Artık her konuda olduğu gibi eğitimde de yepyeni bir bakış açısı şarttır!

24 Kasım Öğretmenler Gününde eğitimci başkandan sert sözler! İYİ Parti Bursa İl Başkanı Selçuk Türkoğlu; “Başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, şehit öğretmelerimizi ve ebediyete irtihal etmiş öğretmenlerimizi minnetle ve dualarla andık. Türkiye’de bazı gün ve haftalar âdet yerini bulsun diye kutlanır; âdeta 7.gün, 40.gün okuması gibi..

Sezai Karakoç rahmetli oldu; sağken yüzüne bakmayanlar ve hatta ölmüş gibi yok sayanlar, vefat edince ondan şiirler paylaştılar. Rahmetli şöyleydi, böyleydi dediler.
Aynı şekilde Öğretmenlerin yüzüne bakmayanlar, itibarlarını sıfırlayanlar, aldıkları maaşı sefalet ücretine çevirenler ve yılda bir yapılan zamcıkları bile vergi dilimi oyunuyla iç edenler 24 Kasım gelince “Öğretmenim, canım benim” numarasını yapacaklar. Senede bir yapılan ritüellerin en riyakârlarından biridir bu. Nereden biliyorum; kendimden. Zira yıllarca öğretmenlik ve eğitim sendikasında yöneticilik yaptım. Siyasetçilerin bu kuru kutlamalarına gıcık kapardık. Seviyorsan öğretmenleri yada eğitim çalışanlarını, durumlarını düzelt.
İtibarlarını iade et. Müktesep haklarını geri var. Liyakati işlet. Ve günlük kutulama, çitileme işlerinden vazgeç. Seviyorsan değer ver. Aslında 24 Kasım’ın eğitimciler için tek tutulur tarafı; onları milletin kurtarıcısı olarak gören Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasını taşıması. Ama umutsuzluğa yer yok. Biz iyiler, İYİ Partililer tekrar o eski itibarını kazandıracağız en yakın zamanda.
Bir şey değişecek, her şey değişecek. Önümüzdeki süreç bu değişimlerin sinyallerini çok güçlü veriyor. Öğretmenim, durumunu çok iyi biliyoruz. Ne olur dişini biraz daha sık; ha geldik, geliyoruz. Sorunlarını çözeceğiz. Günün olmasa da umudun kutlu olsun. Yürekten yüreğe selam olsun. Zor günlerden geçen ülkemizde milletimiz, yönetemeyenlerin basiretsizliği nedeniyle artan sorunlarla sarsılırken, sizler de bir yandan eğitim sisteminin çarpıklığı altında eziliyor, diğer yandan da giderek yoksullaşmanın sancısını çekiyorsunuz.

Türk lirasının değerinin tepetaklak olmasının ve döviz kurlarının zirve yapmasıyla birlikte ülke ekonomisi adeta alt üst olurken, siz kıymetli eğitim emekçisi kardeşlerim de toplumun her kesimi gibi bu büyük ekonomik travmadan nasibin alıyorsunuz.

Güzelim memleketimizin yönetilemiyor olması, milletimizin her kesiminde zaten kanayan yaraların daha da derinleşmesine yol açıyor. Eğitimde sistem sorunu nedeniyle çok yönlü dertler arasında sıkışıp kalan öğretmenlerimiz, toplumumuzun yoksullaşan kesimleri arasında kalmalarının sancılarını çok daha derinden hissetmeye başladı.

Son yıllarda enflasyonun tavan yapması, tüm vatandaşlarda olduğu gibi eğitim emekçilerinin de alım gücünün düşmesi, temel gıda maddeleri başta olmak üzere hayati önem taşıyan ihtiyaç mallarının fiyatları fahiş rakamlara yükselmesi, gerçek enflasyon artışlarının çok altında kalan maaşların iyice kuşa dönmesi gibi vahim gelişmeler, öğretmenlerimizi dara düşürmüş, zora sokmuştur.

Bunlar bir şekilde kamuda ve özel sektörde çalışma şansı bulan meslektaşlarımızın sorunları.
Ya ellerinde üniversite diplomaları  ve formasyon sertifikaları olduğu halde, evlerinde anne babalarının ellerine bakmak zorunda kalan emekçi kardeşlerimiz ne yapsınlar?
Ataması yapılmayan öğretmenlerin kangren olmuş işsizlik sorununu ne yapacağız?
Bu kardeşlerimizin sayısının, 2023 yılına kadar 1 milyonu geçeceğini biliyor muyuz?

Bir ülkenin asıl büyüklüğü, gelecek nesilleri inşa eden öğretmenlere verdiği değerle ölçülmüyor mu?
Bu mu sizin eğitim neferlerine verdiğiniz kıymet?

Başöğretmenimiz Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Eserinin üzerinde imzası olmayan yegâne sanatkâr öğretmendir’ derken,
eğitimcilerin ne denli önemli bir işlev üstlendiğini gerçekten çok veciz bir sözle ortaya koymadı mı?

Bildiğiniz gibi; Büyük Atatürk, 24 Kasım 1928’de, Dönemin Bakanlar Kurulu’nun ‘Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği teklifini kabul etti. 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında da onun ‘başöğretmen’ oluşunun yıldönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmaya başlandı.
Bu kutlamalar, 26 Kasım 1992’de de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren kararla resmîyet kazandı.

Ancak maalesef, öğretmenlere verilen kıymet, sürekli kağıt üzerinde kaldı. Kamuda ve özel sektörde görev yapan öğretmen kardeşlerimizin özlük hakları başta olmak üzere belli başlı sorunları giderek katlandıkça katlandı.

Soruyorum; Eğitim alanında hizmet verebilmek için yanıp tutuşan özellikle gençlerimizin uğramaya devam ettiği hüsranın yarattığı psikolojik hasarın hesabını kim verecek?
Onların istikbal hayalleri ve geleceğe dair planladıkları iyimser hedeflerine ulaşamamaları ile ilgili sorumlulukları kim üstlenecek?

Vatanına, milletine aşkla, şevkle hizmet edebilmek için umutla bekleyen ancak başvurdukları kapılar hep ana hep yüzlerine çarpılan genç eğitimcilerimizin vebalini kim taşıyacak?
Onların giderek feryada dönüşen sesini duyan var mı?

Ülkemizde onbinlerce öğretmen ihtiyacının olduğunun bilinmesine rağmen atama politikasının yerli yerine oturtulamamasının ayıbı da, ekonomiyi duvara toslatan iktidara ait değil midir?

Kıymetli Dostlar; Artık her konuda olduğu gibi eğitimde de yepyeni bir bakış açısı şarttır. Bunun yolu da; Öğretmen yetiştiren fakültelerin kontenjanları yeniden ele alınmasından, ücretli öğretmenlik uygulamasının sistematize edilmesinden, sektöre emek verenlerin emeklilik şartlarının iyileştirilmesinden ve 3600 ek göstergenin bir an önce gerçekleştirilmesinden geçmektedir.

Öğretmenler bir ülkenin gerçek mimarlarıdır. Büyük Atatürk’ün ‘Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” sözü de bunun ifadesidir. Bu duygu ve düşüncelerle, öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyor; eğitimimizde de her şey mutlaka İYİ olacak diyorum.” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir