Demokrat Zafer

BURSA BAROSU BAŞKANI GÜRKAN ALTUN; “PCR VE AŞI ZORLAMASI HUKUKA AYKIRI, BİZ BARO FAALİYET VE SEMİNERLERİNDE PCR TESTİNİ ZORLAMIYORUZ”

Köşe Yazarımız Bursa Barosu Avukatlarından Cüneyt Bülent Şeker; Bursa Vatan Medya Gurubu adına 4 gazetemiz için Bursa Baro Başkanı Gürkan Altun ile “PCR Testi ve Aşılama” üzerine bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajda önemli konulara temas eden Altun hafta sonu gerçekleştirilecek olan Baro Seçimleri’nin Bursa’ya hayırlı olmasını diledi.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER    : Sayın Başkan zorunlu PCR testi ve AŞI ile ilgili bir İç İşleri Bakanlığı genelgesi yayımlandı, bu genelge sanırım size de gönderildi.

Başkan Av.Gürkan ALTUN :  Doğrudur.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER  :  Bir çok stajyer avukat veya avukat da bu genelge ile ilgili bir yazı geldiğini gördüğü zaman Baroya bir tepki gösterdi ve bu tepki bana da ulaştı, bazı avukat ve stajyer arkadaşlarımız dediler ki; “Bursa Barosu da mı Zorunlu PCR ve AŞI istiyor, bu hukuka aykırı değil mi” vs. şeklinde söylemler oldu, hatta kimi stajyerler Baro seminerlerine giremeyeceklerini zan ederek KORKUP PCR TESTİ YAPTIRMIŞLAR, testten sonra baş ağrısı çekenler vardı, bu konu ile ilgili ne diyorsunuz?

Başkan Av.Gürkan ALTUN : Bir kere Bursa Barosunun zorunlu aşı veya Zorunlu PCR testi önermesi söz konusu değil, bunun altını çizelim, genelgenin ve bu genelgeye bağlı; Bursa İl Hıfzısıhha kurulunun vermiş olduğu bir karar var elbette, 8 Ağustos tarihli yanılmıyor isem, elbette bu hem il sağlık müdürlüğüne, çeşitli oda temsilcilerine gönderilen, Bursa Valisinin de imzası olan bir karardan bahsediyoruz, gerek şehirler arası otobüsler, tören alanları, etkinliklerde aranan iki tane unsur var; Ya aşı olmuş olacaksınız deniliyor veya son 48 saat içerisinde bir PCR testi yaptırmış olmanız gerekli deniliyor, bizim bu konu ile ilgili tarafımız şudur; “Biz genel kurulumuzu kendimize ait bir alanda yapmıyoruz, Bursa Akademik Odalar birliğinde yapıyoruz, genelge ve karar ve bunun ile ilgili üst yazılar ise BAOB yönetimine iletilmiş, buradaki BAOB yönetimi de bileşenlerine ve etkinlik yapacaklara bunu iletiyor, bize de iletiyor, bizim burada yaptığımız tek şey bu genelgeyi ve BAOB yönetiminin almış olduğu kararı duyurmak, zaten takdir edersiniz ki, Türkçe çok net ve anlaşılır bir dildir, ÖSYM sınavında bir paragraf sorusu geldiğinde önce soruyu okumanız gerekir, sonra paragrafın ilgili yerini okumanız yeterlidir, şimdi; “ PCR testi zorunlumudur, aşı zorunlumudur veya PCR testi ve AŞI yı kim zorunlu tutmuştur” şeklinde bir soruyu önce kendinize bir sorarsanız, sonra göndermiş olduğumuz mesajı okursanız aslında “iç işleri bakanlığı genelgesine göre…. Zorunludur” kısmını okuduğunuzda cevabınızı da almış olursunuz. Bir mesaj ile en fazla 160 karakter gönderiliyor, bütün meramı, tüm hikâyeyi orada anlatamazsınız.

Bizim benzer genelgelere olan tavrımız, bunlara karşı açtığımız iptal davalarıyla ve yaptığımız basın açıklamaları çok net ve açık bir şekilde ortadadır, gerek alkol satış yasağı, gerek bizim genel kurullarımızın ertelenmesi, gerek avukatlara seyahat sınırlamasının getirilmesi… Bunların hepsine geriye dönüp bakarsanız, Baronun ve kişisel olarak tarafımın ne söylediği, nasıl davrandığı, ne şekilde bir yol aldığı da bellidir.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER   : Açık bir soru sormak istiyorum; “Siz zorunlu aşı ve PCR taraftarı mısınız? İnsanların aşı olmadığı takdirde PCR olmasına zorlanmasına, aksi takdirde çalışma, seyahat, eğitim gibi birçok anayasal hakkından mahrum edilmesi taraftarı mısınız?

Başkan Av.Gürkan ALTUN : Ben taraftar olmadığım gibi buna yasa da, Anayasa da cevaz vermez, yani birileri böyle söyledi diye o gerçekleşmez, insanın vücut bütünlüğü o kişiye aittir, yani mevcut salgın bu yasalara veya Anayasaya istisna getirecek bir durum değildir. Siz sağlık önlemlerini almak ile mükellefsiniz, herkese de aldırtmak ile mükellefsiniz, yani otobüslere giren kişi sayısını ayarlayabilirsiniz, kapalı mekanlara giren çıkan sayısını düzenleyebilirsiniz, belli bir metre karede oturan kişi sayısın ayarlayabilirsiniz, temizlik-hijyen kurallarını koyabilirsiniz, oranın idarecisi olarak belli alanlara hangi koşullarda girilip çıkılabileceğini tanımlayabilirsiniz ama, İNSANLARIN NEFES ALMA, YÜRÜME, YAŞAMA, GEZME, SAĞLIK HİZMETLERİNDEN YARARLANMA GİBİ ANAYASAL HAKLARINI ENGELEYEMEZSİNİZ… Bu bulaşa, hastalığa sebep olan her ne ise ; bunu ortadan kaldıracak önlemleri duyurmak, tedbirleri almak, tıbbi teknik ne yapılacaksa bunları gerçekleştirmek de elbette yürütmenin-iktidarın sorumluluğudur.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER: Biz aslında başlangıçta bu HES kodunu beğenmiştik, güzel bir uygulama idi, çünkü; karantina tedbirlerine uymadı iseniz, hasta veya hastalığa maruz kalmış olmanıza rağmen yaramazlık yapıp dışarı çıkmış ve toplu mekanlara girmeye çalışıyor iseniz bu uygulama size mani oluyordu, tabi toplu yerlere girerken de insanların ateşleri ölçülüyor,önce halsizlik veya öksürük olup olmadığına da kapıdaki görevliler tarafından bakılıyordu, şimdi ise HES KODU AŞI KARNESİNE, AŞI BASKISINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ ve başlangıçta insanların kabul ettiği amacından saptırılmış durumda, artık ateşiniz 100 dereceyi aşsa da, hastalıktan kırılsanız da, eğer aşılı iseniz her yere girebiliyorsunuz, bütün kapılar size açılıyor, eğer çok sağlıklı da olsanız, HES kodunuz da risksiz de yazsa, aşınız yok ise en temel özgürlüklerinizden yararlanamıyorsunuz, sizce bu doğru mu?

Başkan Av.Gürkan ALTUN : Ben karantina kurallarına uyulması gerektiğini düşünüyorum, ben kendi bedenim ile ilgili kararları verebilirim, ama bir başkasının bedenine ve vücut bütünlüğüne saygı göstermek zorundayım, başkasının bedenini hastalığın müdahalesine açık bir duruma getiremem diye düşünüyorum.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER: Bu konuda aynı fikirdeyiz, ben de bir insanın karantinayı bozmaması gerektiğini düşünüyorum, bu hem kültürümüzde, hem de kanunlarda yer alan bir durum, ancak halkın ve meslektaşlarımızın sıkıntı şu; PCR kesin olarak bir insanın Covit-19 olup olmadığını tespit edebilen bir test değil, üst üste yapıldığı zaman bir negatif bir pozitif çıkabiliyor, bu durum basına da yansıdı, Prof.Dr. Hüseyin Ceyhan ın dediğine göre % 50 doğru sonuç veren bir test, yani demem o ki bu derece güvenilmez bir test nasıl insanlara zorlanabilir ve bu teste göre insanların hasta veya sağlıklı olduğuna hükmedilebilir? Daha da önemli aşı olanlarda Covit-19 olabiliyor ve hastalığı bulaştırabiliyor, hatta ben de Selçuk TÜRKOĞLU ile ilgili “Bütün aşı dozlarını vuruldu, ona rağmen corona oldu” diye bir makale yazmıştım, zaten sayın Türkoğlu da kendisi ile temas da bulunanları karantina tedbirlerine uymaya davet etmişti, ancak ortada olan bu gerçeklere rağmen Hükümet sadece aşı olmayanlara PCR zorunluluğu getiriyor, belki bu insanların doğal bağışıklığı var, 2 yıldır devam eden bir salgında bu insanların virüs ile hiç temas etmediği söylenebilir mi? Hükümetin getirdiği uygulama ayrıca mantık dışı çünkü; her gün yapılmayan test bulaştırmayı engellemeye hizmet etmez, belki test olduktan bir gün sonra hastalığı kapacaksınız nereden belli, ikinci genelge çalışan ve dar gelirli insanlar için uygulanabilir değil,  bu PCR testi zorlaması amacının da insanları aşı vurulmaya zorlamak olduğu çok bariz.

Başkan Av.Gürkan ALTUN : PCR güvenilir değil, yüzde yüz değil, ancak seçenekler arasında en güvenilir olanı bu ne yazık ki, ben PCR testini “ hastalık var mı yok mu” sorusunun cevabını veren en etkili yöntem olarak görüyorum, ancak ben aşı olanın bu hastalığı bulaştırma riskini biraz daha fazla görüyorum, çünkü bizim toplumumuz da biraz bencilce davranışlar sergilenebiliyor, insanlar çevreyi korumaktan çok kendilerini korumak için aşı oluyorlar ve aşı olduktan yani kendini güvende hissettikten sonra maalesef mesafeyi de maskeyi de unutuyorlar, tedbirle uymuyorlar. Artık insanlar toplumsal alanlarda başkalarının sağlılarını hiçe sayarak rahat hareket etmeye başladılar.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER: İnsanların bu zorunlu PCR uygulaması ile ilgili bir tepkileri de şu; İnsanlara ya aşı ol veya PCR ol deniliyor, ancak ne aşının yan etkilerinden nede aşıya dayalı ölümlerden doğacak tazminatları kimse üzerine almıyor, işverenler işçilerine; “ PCR olmaz isen seni işten çıkartırım” diyor, ama işçilerin PCR testi paralarını ödemiyorlar, bir işçinin eti ne budu nedir ki; haftada 1-2 defa PCR testi olsun da bunu ödeyebilsin, bu açıkça aşı zorlamasıdır.

Başkan Av.Gürkan ALTUN : Bir PCR testi ortalama 250 TL ye yapılıyor, bir kurum bir zorunluluk koyuyor ise onun ekonomik faturasının da o zorunluluğu koyanların ödemesi gerekir, biz PCR testi olma konusunda bir zorunluluk koymamak ile birlikte Bursa Barosu olarak PCR olmak isteyenlerin masraflarını karşılıyoruz. Bizim için bu konuda zorunlu olan kısım şu dur; Baro genel kuruluna katılmadığınız zaman idari para cezası tahakkuk ediyor, şimdi oraya gelip belli vehimler ile hareket ile genel kurul salonuna giremeyen veya seçime katılamayan, işte; “Ben PCR testi olarak seçime katılmak isterim, varsa bir risk meslektaşlarıma bulaştırmak istemem” diyen, fakat “PCR testini de neden ben cebimde karşılayayım” deyip bir muhasebe yapan, yani PCR testine X lira vereceğim, hiç PCR yaptırmaz seçime gitmez isem seçim cezası yemeyi tercih ederim” gibi bir muhasebeye insanları sokmak istemedik. Biz seçime meslektaşlarımızın katılmasını istiyor isek ve onların da ceza almasını istemiyor isek, onların da belli endişeleri var ise, PCR TESTİ OLMAK İSTİYORLAR İSE, bakın altını çiziyorum “İSTİYORLAR İSE” biz buna olanak sağlamak zorundayız, Baro genel kurula gelmeyen üyesine cezayı kesip tahsilatı yapacak kurum ise, baro o testin yapılmasına olanak sağlayan, bedelini de ödeyen kurum olmalıdır, şunu da söyleyeyim; biz 100 TL den anlaştık, yani bu PCR testinin baroya maliyeti kişi başı yüz liradır, meslektaşlarımız harici zamanlarda PCR testini hastane de olmak isterler ise bu ücret de 110 TL dir. Şimdi bu anlaşmayı hastaneye gidip PCR testi olmak isteyen meslektaşımız için yaptık, PCR durumuna göre oy kullanmayı düşünüp düşünmeyen meslektaşlarımız için yaptık, yoksa özel sektörde 250 TL vermek ve yahut devlet hastanelerinde uzun süre sıra beklemek zorunda kalırlardı, bizim derdimiz bu. Biz ( PCR olmak isteyen ve istemeyen) her iki tarafı da düşünerek meslektaşlarımızın endişelerini gidermek yükümlülüğünde olduğumuz gibi hepsine de çözüm üretmek zorundayız, yoksa birini diğerine üstün tutmak gibi bir durumda değiliz, işin özü bu.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER:  Aşı ve uygulanan tedbirler konusunda toplumun her kesimine eşit davranıldığını düşünüyormusunuz?

Başkan Av.Gürkan ALTUN:  Bu salgın ile ilgili aşılar geldiğinde en büyük kargaşa ve tartışma ne idi; birincisi aşılar önce Hakimlere – Savcılara açıldı, katiplere açıldı, adliyenin üç bileşeni var iken bu bileşenlerden sadece hakim savcılara (yaş sınırına bakılmaksızın) aşı vurulma hakkı verildi. Elimizde o zaman fazla aşı olmadığı için sadece nitelikli zümreye, seçilmiş zümreye verilebiliyordu veya sağılık çalışanları gibi çok fazla riski taşıyan kesimlere vuruluyordu. Halbuki Hakim-Savcılar bir 1-X oranında riske sahip ise, avukatlar en az 10-X oranında bir riske sahip, çünkü hem dışarıda- hem içerde, icra dairelerinde yani toplumun her kesimine girip çıkmaları gerekiyor, biz bu yüzden avukatlara da aynı haklar verilsin istedik, ancak bunu yaparken de avukatların hepsine zorla aşı vurulsun demedik…. Biz bütün sosyal medya paylaşımlarımızda, sağlık bakanlığına gönderdiğimiz yazılarımızda sadece; “ Hakim ve savcılara tanınan hakların aynısının avukatlara da tanınmasını” istedik, hatta ben bir adım daha ileri gittim ve; “Bütün meslektaşlarıma aşı hakkı verilinceye kadar kendi adıma aşı olmayacağım” dedim, bunu da yaptım. Avukatlara yaş sınırı kalktı, herkes aşı olabilir duruma geldi, bende o zaman aşı randevumu aldım ve aşımı oldum, bence samimiyet budur, yoksa bazıların yaptığı gibi; kendi yaş gurubuna sıra gelince hemen aşı vurulup, hatta başkalarının sıralarını kapıp ( Biliyorsunuz bazı parti yöneticilerin 20 li 30 lu yaşlarda iken aşı oldukları ortaya çıktı ve bu da basına yansıdı) yani bunu kendine ayrıcalık olarak görüp ondan sonra; kurum siyaseti, baro siyaseti her ne sebep ile olur ise olsun bizim PCR konusundaki ( Test olmak isteyen insanlara kolaylık sağlayan) uygulamalarımızı bir dayatma olarak görenleri samimi bulmuyorum. Kişi kendi içinde verdiği tepkiyi, toplumda da verebilir, bunda bir çelişki yok, ancak bazı şahısların kendisi ile çelişen beyanlarını biz kabul etmiyoruz. Dediğim gibi bu PCR genelgesi ne ilk nede son olacak, Bizim bu genelgelere karşı tavrımız belli, ama sonuna kadar da halkın faydasına olan bütün tedbirlerin yanında oluruz, biz mart ayının ilk haftasından itibaren, maske satışı yasaklanır yasaklanmaz, kurumumuz üyelerine maske dağıtan, bütün idari birimlerinde dezekfendan bulunduran bir kurumuz ve bu güne kadar da, hatta servis hizmetini dışarıdan alır iken kendi araçlarımız ile yapmaya başladık, neden; çünkü dezekfende etme işlemini biz yapmak ve bizzat kontrol etmek istedik.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER:  Hükümetin mali destek vermeden, masrafı karşılamadan insanları maske takmaya, PCR testi yapmaya zorlaması ve aşının yan etkileri konusunda hiçbir garanti vermeden insanları aşıya baskılaması konusunda ne diyorsunuz?

Başkan Av.Gürkan ALTUN:  Bakın bu sağlık konusu tamamen Hükümetten ayrı bir konu olmalı, ben bu konuda iktidara veya muhalefete değil sadece ortalığa konuşuyorum, ben maskenin faydasına inanıyorum, uzmanlar faklı söyleyebilir, benim şahsi görüşüm budur, beni bağlar, ancak bir maske zorunluluğu koyuluyor ise bu maskenin maliyetinin karşılanması bu zorunluluğu koyan genel veya özel idareye, belediyeye, kuruma aittir. Siz en azından kendi kurumunuza giren insanlara, marketinize giren insanlara, lokantanıza giren insanlara o maskeyi vermek ile mükellefsiniz ve bunu da ücretsiz vermek ile mükellefsiniz, birde maskeye erişimin engellenmesini de hala anlayabilmiş değilim, şimdi siz herkese ücretsiz maske verirsiniz, buna mukabil satışı yasaklarsınız amenna, mesela piyasadaki tüm maskeyi siz satın alırsınız, güçlü alıcı olarak daha düşük bedel ödersiniz, yurttaşınıza da ücretsiz verirsiniz, bu kabul edilebilir bir durum, ancak aksi kabul edilebilir bir durum değil. Biliyorsunuz şu sıkıntıyı da yaşadık, benim evime veya yakılarımın evine hiç maske gelmedi, PTT den hiç böyle bir kargo almadık, ama herkese maske gönderileceği söylendi, yapılacağı söylenen şeyin Hükümet tarafından yapılması gerekir, bu en temel kuraldır, biz Bursa Barosu olarak o dönem maskeyi ürettirmek zorunda kaldık.

Ne yazık ki salgın sırasında uygulanan tedbirlerden her kesimi aynı oranda etkilenmedi, Hükümete isteğini kabul ettiren kesimler kapatmalara muhatap olmaz iken, aynı etkiyi yapamayan sektör ve iş yerleri kapatıldı, ekonomi anlamsız bir zarara sokuldu, halbuki salgının ilk başladığı sırada 15 gün tüm ülke iç de ve dışa kapatılıp gerekli tedbirler alınarak bu derece ekonomik tahribat meydana gelmesi engellenebilirdi

Aşıyı ben tüm riskleri alarak vuruldum,  6 gün hastane de yatmış bir covit hastası olarak aşıyı tercih etmemin sebebi; bunun beni ölümden koruyacağı yönündeki düşüncemdir, ben her iki yöndeki görüşleri de dinledim ve tercihimi aşı vurulmaktan yana yaptım, ancak bu şahsın kendi kararı ile yapabileceği bir tercihtir, insanlar bu riskleri göze alabiliyorlar ise bu kararı vermelidirler, herkes biliyor ki bu aşıların 3 faz çalışmaları yapılmadı, her bünye farklıdır, aşı ve hastalık herkes de aynı etkiyi yapmamaktadır. Siz istediğiniz kadar aşı olan insanlardan onam formaları alın bunlar bir şey ifade etmez, yani bu şuna benziyor siz insanlardan istediğiniz kadar ÖTENAZİ yapılabileceğine dair izin alın, bu hukuka uygun olur mu, bu geçerli olur mu olmaz, çünkü ötenazi hukuka aykırıdır. Bir ilaç veya aşı insana zarar verir ise bunu üreten şirketler, bu aşı veya ilaca onay veren kurumlar devletler- Hükümetler sorumlu olur, bu kusur sorumluluğu değildir, ben kusur sorumluluğundan bahsetmiyorum, ben KUSURSUZ SORUMLULUKTAN BAHSETİYORUM, bu sorumluluk esastır, ben “ameliyat ettiğim hasta masada kalsın” diye uğraşan hiçbir doktor olduğunu sanmıyorum, ancak hasta masada kalırsa doktorun kusur sorumluluğu olduğu gibi, onun bağlı olduğu kurumunda sorumluluğu vardır, o zaman bizde ilgili kurum olarak burada devleti görüyoruz, devlet bu sorumluluğu taşımaktadır, tabi bu ölüm veya hastalığın o aşı veya ilaçtan kaynaklandığı kanıtlaması kaydı ile bu sorumluluk vardır.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER: Sonuç olarak PCR testi ve AŞI zorlaması yönünde bir görüşünüzün olmadığını anlıyorum.

Başkan Av.Gürkan ALTUN: Bizim insanlara PCR testi ve AŞI zorlamak gibi bir amacımız yok, kongremizi bize ait yerde değil Bursa Akademik Odalar yerleşkesinde yapıyoruz, ilgili kurumlar PCR ile ilgili buraya bir gözlemci de göndereceklerini söylemediler, İç İşleri Bakanlığı ve Hıfzısıhha kurulunun kararını duyurduk, tebliğ vazifemizi yaptık, kurum olarak da hastalığın bulaşmasını engelleyici gerekli tedbirleri aldık, PCR testi olmak isteyenler için gerekli kolaylığı sağladık, bu tedbirleri de almak zorundayız, her görüş ve hassasiyetteki üyelerimizin hakların korumak ve ihtiyacı olan hizmeti vermek durumundayız,  insan vücuduna müdahale anlamına gelen AŞI VE PCR testi olmak ise insanların kendi tercihleridir.

Av. Cüneyt Bülent ŞEKER: Vakit ayırdığınız ve aydınlatıcı açıklamalarınız için şahsım ve meslektaşlarım adına teşekkür ederim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ