EMRE KAYİŞ’İN İLK FİLMİ “ANADOLU LEOPARI”, DÜNYA PRÖMİYERİNİ YAPTIĞI 46. TORONTO ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’NDEN FIPRESCI ÖDÜLÜYLE DÖNDÜ!

Emre Kayiş’in yazıp yönettiği ilk uzun metraj filmi “Anadolu Leoparı”, dünya prömiyerini 46. Toronto Uluslararası Film Festivali’nin Keşif bölümünde gerçekleştirdi. Başrollerini Uğur Polat ve İpek Türktan’ın paylaştığı film, festivalde FIPRESCI (Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu) Ödülü’ne layık görüldü! 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Türkiye prömiyerini yapmaya hazırlanan film, bir hayvanat bahçesi müdürünün, kurumun özelleştirmesini önlemek amacıyla verdiği mücadeleyi konu alıyor.

Yaratıcısı ve senaristi olduğu “Alef” dizisiyle dikkat çeken Emre Kayiş’in yazıp yönettiği ilk uzun metraj filmi “Anadolu Leoparı”, 10-18 Eylül 2021 tarihleri arasında düzenlenen 46. Toronto Uluslararası Film Festivali’nin Keşif seçkisinde yer aldı. Festival kapsamında dünya prömiyerini gerçekleştiren film, Toronto’dan FIPRESCI Ödülü’yle döndü.

Başrollerini Uğur Polat ve İpek Türktan’ın paylaştığı “Anadolu Leoparı”nın oyuncu kadrosunda ayrıca Tansu Biçer, Ege Aydan, Seyithan Özdemir, Osman Alkaş ve Nuri Gökaşan yer alıyor.

Yirmi iki yıldır ülkenin en eski hayvanat bahçesinin müdürü olan Fikret (Uğur Polat), yalnız başına yaşamaktadır. Hayvanat bahçesinin kapatılıp Araplara satılması ve arsasında bir eğlence parkı yapılması uzun süredir gündemdedir. Fikret’in karşı olduğu bu eğilimi şimdilik engelleyen ise, soyu tükenmenin eşiğinde olduğu için koruma altında olan ihtiyar bir Anadolu leoparının halen hayatta olmasıdır. Leopar başka bir hayvanat bahçesine taşınmadan kapanma işleminin başlaması mümkün değildir. Fikret, içine kapanık yardımcısıyla (İpek Türktan) bu değişime karşı mücadele eder. Emre Kayiş, senaryosunu kaleme aldığı ve yönetmen koltuğunda oturduğu filmde; soyu tükenmekte olan yaşlı leoparın hüzünlü kaderinden hareketle, onunla yazgı birliği içinde olan insanların duygu dünyasını ortaya koyuyor.

Türkiye, Danimarka, Almanya, Polonya ortak yapımı “Anadolu Leoparı”nın yapımcılığını Olena Yershova Yıldız üstlenirken, Türkiye’deki ortak yapımcı olarak Kanat Doğramacı (Asteros Film) yer alıyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ve BluTV’nin yanı sıra Almanya, Polonya ve Danimarka’da da çeşitli kurumlardan destek gören film ayrıca yapım aşamasında Jerusalem International Film Lab’de ana ödüle layık görülmüştü.

TatoFilm yapımı “Anadolu Leoparı”, 46. Toronto Uluslararası Film Festivali’nin ardından festival yolculuğuna devam ediyor.

EMRE KAYİŞ HAKKINDA

1984 yılında Ankara’da doğdu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, yüksek lisans eğitimini London Film School’da tamamladı. Mezuniyet filmi Çevirmen, yurt içi ve yurt dışındaki festivallerde birçok ödül aldı ve 28. Avrupa Film Ödülleri’ne aday gösterildi.

ANADOLU LEOPARI”

OYUNCULAR

Uğur Polat

İpek Türktan

Tansu Biçer

Ege Aydan

Seyithan Özdemir

Osman Alkaş

Nuri Gökaşan

Yazan ve Yöneten : Emre Kayiş

Yapımcı : Olena Yershova Yıldız (TatoFilm, Türkiye)

Yetkili Yapımcı : Büke Akşehirli

Ortak Yapımcılar : Kanat Doğramacı (Asteros Film, Türkiye)

Maria Blicharska (Donten & Lacroix Films, Polonya)

Tanja Georgieva (Elemag Pictures, Almanya)

Jon Hammer (Adomeit Film, Danimarka)

Görüntü Yönetmeni : Nick Cooke

Kurgu : Ricardo Saraiva

Ses : Tobias Adam, Michael Kaczmarek

Yapım Tasarımı : Billur Turan

Kostüm Tasarımı : Öykü Ersoy

Cast : Nimet Atasoy

Görsel Efektler : Shehan Andrew W. Bandara

ANADOLU LEOPARI”

Yönetmen Görüşü:

Filme ismini de veren Anadolu leoparını bir metafor olarak seçmemdeki temel sebep, soyu tükenmekte olan ve yalnızca Anadolu’da yaşayan bu canlının hüzünlü kaderinden hareketle onunla yazgı birliği içinde olan, zamanın ruhu altında ezilmiş, mağlup olmuş, bir başka zamana ait insanların duygu dünyasını işlemeyi arzuluyor olmamdı.

Bu sebeple hikâyenin yerleşeceği mekân için doğup büyüdüğüm ve ruhunu yakından tanıdığım Ankara’yı seçtim. Zira Ankara, olanca vakurluğuyla kendisine sığınan yorgun ruhları kollayan, tüm eksiklik ve eziklikleri şefkatle sarıp sarmalayan, Tanpınar’ın deyimiyle dasitani ve muharip bir şehirdir. Hikâyenin hassasiyet, hüzün ve kara mizah ile dolu olan ruh halinin doğal mekânı haline gelmektedir.

Film iki karakter etrafında gelişiyor. Yaşadığı parlak günlerin ardından herkesin kurtulmak için uğraştığı bir fazlalığa dönüşen yaşlı Anadolu leoparıyla benzer bir kaderi paylaşan; zamanın ruhu içinde zayıf düşmüş ancak ona beklenmedik bir eylemle direnecek olan hayvanat bahçesi müdürü Fikret ve yıllardır aynı bahçede memur olarak çalışmakta olan Gamze.

Benim için atmosferinin içine işleyen nostalji duygusuyla Anadolu Leoparı, pek çok açıdan oldukça melankolik bir film olarak nitelenebilirse de, filmin tümünde yapıntı olmasından imtina ettiğim, kişisel bir mizah tonu kullanmaya gayret ederek, orijinal ve evrensel bir perspektif ortaya koymaya çalıştım. Yine filmin bütününde gösterici olmaktan uzak, duru bir görsel dil oluşturmaya çalıştım. Bu sayede izleyiciye anlattığım hikâyenin, gösterdiğim dünyanın dışında çok daha büyük ve karmaşık bir gerçekliği işaret edebileceğime inanıyorum.

Emre Kayiş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir