmak üzere mecliste bulunan muhalefet partileri de birbirlerine karşı, önceki dönemlerde yaşanan tatsızlıkları kenara bırakıp bu ülkenin selameti için bu ülkenin geleceği için yeni bir yol arayışını birlikte kurgulayabilmeli diye düşünüyorum. Tartışmaların gündeminin öznesi olan ‘ekonomi’ politikanın dışında gelişiyor sürekli.

Siyaset, sağcılık ya da solculuk mantığı içerisinde ülke yönetiminin hangi kesimlerce yapılacağına ilişkin bir kavramdır. Son zamanlarda siyasi partilerde sağcı da değiliz solcu da değiliz, biz orta yolcuyuz diye kavramlar ortaya konuyor. Bu doğru değil, bu toplumu tamamen siyasetin dışına itmek demektir. Üretim araçlarının varlıklı kesimlerin elinde olması, o üretim araçlarının sadece emeği geçen kesimlerce yürütüleceği gerçeğinin de yadsınmadan siyasetin sağlam bir zemine oturtulması, herkesin birbirinin hak ve menfaatine saygı göstermesi gerekir. Esasen budur fakat bizde öyle değil, bizde sabahtan akşama kadar iktidar ve meclisteki siyasi partilerin sözcüleri, başkanları birbirine hakaretler, iftiralar, karalamalar… Bunu nasıl aşarız konusunda kafa yoruyoruz umarım önümüzdeki dönem vatandaş bu duruma bir çözüm üretecek diye düşünüyorum. Kuru siyasetin dışına çıkıp elbette ki herkesin önceliği mutlu, müreffeh ve huzur içinde yaşayacağı bir dünya olmalıdır. Zaten siyasetin amacı bu değil midir? Vatandaşı geziyoruz, hangi partiye oy verirse versin memnun değiller” diye konuştu.

‘KAMPLAŞMADAN KURTULMALIYIZ’

“Muhalefetlerin birleşerek iktidarı devirmeye çalışması siyasetin bir kavramı değil, bu kamplaşmadan kurtulmalıyız” diyen Başkan Aksakal şöyle konuştu: “Siyasi parti iktidar olmak için kurulmuştur ve bunun için mücadele etmelidir. Muhalefet partilerinin ekonomi politikaları üzerinde nasıl bir uzlaşması vardır ki iktidara karşı mücadele ederler. Her partinin ayrı programı var dolayısıyla iktidara geldiğinde vaat edilen o toplumsal refah, mutluluk, huzur, güven ortamı sağlanacaktır. Birbirine düşman kamplar oluşturarak siyaseti sonsuza kadar götüremeyiz. Arzulanan ‘iki parti olsun, çok parti olmasın’ ise ve bunun altyapısı oluşturulmaya çalışılıyorsa farklı bir tartışma konusu olur. Laik, sosyal, hüküm devleti içeren cumhuriyet rejiminde özgür seçimlerle, vatandaşın özgür iradesinin meclise yansıması, gerekli bir kaç partinin ülkeyi yönetmesi, toplumun tüm kesiminin hükümette temsil edilmesi esası üzerine kurulmalıdır.

Küresel sistem size bir kıyafet biçmiş. 120 parti var deniyor fakat YSK 24 partinin seçime katılabileceğini açıkladı. Sistem o kadar bozuldu ki bir esprisi kalmadı. İttifak yasasına göre bir hakim parti, diğer 120 partiden birinin genel başkanını listesinden aday gösterebiliyorsa o parti meclise girmiş oluyor. Burada demokrasi nerede? Hükümeti Cumhurbaşkanı kuruyor, meclis neden hükümete düşman olsun? Onun verdiği kararları, ülkeye zararlarını anlatıp artık bu siyasi iradenin ülkeyi ileriye götüremeyeceğini anlatmak dururken, toplumu kendi etrafında toplamak dururken neden birbirimizin bacağından asılır duruma getirmişiz?

‌İktidarın yanlısı yok mu? Tabii ki var ama yaptığı doğru işler de var. O yüzden doğru işlerin bir kenara bırakılıp sadece yanlış işlerin üzerinde durulmasının doğru bir siyaset olmadığını düşünüyorum.”

‘REFERANDUMDA EVET ÇIKTIĞINA İNANMIYORUM’

Aysın Komitgan’ın “Osmangazi gibi büyük bir projesi var iktidarın fakat kullanmak için vatandaşın cebinden yüklü para ödemesi gerekiyor. Bu gibi güzel şeyler zamlardan da etkilendi ve vatandaşa kâbus gibi gelmeye başladı” sözlerine karşılık Aksakal, “O zaman vatandaşa bunu anlatmamız gerekiyor. Biz bu köprüye ne gerek vardı ile başlarsak oradan gerisini izah etmekte zorlanırız. Halbuki bu ülkenin köprüye de ihtiyacı var, eskiden 2 buçuk saate gidilen yol, feribota binmek için yarım saat, bir saat beklenen zaman vardı ama şimdi bir saat sonra İstanbul’da olabiliyorsunuz. Burada tartışılması gereken bu projelerin nasıl kurgulandığı ve maliyetidir. Bunu tartışmamız gerekirken asıl yeri kaçırıyor ve muhatabına koz verip haklı noktaya getiriyor. O kadar yanlışlar var ki, köprü ve tünellerden geçiş garantisi gibi. Bu köprü aslında benim verdiğim vergilerle yapılacaktı ama nasıl yapıldı? Başkasının parasıyla ve yapıldıktan sonra kazancını ödeyerek, yöntem bu. Asıl tartışmamız gereken aradaki farkı neden fahiş ödediğimiz, bunu anlatmamız gerekiyor. Diğer türlü muhatap elindeki kitle iletişim araçlarını hoyratça kullanarak kendini haklı gösteriyor. Bu sorunu aşmanın tek yöntemi, toplumun tüm kesimlerini mecliste temsil edebilecek yasal düzenlemeyi mutlak suretle getirmektir. Bunun mücadelesi verilmelidir. Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi için yapılan referandumda biz parti olarak iktidarın güçlü olduğu 10 ili gezdik. ‘Evet’ çıktığına inanmıyorum. ‘Hayır’ için çalıştık ve gördüğümüz tablo ‘hayır’ yönündeydi. Nitekim YSK sonucu ‘evet’ olarak açıkladı.

Demokrasiden vazgeçmedik ve ne olursa olsun devlet yönetimini zafiyete uğratacak bir yöntemin doğru olmadığını düşünüyorum. Bu yanlışı yapan partiye ya da iktidara kendini haklı gösterme olanağı sağlıyor. Vatandaşa bu iktidardan ne yanlış gördüğümüzü anlatmamız lazım. Bu ülke ilk kez devalüasyon görmedi, ilk kez açlık görmedi. Bu ülkenin yüzde 90’ı açlık sınırında yaşıyor. Ben kendimi bildim bileli bu ülkede zam var, enflasyon var” şeklinde konuştu.

‘HERHANGİ BİR İTTİFAK İÇİNDE DEĞİLİZ’

Aysin Komitgan’ın “DSP cumhur ittifakında ya da millet ittifakında değil, o zaman nerede?” sorusuna cevap veren Aksakal, “Tek başına iktidarı ele geçirmenin zorluluğu sadece bizim için geçerli değil. AKP için de geçerli olmasa bu sistem getirilmezdi. Yine CHP için de geçerli. Bu ülkemizin demokrasi sorunu. Biz herhangi bir ittifak içinde değiliz. Seçim takvimi açıklandığında partinin yetkili mercileri oturup en güzel noktaya nasıl geliriz diye yönlendirecek ve sonuç alacaktır. Vatandaş güç aramamalı, gücün kendinde olduğunu bilmeli bir başkasında güç ararsan edilgen olarak kalırsın. Sadece maliye bakanının gözleri ışıldar, bizim ki söner” dedi.

‘TÜRKİYE UYGARLIK PROJESİ HAZIRLADIK’

Aysın Komitgan’ın  “Bir ittifaka kanalize olmanız bakımından sormuyorum, ülkenin geleceği ile alakalı Kılıçdaroğlu, Erdoğan veya Akşener ile bir araya geldiniz mi?” sorusana Genel Başkan şöyle cevap verdi: “Biz interaktif pozisyon almış bir partiyiz tabii ki bir araya geldik. 2020 yılı haziran ayında bir çalışma yaptık. Bunu meclisteki siyasi partilere, meclis başkanlığına götürdük. Aralık ayında ekonomide ve hukukta reform çalışması yaptık, bugün için Türkiye Uygarlık Projesi hazırladık önümüzdeki günlerde basın toplantısıyla kamuoyuna duyuracağız ve bunu ilk kez sizin aracılığınızla paylaşıyoruz. Bunları görüşmek ve paylaşmak konusunda bizim bir rezervimiz ya da çekincemiz yoktur. Şu an için ne bizden ne de diğer siyasi partilerden bize gelen bir ittifak konusu var ama ilerleyen süreçlerde olursa biz bunu içimizde konuşup tartışabiliriz.”

‘BU İKTİDAR BİZE GÖRE MUTLAKA GİTMELİDİR’

Aysın Komitgan’ın “DSP olarak amaç yönetimi devirmek ise birleşecek misiniz?” sorusuna yanıt veren Aksakal, “Devirmek lafı toplumun aklındaki munis değerleri törpüleyen bir tanımlamadır, çok şık değil. Bu iktidar bize göre mutlaka gitmelidir. AKP’nin ya da diğer partilerin ne ekonomi ne sosyal ne de diğer politikaları bizim programlarımız ile birebir örtüşüyor. Türkiye için bir araya gelmek gibi bir kavram varsa tek parti iktidara gelsin, herkes Türkiye için çalışsın. Önce küresel emperyalizimin etkisinden kurtulacak bir ülke yaratmak gerekiyor. Ecevit döneminde biz bunu başardık. Kıbrıs’ta biz bunu başardık. AK Parti döneminde Kıbrıs sorunu, terör sorunu başımıza bu derece bela olmuştur. Biz ülkeyi teslim ettiğimizde terörist başı yakalanmıştı ve tek kurşun atılmıyor, şehit haberi gelmiyordu” dedi.

‘SAYIN ERDOĞAN BU DÜNYA SANA DA KALMAYACAK’

Aksakal, Aysın Komitgan’ın “Ecevit’e yazar kasa fırlatanlar ekonomik kâbus yaşadığımız bu günlerde neden sessizler?” sorusuna ise şöyle açıklama getirdi: “Ecevit’e yazar kasa fırlatan vatandaş değildi. Kurguydu, tiyatrocuydu. İşin içinde olanlar belli. Şu an vatandaş kendisi yapıyor, intihar ediyor. Geçenlerde 18 yaşında genç kendini astı. Bizim öncülüğümüzde belki 4. bir ittifak kurulacak fakat altını çizerek söylüyorum kendi partisine oy vermek istemeyen vatandaşlar var, pişman olan vatandaşlar var. Sayın Erdoğan’a söylüyorum bu dünya Hz. Muhammed’e kalmamış, Fatih Sultan Mehmet’e kalmamış, sana da kalmayacak. Bugün CHP bile sıkışınca Ecevit’e sarılıyor.”

‘CUMHURBAŞKANI CEZAEVİNDEKİ İKİ MAHKÛMDAN ÜMİT BEKLEYEMEZ’

Aksakal, Aysın Komitgan’ın “Sayın Erdoğan önceki günlerde ‘En büyük hesabı İmralı, Edirne’ye soracak’ diye kafaları karıştıran açıklamalarda bulundu” diyerek değindiği konuya karşılık şöyle konuştu: “Bir ülkenin Cumhurbaşkanı cezaevindeki iki mahkûmdan ümit bekleyemez. Bunların konuşulması bile anlamsız. Bugün Demirtaş’ın adaylığının konuşulması ayıpların en büyüğüdür. Bu vatandaş hem hükümlü hem de başka bir suçtan dolayı tutuklu. CHP Genel Başkanı ‘Neden bu adam içerde yatıyor’ diye soruyor. Teröristlerin aralarındaki kavgadan bana ne? Kendi iç hesaplaşmalarından bana ne? Ben işime bakarım, doğrularıma bakarım. Bugün FETÖ ve PKK sorunu vardır ve bunlarla ilişkili kimseyle işimiz olamaz DSP olarak. Ne yanımızda ne yakınımızda olamazlar. Bir dönem İmralı’dan mektup getirdiler, Selahaddin’den selam getirdiler, PKK’dan çağrı getirdiler. Böyle bir siyaset olamaz.”

‘4 TARAFIMIZ DÜŞMANLARLA ÇEVRİLİ’

Aksakal, “DSP imkânları ölçüsünde interaktif hareket eden bir partidir. Bhazine yardımı almayan bir partiyiz. Önceki akşam İnegöl’deydik. Bugün de sizinle başladık. Akşama kadar Bursa’da programlarımıza devam edeceğiz. Vatandaş yarına nasıl çıkabilirim derdinde şu an, seçimle ilgilenebilecek durumda değil. Bir tane hükümet yetkilisi çıkıp hükümetini, bakanlığını savunamıyor. Hep gazeteci ya da eski siyasetçiler çıkıp savunmaya çalışıyor.

Şunu mutlaka ifade edebilirim her gittiğimiz yerde nezaketle karşılanıyoruz ve kimse bize ‘Ne işiniz var burada’ diye çıkışmıyor. Bursa ve diğer illerimizde yaşayan vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Vatandaş bize tekrar imkân verirse bilsinler ki bu ülke yine düzene girecektir. DSP’nin iktidarda olduğu hiçbir dönemde HDP türevi partiler meclise girememiştir. Bu partinin kurulmasına neden izin verildi. Parti programında bu ülkeyle mücadele edeceğini anlatıyor, açık açık söylüyorlar. Kıbrıs’ta işgalcidir diyor Türkiye. Zorunlu askerliğe karşılar ama dağa zorunlu militan gönderen yine onlar. Bizim 3 tarafımız denizlerle çevrili, 4 tarafımız düşmanlarla çevrili” açıklamasında bulundu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ